kapat

24.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


Adalet Bakanı ve eşi açıkladılar:

Alaattin Çakıcı'yı tanımıyoruz...

Dün yazdığım ilk yazıda şöyle diyordum: "Herşeye, her türlü olasılığa harızırız artık. Türkiye'de her an hiç beklenmedik bir olay olabilir. Ama lütfen söyleyin bana, insan herşeyden şüphelense bile ülkenin adalet bakanından şüphelenebilir mi? Ve eğer bu da olursa o ülkede nasıl yaşanır?"

Birden bire bütün bunların çok fazla geldiğini düşündüm. Bakan'ın son günlerde gazetecilere pek sempati duymadığını bilmeme rağmen önce eşini, sonra da kendisini arayarak merak ettiğimiz birçok sorunun cevabını aldım. Önce Bayan Türk'ün Çakıcı'yla akrabalık iddiasına cevabı:

"Ben Sivas'lıyım, Çakıcı Karadenizli. Nasıl akraba olabiliriz ki?"

- Eşinizle akrabalığı var mı?

- Kesinlikle yok böyle bir şey. Eşim de, Çakıcı da Trabzonlu. Ama eşim Of'lu. Of'tan da 10 yaşında ayrılmış. Trabzon'un 19 ilçesi var, aynı bölgeden değiller. Gazeteciler muhtara kadar gidip sormuşlar. Biz politikacıyız, şimdi endişe duyuyorum, eskiden çekilmiş bir fotoğraf karesinde tesadüfen Çakıcı'nın bir yakını çıksa "Tamam, akrabalar" denecek. Böyle şey olur mu?

Hikmet Sami Türk
Adalet Bakanı Türk ise Hürriyet'de çıkan "akrabalık" haberine hemen "Hiçbir ilişkimiz bulunmamaktadır" şeklinde açıklama gönderdiğini ama bunun yazılmadığını söyleyerek "Şimdiye kadar Adalet Bakanı olarak çok haksız hücumlara maruz kaldım. Bir ülkede adalet bakanı bu kadar kolay tahkir edilemez. Ben de yasal haklarımı kullanmaya karar verdim. İftira atanlara dava açacağım" dedi.

* Efendim, nedir bu Çakıcı'nın sorgulanamaması konusu? İçişleri Bakanı Sayın Tantan'la aranızdaki çekişme nedir?

- Açıklayayım; sözleşmeye göre muvafakat talebi için sanığın beyanının alınması gerekiyor. Biz de, içinde Türkbank olayının da bulunduğu suçlardan yargılanması için Fransa'ya yeni muvafakat talebinde bulunduk. Olay budur.. Çakıcı "Fransa muvafakat ederse savunmamı o zaman yapacağım" dedi.

Sayın Tantan'la aramızda sürtüşme yok. Belki bir yorum farkı vardı. Ben "Kendisi konuşacak olursa engel yok" diyorum. Yargı süreci devam ediyor. Ancak Cumhuriyet Savcısı görev verirse polis sorgulayabilir.

* Son bir soru.. Gülay Hanım bugüne kadar yakalanamamıştı şimdi affı da düşünerek kendini özellikle yakalatmış olabilir mi?

- Hiç düşünmedim, bizim görevimiz iadesini istemek.

* Hong Kong'daki Büyükelçiliğimiz kırmızı bültenle aranan bir suçlunun pasaportunu nasıl uzatabilir?

- Bunu bana sormayın. Ama bence de olmaması gerekir.

Gülay Aslıtürk aptal mı?

Gülay Hanım İngiltere'de Vatandaşlık ve Muhaceret Bürosu'nda yabancılar polisi tarafından yakalanıyor. Bunca zamandır iki üç kıta arasında mekik dokuyan ve yakalanmayan şeytani zekâya sahip bu kadın şimdi neden yakalandı acaba? İnanın bana bu tesadüf, cinlik veya saflık değil. Gülay Aslıtürk şu sırada yakalanmak işine geldiği için yakalandı. Ortam müsait; Apo ve Çakıcı davaları yüzünden yargı görevini yapamıyor, af tasarısı yolda.. Kaçacağına gelir bu kargaşada kendini temize çıkarır. Biter, gider. Aynen koşarak gelen diğer suçlular gibi. Yalanlar hazır, temizlik ise kolay nasılsa.. Namusu, şerefi ve çocuklarının başı üzerine yalan yemin edebilen bir kadın bunu mu yapamayacak? Bekleyin ve görün, fazla uzun süreceğini hiç sanmıyorum.

Tarihin sesi Kutay!
91 yaşındaki Atatürk dönemi uzmanı tarihçi ve yazar Cemal Kutay şu sıralar Recai Kutan ve Fehmi Koru gibi isimlerin saldırılarıyla uğraşıyor.

Ne Kürtlüğü kaldı, ne kuran kursu açtırdığı, ne bir aşiret ailesinden geldiği.

Gerçi bu söylenenlerin hiçbiri bir hata, bir suç değil ama nedense söylenme tarzları hep suçlar gibi.

Cemal Kutay, bu konuda kendisini telefonla aradığımda haklı olarak saldırılara isyan ediyor "Vicdan sahibi insanların kendisini yalnız bırakmamasını" istiyordu.

Bence işin asıl ilginç yanı işlerine geldiği zaman hep insan haklarından, demokrasiden dem vuranların bu suçlamaları yapıyor olması.

Cemal Kutay "Benim yazdıklarım Türkiye'nin bugünkü değil, yarın ki gündemi. Atatürk döneminden bugüne erişmiş son kalem benim ve benim inandırılcılığımdan rahatsız olanlar var" dedikten sonra şöyle devam ediyor:

"Kuran Kursu açtırdığımı söylüyorlar, ben Arapça kurslara karşılık Türkçe Kur'an Kurslarının, Türkçe din derslerinin kavgasını yaptım. Onu söylemiyorlar. Millet Mecmuası'nda söylenen buydu. Ne yaparlarsa yapsınlar, yolumdan dündüremezler."

Söylenenler yeterince açık ve inandırıcı değil mi sizce de?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır