kapat

24.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Yoğunluk kamu sektöründe
Niyet mektubunda çalışmaların, tarım reformu, sosyal güvenlik, kamu maliyesi ile vergi alanında olacağı belirtiliyor. Enflasyonla mücadele çabalarının güçlendirilmesi ve döviz kurunun desteklenmesi için ek tedbirler konulabilecek

Gelirler Politikası:
35. Gelirler politikası enflasyondaki düşüşü ve döviz kuru politikamızı desteklemek ve özellikle özel sektöre ücret ve fiyat artışlarını hedef enflasyon ile aynı oranda belirlemeleri hususunda yol göstermek açısından temel olacaktır. Bu amaca yönelik olarak memurların ücret artışları hedeflenen TüFE enflasyon oranı (2000 yılında toplam %25, %'15i Ocak 1'de ve geri kalanı Temmuz 1'de) ile aynı olarak belirlenecektir. Bu artışların memurları alım güçlerinde meydana gelecek azalmaya karşı korumaya yeteceğine inanıyoruz. Ancak, TüFE enflasyonu 2000 yılının ilk altı ayında %15'i geçerse, Temmuz ayında memur maaşları ilk altı aylık TüFE enflasyon oranı ve %15 arasındaki fark kadar daha ek olarak artırılacaktır.

36. Asgari ücret artışları Hükümet temsilcileri, sendika temsilcileri ve işveren temsilcilerinden oluşan Asgari ücret Komisyonu tarafından belirlenmektedir. Ancak Hükümet 2000 yılındaki asgari ücret artışlarının hedeflenen enflasyon oranı ile aynı doğrultuda olması için çalışacak.

37. Gelir politikası, memur maaşlarının beklenen enflasyonu ve bütçe dengelerini baz alacak şekilde reel olarak artırılacağını düşündüğümüz 2001 ve 2002'de de önemli rol oynamaya devam edecektir.

Yapısal Reform
38. Yapısal reform programımız 2000 yılında uygulanan bütçe uyum politikalarını orta vadede sürdürülebilir hale getirmeyi, kamu sektörü borcuna ilişkin faiz ödemelerinin yükünü düşürmeyi, şeffaflığı ve ekonomik etkinliği artırmayı, ve kamu sektörünün vukuu muhtemel yükümlülüklerini azaltmayı hedeflemektedir. Tüm bunlar düşük enflasyon ortamında yüksek büyümenin sürdürülebilmesini sağlayacak ortamın yaratılması için gereklidir. Programın ilk yılına ilişkin yapısal kriterler aşağıda gösterilmektedir.

39- Kamu mali kesimindeki yapısal refomlar, kamu finansmanını kuvvetlendirmeyi, orta vadede topluma daha iyi hizmet sunmayı, vergi yükündeki eşitsizliği gidermeyi ve kamu harcamalarındaki israfı azaltmayı hedefleyecektir. Bu amaçla, çabalarımız ilk önce dört ana alanda yoğunlaşacaktır. Tarım reformu, Sosyal Güvenlik Reformu, Kamu Mali Yönetimi ve Şeffaflık ile vergi politikası ve idaresi.

40- Halihazırda uygulanmakta olan tarımsal destekleme politikaları fakir çiftçilere destek sağlamanın en düşük maliyeti yöntem değildir. Yapılan uygulama, zengin çiftiçlere fyada sağlamakta ve tarım alanındaki karar verme mekanizmasının birçok bakanlık ve kamu kurumu arasında dağılmasından ötürü husule gelen parçalı ve yapı nedeniyle tutarlı olmamaktadır. Bütün bunların ötesinde, bu politikalar, son yıllarda ortalama olarak GSMH'nin %3'ü gibi bir maliyet ile vergi mükellefleri üzerinde ağır yük getirmekterdir. Reform programımızın orta vadeli amacı var olan destekleme politikalarını safhalar halinde ortadan kaldırmak ve fakir çiftçileri hedef alan doğrudan gelir desteği sistemi ile değiştirmektedir. Bu, ilk öncelikle 2000 hasat yılı için bir pilot program uygulamaya konarak yapılacaktır. Bu pilot çalışmanın sonuçlarına göre, doğrudan gelir desteği sistemini 2001'de ülke çapına yaygınlaştıracağız. 2002 sonuna kadar tamamlamayı beklioyoruz.

41- Geçiş döneminde tarım politikaları rasyonelize edilecektir. Bu amaca yönelik olarak hükümet hazihazırdaki destekleme politikalarının 2000 yılındaki uygulamasında belirleyici olacak ve doğrudan destek sistemi tam uygulamaya konamadığı takdirde 2001 yılı için de geçerli olacak olan aşağıdaki prensipleri ilan edecektir.

- 2000 yılı hububat destekleme fiyatları, destekleme fiyatları ve tahmin edilen dünya piyasa fiyatı arasındaki fark, tahmin edilen dünya C.I.F. piyasa fiyatının %35 'inden fazla olmayacak şekilde belirlenecek ve 2001 yılında bu fark daha da azaltılacaktır. Destekleme fiyatları ton başına 15 USD den aşağı olmayacaktır. İthal tarifeleri, tarife dahil ithal fiyatı, yukarıda açıklanan destekleme fiyatından daha yüksek olacak şekilde ayarlanacaktır. TMO tarafından yapılan hububat alım miktarını düşürmek ve TMO'nun yüksek miktarlı stok tutmasından kaynaklanan zararlarını ortadan kaldırmak için hükümet, TMO iç satış fiyatlarının (I) TMO'nun alış fiyatı artı satış zamanına kadar olan maliyetinden (Stoklara zımni olarak uygulanacak oranı dahil olmak üzere) veya (ı) aynı kalitedeki hububatın ithal tarifesi dahil parite fiyatından, hangisi daha az ise o fiyattan daha düşük olmayacağını açıklayacaktır.

- Hükümet çiftçilere verilen kredi subvansiyonunu safhalar halide tedricen oradan kaldıracaktır. Ziraat Bankası ve Halk Bankası tarafından verilen kredi subvansiyonlarının toplam maliyeti 1999 yılı için tahmin edilen GSMH'nin % 1.2'lik seviyesinden 2000 yılında GSMH'nin % 0.6'sına düşecektir. Bu amaçla Ziraat Bankası ve Halk Bankası subvansiyon oranının belirlenmesinde aşağıdaki mekanizmayı ortaya koyacaktır. (Bir ön koşul olarak): 1) Subvansiyonlu faiz oranı referans oranına eşit hale gelinceye kadar düşürülmeyecektir (Referans oranı osn üç aydaki 12 aylık-veya 12 aya en yakın vadeli- hazine bonosu ihaleleri ortalama faiz oranının 1.05 ile çarpılması ile hesaplanmaktadır. II) Daha sonra subvansiyonlu oran referans oranı ile aynı kalacak; ve III) Referans oranı artmaya başlarsa referans oranını subvansiyonlu oran üzerined kalan yüzdelik farkı artmayacaktır. Kredi kullanıcılarına sabit faiz oranı (Kredi alındığındaki subvansiyonlu kredi faiz oranı) veya piyasada geçerli olan subvansiyonlu orana eşit değişken faiz oranı arasında seçim hakkı verilecektir. Ziraat Bankası ve Halk Bankası tarafından verilen subvansiyonlu kredi miktarındaki artış 2000 yılında % 55'i geçmeyecektir.

42- Yeni hükümet Sosyal Güvenlik Reformuna ilişkin kapsamlı gündemin ilk parçasını tamamlamış bulunmaktadır. Eylül ayında Meclis'te onaylanan reform: Asgari emeklilik yaşını sisteme yeni dahil olanlar için hemen 58/60 ve halihazırda sistemde dahil olanlar için ise 10 yıllık bir geçiş dönemi ile 52/56 olarak artırmakta; emekliliğe hak kazanabilmek için gerekli asgari prim ödeme süresini artırmakta; ortalama aylık bağlama oranını %65'e çekmekte; emeklilik maaşını tüfeye bağlamakta; prime esas ücret tavanını yükseltmektedir.

Reform yapılmadığı takdirde sosyal güvenlik sistemi açığının bu seneki GSMH'nin (null)eviyesindeki boyutundan 2050 yılına kadar & 16'ya çıkması beklenmekteyken reform sonrası bu eğilim tersine dönecektir. Aslında açığın kısa vadeden orta vadeye kadar gittikçe küçüleceği tahmin edilmektedir. Hükümet bunu gerçekleştirmek için prime esas ücret tavanını 1 Nisan 2001'de asgari seviyenin 4 katına, Nisan 2002'de ise asgari seviyenin 5 katına çıkaracaktır. Hükümet, gelecek aylarda bir taraftan idari reformlar yaparken gider taraftan uzun vadeli tasarruf kaynaklarını çeşitlendirme açısından özel emeklilik fonlarına yönelik hukuki çerçeveyi oluşturarak, sosyal güvenlik reformuna derinlik kazandırmayı planlamaktadır. Bu alanda kaydedilecek ilerleme gelecek program gözden geçirmelerinin konusu olacaktır.

