kapat

24.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Bir yıl önce Başbakan adayıydı
Kader mi yoksa oyun mu? Yalım Erez geçen yıl bugünlerde kabine kursaydı, belki nice reformun altında imzası olacaktı. Ama o şimdi evinde oturuyor..

Zaman nasıl da hızla akıyor. Daha geçen yıl bu günlerde, Türkiye'nin "hükümet topu" penaltı noktasına dikilmişti. Topun başında Yalım Erez duruyordu. Demirel, hakem düdüğünü öttürmüş, hükümeti kurma görevini Erez'e tevcih etmişti. Her nedense, kamuoyunda gizli bir mutluluk rüzgârı esiyordu. Ama liderlerimiz, milletin kalbinin derinliklerindeki sevgiyi bildikleri için, bu sevince kulak asmadı. Hepsi birden Erez'in golünü kurtarmak için kaleye dizilmişlerdi.

Tabii ki en ortada Çiller duruyordu. Top Çiller'den sekerse, golü önleyecek daha dört kaleci vardı. Yılmaz, Ecevit, Kutan ve Baykal! Bütün kamuoyunu yanına aldığını düşünen Erez, büyük güvenle, orta sahaya kadar gerilip şutunu çaktı. Ama zavallı top Çiller'in ellerinde kaldı. Çiller, ani bir manevrayla Ecevit'e yeşil ışık yakmış ve Erez'in gol sevincini kursağında bırakmıştı. Üç gün içinde şartlar, eskiye rücu ediverdi. Erez, mazbatayı Baba'ya teslim edip, ilk uçakla İstanbul'a döndü.

***

Erez'e Yeşilköy'deki evine çekilip, ailesi ve işleriyle ilgilenmekten başka seçenek kalmıyordu. Önceki gün, Yalım Erez'e "Siyaseti bıraktınız mı?" diye sorunca şu cevabı aldım:

"Türkiye'deki liderlik sistemi değişmedikçe, gerçek anlamda siyaset yapmanın bir anlamı yok. Kendimi bildim bileli siyasetin içindeyim; parlamentoya ilk kez 1995 yılında girmiştim. Ama gördüm ki, bu sistemde gerçekleri anlatmak mümkün değil. Nitekim ben biraz konuşunca, herkesi korkuttum. Korkutunca da, neler oldu biliyorsunuz."

"İçinde bulunduğunuz süreci nasıl görüyorsunuz" diye sorduğumda ise, Erez'in cevabı şöyle oldu:

"Herkeste bir iyimserlik var, ama ben bu kadar iyimser değilim. Enflasyonu Merkez Bankası tedbirleriyle önleyemezsiniz. Zaten Türkiye'nin önündeki asıl sorun, ekonomik değil, siyasidir. Şimdiki liderlik sistemini değiştirip, gerçek parlamenter sisteme geçilmedikçe bir yere varılamaz. Bu kafayla gittiğimiz sürece değil 2004'te, 2020'de bile AB'ye giremeyiz."

***

Yalım Erez, üzgün yahut kırgın değil... Çünkü, kişilere değil çarpık yapıya bakıyor. Akşamlarını daha çok evinde ailesiyle geçiriyor. Tony Blair'in siyaset çizgisini inceliyor. Okumakta olduğu kitaplar ise, Arcayürek'in "Üç Adam"ı ile Onur Öymen'in "Türkiye'nin Gücü" isimli eserleri.

Sevgili başkentimiz, kimbilir daha kaç yıl, nice nice değerli kadroyu bu şekilde erken emekli edip, Bağkurlu'dan beter hallere düşürecek? Zaten, yıllar yılı çoğu değerli kadro böyle diskalifiye edildiğinden değil mi ki, sosyal hayatımız siyasetimizin önünde gidiyor..

İLKER SARIER


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır