kapat

24.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Ruh hali raporu: Burası karanlık bir hücre gibi
Yaşadığım en büyük sıkıntı elimdeki gücü etkin bir şekilde kullanamamaktı. Çünkü ülkeler müdahale ediyordu: "Onu yapmayın, bunu yapmayın!"

General Aideed'in yaptıkları bini aşmıştı. Ona karşı bir operasyon düzenleme kararı aldık. Harekata bir gün kala UNOSOM-II'nin sivil kanadından bir BM görevlisi benimle özel olarak görüşmek istedi. Bir Afrika ülkesinden olan bu kişi, fraksiyon liderleri ile görüşmeleri yürüten bölümdendi. Kabul ettim. Bana özetle Aideed'i masum göstermeye çalıştı ve ayrıca harekatın gününü öğrenmeye çalıştı. Ona Aideed'i mutlaka cezalandıracağımızı söyledim.

Bu kişiyi bir daha ortalıkta görmedik. Belli ki Aideed'in adamıydı ve deşifre olmuştu. İlerleyen günlerde ise Amiral Howe'un makam soförünün Aideed'in yakın adamı olduğu ortaya çıktı.

KABİLECİ AMERİKALI
Burada kim hangi taraftan, belli değildi. Kararagahta İngilizce bilen Somaliler'i kullanıyorduk. ABD'den Somali lisansınını bilen Amerikalılar getirilmişti. Belli bir ücret karşılığında çalıştırıyorlardı.

Bir adam hatırlıyorum mesela. Onu çok daha sonra, ABD'ye gittiğimde, markette kasiyer olarak çalışırken gördüm. "Sen Somalilisin, değil mi," diye sordum, "Beni hatırlıyor musun," dedim. Yüzüme baktı. "Hatırladım," dedi, "General Bir, değil mi," dedi. Sordum: "Peki sen hangi fraksiyondandın?" Aynen şöyle dedi: "Ben Aideed taraftarıydım." İşte böyleydi orası: Tercümanlık yapıyor ama karşı taraftan. Arkanı dönmeyeceksin; sırtını hep duvara vereceksin.

***

11/12 Haziran gecesi, sabaha karşı Aideed karşıtı harekat başladı. Önce radyosu ve silah depoları uçaklar tarafından etkisiz hale getirildi. General'in komuta merkezi olarak kullandığı bina nokta hedefi olarak seçilmişti. Burası da hava harekatı ile yerle bir edildi. Sonra arama yapıldı ve çok sayıda makineli tüfek, roketatar, mayın ve mühimmat ele geçirildi. Harekat sürerken militanlar kadın ve çocukları kullanarak Fas Birliği'ne yaklaşmıştı. Elbiselerin altına saklanan el bombaları ve silahlarla dört askeri öldürdüler. Bu olaydan sonra Amiral Howe, Aideed'i yakalayana ya da yerini bildirene 25 bin dolar ödül vereceğini açıkladı.

Bu arada Mogadişu'ya intikal ettirdiğimiz bir bölüğü, ihtiyat olarak, birkaç gün daha kentte tutmak istedim. Hemen ertesi gün o ülkenin genelkurmay başkanından, "Buna yetkiniz yok, birliğiniz hemen esas bölgesine dönsün," diyen bir mektup aldım.

O an gerçekten çok üzüldüm. O genelkurmay başkanı acaba 24 askeri şehit olan Pakistan Genelkurmay Başkanı'nın yerinde olsa ne yapacaktı? Zaiyat verildikçe bu tip itirazlar artıyordu.

Ne memleket özlemi... Ne Ekvator sıcağı... Ne havan mermileri... Ne kötü şartlar... Görev sürem içinde yaşadığım en büyük zorluk, yukarıda belirttiğim gibi elimi kolumu bağlayan, muharebe gücümü toplamama izin vermeyen bu şartlardı.

***

Aideed'i vurmuştuk. Ama yakalamak mümkün olmamıştı. Bu görev ABD'nin Mogadişu'daki Çevik Güç unsuruna verildi. O arada Aideed bizi rahatsız etmeye çalışıyordu. Bunun için de her yola başvuruyordu. Mesela bir yandan yiyecek dağıtımını engellerken bir yandan da açlık çeken insanları yayınlamaları için TV'cilere gösterip, kendilerini acındırıyorlardı.

MEDYA NASIL UYANDI?
12 Temmuz 1993 günü General Aideed'in bize yani BM gücüne karşı yeni bir saldırı organize etme amacıyla bir toplantı yapacağını öğrendik. ABD Çevik Gücü'ne ait Helikopter Birliği Aideed yandaşlarını vurdu. Ardından arama yapıldı. Çok miktarda silah ele geçti.

Bu arada Reuter Haber Ajansı'ndan 3, Associated Pres'ten ise 1 gazeteci militanlar tarafından öldürüldü. Dünya bu olaylardan sonra Aideed'in gerçek yüzünü anlamaya başlamıştı. Anlamıştı ama bizim durumumuz hiç de parlak değildi. Ülkeler önce kendi menfaatlerini düşünüyordu. Bunun neticesinde UNOSOM'un gücü giderek azalıyordu.

BM'nin UNOSOM-II Komutanı olarak kendimi penceresiz karanlık bir odada elleri arkadan bağlı bir şekilde odanın tek demir kapısını onuzları ile açmaya çalışan biri olarak görüyor ve bu ruh hali içinde göre yapmaya çalışıyordum.

ÇEVİK BİR


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır