2000 yılının Türkiye'ye çağdaşlaşma yolunda büyük olanaklar getireceğini bize söyleten sebepler neydi?
Avrupa Birliği'ne üye adaylığımız demokratik geleceğimizi, IMF ile imzalanan anlaşma ise ekonomimizi güvence altına alacak..
İki olay birbirinden ayrılmayan, biri ötekinden daha az önemli olmayan adımlardır.
IMF'ye verdiğimiz sözler de sonuçta demokrasi ve insan hakları ihlâllerine son verecek taahhütler değil mi?. Enflasyon, en ağır haksızlıkların karambolu değil mi?
İşkence ve kötü muamele genellikle bireysel ama enflasyon kitlesel bir kıyımdır.
Yığınların kandırılması, soyulması ve her türlü suça kışkırtılmasıdır.
Güzel sözleri çerçeveletip asmayı severiz fakat uydurmaktan hoşlanmayız. Meselâ..
Almadan vermek Allah'a mahsus..
Refahı arttırmanın tek yolunun üretimden geçtiği gerçeğine yıllarca sırtımızı döndük. Parayla oynayarak refah sağlanacağını zannettik.
Gerçekten küçük bir azınlığın refahı arttı ama bu, üretimden gelmeyen, enflasyonla soyulan yığınların cebinden çalınan, boğazından kesilen paralarla oldu. Bu yüzden orta direk kayboldu, zengin-fakir uçurumu büyüdü.
Kimse IMF destekli istikrar programı aleyhindeki kışkırtmalara kapılmasın.
IMF emperyalizmin mali polisi değildir, uluslararası nitelikli bir klinik gibidir. Bu kuruluş hasta ekonomilere zorla el koymaz. Hastaların başvurusunu kabul eder.
Onu da, iyileşmeye kararlı, fedakârlıklarına razı bir hasta olarak görürse..
Yıllarca birbirimizi kazıklayarak, devleti yağmalayarak ve çocuklarımızın yaşamını ipotek altına sokan borçlara girerek yaşadığımız avanta dönemi bitmiştir.
Bitmek zorundadır.
Ama bitirmemek için savaşanlar olacaktır.
Hiç değilse eski düzenin soyulanları bunların tuzağına düşmesin!
İpe çekilen adalet
Yargıtay Başsavcısı da itiraf etti:
İdam cezası, adaletin en büyük engeli haline gelmiştir.
Vural Savaş NTV'de şöyle dedi:
"Eğer infaz edilmeyecekse niye kaldırmıyorsunuz? Üstelik Avrupa'da yakalanan bir- takım idam cezası gerektiren sanıklar iade edilmiyor. Faydası yok, zararı var.."
Yurt dışına kaçmayı başaran suçlular, yakalanıp Türkiye'ye iade edilseler bile idamlık suçlarının hesabını vermekten ve cezasını çekmekten kurtuluyorlar.
Üstelik bu suçlular, çetelerden kurtulma şansını yaratacak bilgileri de aynı nedenle açıklamak mecburiyetinden kurtuluyorlar.
İdamı adalet adına savunanlar, adaletin kılıcını elinden alıyorlar.
Vural Savaş yine NTV'de Çakıcı'nın tanık olarak ifadesinin alınmasının daha iyi olacağını belirterek "Aksi halde susma hakkını kullanır, bir şey söylemez" dedi.
Yani Türkiye'de tanık olacağına sanık ol!
Tanık sıfatıyla Çakıcı'ya ne soracaklar?
"Sayın Çakıcı, siz karınızı, eski arkadaşınızı falan öldürtüp kamu ihalelerine fesat karıştırmışsınız. Böyle bir şey duydunuz mu, gördünüz mü?."
Adalet bu kadar iğdiş edilmez..
Apo uğruna adaleti ipe çektiğimizi ne zaman göreceğiz?