kapat

24.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Hay isminle çok yaşa!

Yeni evlilere söylüyorum.. Bebenize isim korken iyi düşünüp yakışıp yakışmayacağını hesaba katın.. İsmi uyduramayıp başınızı ağrıtmayın.. Sonra "Su içinde dikme taş, bazen kuru bazen yaş.." hallerine düşersiniz..

Kemal Zeki Gençosman'ın derlediği Milenyum Çocukları İçin Türkçe İsimler Sözlüğü'nden sizlere tavsiyelerde bulunmadan önce bir tembihatım olacak.. Siz siz olun, çocuğunuza taşıyamayacağı isimler takmayın..

Özellikle de iddialı isimler takmayın..

Neden derseniz, ağır gelir.. Taşıyamaz.. Altında kalır..

Mesela bir dayım bunun acısını bizzat yaşadı.. 1960'lı yıllar.. Çetin Altan ağabeyin adı Türkiye siyasetinin içinde bayrak gibi dolaşıyor.. Tuttu, yeni doğan oğluna Çetin Altan adını koydu..

Normal bir doğumla dünyaya gelen bebek Demirel yönetimindeki memleketimizin siyasal havasına dayanamadı.. Bir ay içinde ölüverdi..

ooo

Aile büyükleri bu olayı değerlendirirken tıbbi sebeplerden çok, kafayı çocuğun "gelenek dışı" adına kafayı taktılar ve sonunda:

- "İsim ağır geldi, bünyesi kaldıramadı.." hükmüne vardılar.. Tabii o yıllarda televizyon yayınlarının başlamamış olması da bebek için talihsizlikti.. Eğer televizyonun hayatımıza girdiği bir dönemde dünyaya gelseydi, adı büyük bir ihtimalle "Musa Ceyar" olacaktı..

Ağır isim merakı..
Büyük adamlarının ismini koyma merakı babamda vardı, sonuçlarının nasıl olumsuz olduğunu oradan biliyorum.. Komşularımızdan birinin bir oğlu oldu.. "Doktor Bey adını ne koyalım.." diye babama danıştılar..

Aile Tatar kökenliydi.. Babam da "Tatarların büyük şairi Ali Şir Nevai'dir.." deyip çocuğa o ismi koydurdu.. O çocuk da adını taşıyamadı..

Ali Şir Nevai adlı çocuk büyüdü, hırsızlığa meyletti.. Bu mesleğe şiirsel bir katkısı olup olmadığı tartışılır.. Çünkü kullandığı teknik öyle aman aman yaratıcılıkta birşey değildi.. Mahalle aralarında eskici gibi dolaşır, evlerin birinin balkonunda asılı bir kilim ya da seccade gördü mü kucağında taşıdığı kediyi eliyle tartar, gözüne kestirdiği kilim ya da seccadeye fırlatırdı..

Kedi tepesi üstü düşmemek için tırnaklarını kilime veya seccadeye geçirince eylem tamamlanırdı.. Çünkü hayvanın ağırlığı sayesinde bir ipe asılı duran malın balansı bozulur, aşağı düşerdi..

Ali Şir Nevai de kilimi alır ortadan kaybolurdu..

Babamın edebi beklentilerle isim taktığı Ali Şir Nevai şimdi sabıkalı ama tövbekâr..

ooo

Dr. Abdullah Duman'ın aynı beklentilerle isim verdiği bir Mehmet Akif, bir Tevfik Fikret daha var.. Mehmet Akif çok yetenekliydi.. Akrabam olduğundan biliyorum.. Genç yaşta bir kazada vefat etti..

Eğer hayatta olsaydı ve eline biraz filgramlı kâğıt geçseydi, şu anda başımızdakiler zor duruma düşerdi..

Ailemizin Mehmet Akif'i para basma konusunda hazine ile yarışacağından ekonomik reform yapmaya cesaret edemezlerdi.. Yine akrabadan olan Tevfik Fikret ise okumadı..

Daha doğrusu klasik eğitim sistemini reddetti.. Şimdi Ankara Seyranbağı minibüs hattında değnekçilik yapıyor..

Benim adım da Selahattin Eyyubi'den galat.. Hakkını verip veremediğimi tartışmayacağım..

Ama çocuklarınıza iddialı isimler takmayın yolundaki tembihatımı tekrarlayacağım.. Çünkü iddialı bir isim taktığınız çocuğun nasıl birşey çıkacağını kimse kestiremez..

Böyle bir hatayı komşularımızdan biri yapmıştı.. Bir oğulları oldu.. İlk çocuğa sahip olmanın coşkusu ile tutup, bebeye Barbaros adını verdiler..

Eh! Yine iddialı bir isim ama ne yapalım..

Zaten oğlanın bu ismin hakkını verip veremeyeceği bebekliğinde pek anlaşılmıyordu.. Ne zaman ki bebe biraz ele avuca geldi, o zaman ailesinin topluma nasıl bir Barbaros kazandırıldığı daha iyi görüldü..

İkinci kuşak Barbaros..
Valla ne yalan söyleyeyim.. Ben çocuğun beş yaşındaki halini hatırlıyorum.. Kafası şöyle elim kadar, vaşington portakalı hacminde ya vardı ya da yoktu.. Mikrosefal yani.. Kulaklar minyatür çanak anten açısında duruyor.. Oğlanda göz bozukluğu erken teşhis edildiğinden gözlük de takmışlar.. Ailesi, kafanın küçüklüğünü de kompleks yapmış..

Oğlana kafasına bir de fötr şapka giydirip, sokağa öyle çıkarıyorlar.. Şapka pazar yerinde satılan çocuk işi birşey lakin yine de kafaya bol geliyor.. O yüzden içini gazete kağıdı ile takviye etmek de para etmiyordu..

Hey yarabbim..

Dev gibi kadırgaların güvertesine sığmayan koca Barbaros Hayrettin Paşa nerede? Annesinin elinden tutup gezdirdiği bu marazlı panayır şebeği nerede?

ooo

Eğer o ailenin elinde Milenyum Çocukları için Türkçe İsimler sözcüğü bulunsa büyük ihtimal bebeye "Barbaros" adını vermezlerdi.. İhtimal "Süppü.." adını koyarlardı..

Çünkü adı geçen isim sözlüğünün girişinde eski Türk kavimlerinde çocuklara nasıl isim takıldığı anlatılıyor.. Bir kere çocuk doğar doğmaz "paaat!" diye isim takılmıyor.. Bir marifet göstermesi bekleniyor..

Çocuk doğacak, ele avuca gelecek.. Sağlıklı mı marazlı mı ona bakacaksın, görünüşünden ne olacağını kestirip ona göre isim koyacaksın.. Bir de Azrail'i kandırma manevrası var.. Bebek ölümüne karşı tedbir.. Çocuğa değersiz isimler takılıyor ki Azrail de değer verip, canını alma derdine düşmesin..

Mesela "İtısırmaz" ismi.. Mesela "Domuz.." ismi..

Bunlar biraz itici.. Çocuğu büyüdüğünde zor durumda bırakır lakin ille de Azrail'e şaşırtmaca verilecekse "Süppü.." adını seçerdim.. Süprüntüden galat türetilmiş bir isim.. Kulağa değişik geliyor..

Fötr şapkalı, portakal kafalı, gözlüklü bir bebeye Barbaros isminden daha fazla yakışacağı da kesin..

Haydaaa! Yine yerimiz bitti.. Milenyum isimleri önerecektik, elimizde kaldı..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır