* Aralık ayı ve 1999 yılsonu enflasyonu hedeflenen düzeyleri aşacak mı?
Evet. Hükümet, KİT ürünlerine 2000 yılında daha düşük oranda zam yapmak için, aralık ayında yüksek oranlı zamlar uyguladı. Bu nedenle toptan eşyada yüzde 57 olan revize hedef aşılacak ve yılsonu enflasyonu yüzde 60 dolayında olacak. Tüketici endeksi ile enflasyon ise yüzde 70'e yaklaşacak.
* Ekonomi biraz canlandığında zam sağnağı başlamaz mı?
Biraz zor. Bazı şirketler zam yaptığında, pazar payını rakibine kaptırabilir. Bu ürün pazarındaki tüm şirketler fiyat anlaşması ile yüksek oranda zam yaptığında Rekabet Kurulu devreye girer ve yaptırım uygular. Ayrıca, dolar değerindeki artış düşük tutulacağı için, fiyatı aşırı ölçüde artan malın yerine piyasaya fiyatı hesaplı ithal malı girebilir.
* Bildiğimiz kadarı ile enflasyonun gerilemesi ekonomiyi durgunlaştırır. 2000'de enflasyon gerilerken, ekonominin büyümesi mümkün mü?
Genelde enflasyonu düşürücü "deflasyonist" ekonomik politikalar, enflasyonu durgunlaştırır. Bu program, büyümenin yüzde 8 olduğu bir yılda uygulansaydı, ekonomik faaliyet yavaşlardı. Ancak zaten ekonomi tüketimi, yatırımı, turizmi ve ithalatı ile bir dip noktasında. Enflasyon düşerken, ertelenen tüketim devreye girebilir. Yatırımlarla 10 milyarı aşan bir dış kaynak akımı sağlanabilir.
* Ham petrol fiyatları yeniden yükselirse enflasyon tırmanmaz mı?
Halen 159 litrelik bir varil ham petrolün fiyatı 26-27 dolar arasında. Sanayileşmiş ithalatçı ülkeler, bu fiyat 30 dolar üstüne çıktığı takdirde muhakkak önlem alır. Ayrıca tüketimin yoğun olduğu kuzey yarımkürede bahar yaklaştığında fiyatlar gevşeyebilir.
* 2000 yılında tarımsal ürün ve gıda fiyatları hızlı bir artış gösterirse ne olacak?
1999 kurak bir yıl olduğu halde, tarımsal ürün ve gıda fiyatlarındaki artış genel enflasyonun 10 puan altında kaldı. Türkiye'de iki yıl üst üste kuraklık yaşanması ihtimali yüzde 4. Sonu çift rakamla biten yıllarda da tarımsal üretim artıyor.
* Dolar 2000 yılında hızlı artarsa enflasyon hedefi tehlikeye girer mi?
Niyet mektubunun ekinde hedeflenen aylık devalüasyon oranları, enflasyon hedefleri ile uyumlu. Benzer bir uygulama, 1994 yılında da yapılmış ve hedeflenen devalüasyon oranları aşılmamıştı.
* Dolar, dünya para piyasalarında atağa geçerse nasıl çare bulunacak?
Halen 1 dolar, 1.93 mark düzeyinde. Bu paritenin 2'yi geçmesi, ABD'nin dış ticaret açığını artırır. Ayrıca gelecek yıl markın ve euronun bir ölçüde değer kazanması bekleniyor.
* İç piyasada dövize hücum olur mu?
Merkez Bankası'nın kasasında bu tür bir hücumu zamanında frenleyecek kadar döviz rezervi var.
* 1997-98 yıllarında olduğu gibi bir "salgın kriz" ihtimali var mı?
1997 yılında G. Kore ve Tayland, 1998'de ise Rusya'daki ekonomik kriz Türkiye'yi etkilemişti. Gelecek yıl, bize de bulaşacak bir salgın kriz ihtimali yok denecek kadar az görünüyor.
* Hükümetin enflasyonla mücadele için atması gereken yeni adımlar var mı?
Var. Örneğin; elektrik enerjisi fiyatlarına geçmiş aylarda yapılan aylık yüzde 5 oranındaki zamların, yüzde 2 dolayına düşürülmesi gerekiyor. Sağlıkla ilgili tarifelerin ve eğitim ücretlerinin de yeni hedefe uyumlu hale getirilmesi şart. Hükümet, fiyat politikası ile herkese örnek olmalı.
* Düşük enflasyon-hızlı büyüme gerçekleşirse, herkese yararlı olacak mı?
Durgunluk ve daralma, insanları yalnız mevcudu korumaya yöneltiyor. Bu ortamda siyaset de etkinliğini yitiriyor. Enflasyonun düşmesi ve canlanmanın başlaması halk kitlelerini, sendikaları ve muhalefet partilerini kendine getirecek. Gelir dağılımı gündeme gelince, muhalefet de güçlenecek.
* Enflasyonla mücadele programının, 30 yıldır uygulanan paket ve programlardan ne farkı var?
- Geçmiş yıllarda enflasyona birkaç cepheden saldırıya geçiliyordu. Bu kez topyekün saldırı var.
- Büyük holdingler, bugüne kadar hükümetlerin düşük enflasyon hedefini desteklemiyordu. Bu defa yaygın desek sağlandı.
- Eskiden ekonomik konularda bugünkü kadar duyarlılık yoktu.
- IMF, Dünya Bankası, Avrupa Birliği ve ABD ilk kez eşzamanlı ve güçlü bir destek veriyor.
- Programın üç yıllık olması, bu vade içinde bir seçimin bulunmaması ve performansın üç ayda bir belirlenen kriterlere göre denetlenmesi başarı ihtimalini yükseltiyor.
- Çalışan kitleler, emekliler, tarım kesimi zorla da olsa bu programın sıkıntılarına katlanacak ve hükümete verdiği son şansın sonucunu bekleyecek.
* Enflasyonla mücadele geçmişte olduğu gibi yarı yolda kalamaz mı?
Koalisyon hükümeti başarıya mecbur. Koalisyon partileri, kamuoyuna antipatik gelen bu kadar reformu yaptıktan sonra bunların meyvelerini almadan yoldan saparsa zor durumda kalır. İstikrar politikasından çark edilmesi durumunda 2004 yılına kadar enflasyon düşürecek bir paket gündeme gelemez. Türkiye, 5 yılını kaybeder. Enflasyon kanserini bu kemoterapi raundu ile yenemezsek, ardından sosyal bünyenin kaldıramayacağı şok tedavileri, at dozu acı ilaçlar ve ameliyatlar gündeme gelecek.
Mücadelede neler eksik?
* İlk eksik siyasi irade ve kârlılık: Kamuoyu ve Türkiye ile ilgilenen uluslararası çevreler, üst düzey teknokratlardan çok Başbakan Ecevit'in ve diğer liderlerin sesini duymak istiyor.
* Gönüllülük ve görüş birliği eksik: İşin başında, enflasyonla mücadele konusunda, kanunlar, kanun kuvvetindeki kararnameler ve genelgeler etkili olabilir.
Ancak bu üç yıllık büyük "sefer"in başarıya ulaşması için, geniş kitlelerin, iş dünyasının, muhalefetin ve sendikaların da rızasını ve desteğini almak lazım.
* Heyecan, coşku ve umut da eksik: Siyaset adamları ve teknokratlar, çekilen fedakârlıklar sonunda ortaya çıkabilecek olumlu tabloyu ve hızlı büyüme potansiyelini halka anlatamıyor.
* Kampanyanın halkla ve basın ilişkiler stratejisi yok:
Başbakan Ecevit, enflasyonla mücadele konusunda yalnız portatif kürsüde açıklama yaptı. Başbakan'ın yeni yılda, tüm kanallarda verilecek çok geniş kapsamlı bir basın toplantısı ile enflasyona karşı ilan edilmemiş savaşı, resmileştirmesi şart.
FARUK TÜRKOĞLU