Vergi politikası ve idaresi
46- Hükümet, vergi sistemini daha etkin ve adaletli hale getirmek amacıyla vergi sistemini iyileştirmek ve vergi uygulamasını güçlendirmek kararlılığı içindedir. Net ve basit yasa ve diğer mevzuatla desteklenmiş geniş tabanlı, düşük ve tahmin edilebilir marjinal vergi oranları üzerine kurulu bir vergi sistemi hem iç yatırım teşvik etmek hem de yabancı sermaye çekmek için en iyi araçtır. Maliye Bakanılğı halihazırda vergi idaresi sistemine ilişkin tam otomasyon da dahil olmak üzere vergi idaresinin etkinliğini artıracak bir kaç ididalı projeye girişmiş ublunmaktadır. İkinci gözden geçirme boyunca, eğer gerekirse, 2000 ve 2001'de uygulanmak üzere vergi sistemindeki gerekli değişiklikler belirlenecektir. Hükümet vergi aflarının mükelleflerin vergi ödemeye yanaşmasını engellediğinin farkındadır ve gelecekte yeni af çıkartma kararlılığındadır.

47- Nisan 1999 itibari ile GSMH'nin % 3'üne (yaklaşık yarısı kamu sektörü kuruluşlarına aittir) Tekabul eden gecikmiş vergi yükümlülükleri azaltmak önceliklerimizden biri olacaktır. Bu amaçla hükümet 2000 Nisan ayı sonuna kadar üçer aylık bir izleme sistemi kuracaktır. (İkinci gözden geçirme için yapısal kriter (Structural Benchmark)). Gecikmiş vergi yükümlülüklerinin 2000 yılının geri kalan kısmında net bazda.

'Özelleştirmede kararlıyız'
48. Faiz oranlarının düşmesi ve ekonomik etkinliğin artması için özelletirme gelirlerinin artırılması şarttır. Bu amaçla meclis Ağustos 1999'da imtiyaz sözleşmelerinde uluslararası tahkime izin veren, ilgili yasaların devlet imtiyazının kapsamını tanımlamasına izin veren, sözlleşmelering özdeng eçirilmesinde Danıştay'ın rolüne açıklık getiren, belli başlı anayasa değişikliklerini onaylamıştır. Bu önemli adımın üzerine (I) Türk Telekomu Türk Ticaret Kanunu'na tabi bir kurum yaparak özel sektör kuruluşu gibi hareket etmesini sağlayacak ve sabit hatlı telefonlarda en az 2002 yılı sonuna kadar istisna hakkını koruyacak ve (II) telekomünikasyon sektörü için düzenleyici bir organ tesis edecek, hukuki tedbirler yürürlüğe konacaktır. Kanunun geçmesini takip eden üç-altı ay içinde bu organ tesis edilecektir. Türk telekomun özelleştirilmesinden elde edilen tüm gelir satıştan kısa bir süre sonra Hazine'ye transfer edilecektir. Telekomünikasyon kanunun maddeleri bu tedbir ile tutarlı olacaktır. Yukarıdaki gereklilikler doğrultusundaki telekomünikasyon kanununun ilgili parlamento komisyonlarından geçmesi programı için bir ön koşul olacaktır. Bu kanun 31 Ocak 2000'e kadar parlamentodan geçmesi bir yapısal performans kriteri (structural performance criteria) olacaktır. Enerji sektöründeki özelleştirme, hem işletme haklarının devrine ilişkin sözleşmelerle gelir sağlamak hem de bu sektördeki yatırımı ve etkinliği artırmaki çin hayati önemi haizdir. Bu nedenle, enerji sektörünü Türk Ticaret Kanunu'na tabi olarak tanımlayan yasal değişiklikler meclisten geçirilecektir (ön koşul). Enerji sektöründe faaliyet gösteren kamu işletmeleri için bir mali iyileştirme planı hazırlanacak ve bu işletmelerinbütçeye olan olumsuz etkisini ortadan kaldırmak için gerektiğnide toptan ve parakende elektrik fiyatları zaman içinde yükseltilecektir.

49. 2000 yılı özelleştirme programı iddialı bir programdır. Ancak yıl içinde bu programdan 7.6 milyar USD'lık (nakit) gelir elde etmeyi bekliyoruz. Bu gelirin (I) ek bir GSM lisansı Türk Telekoma verilmek üzere GSM lisanslarının (GSM satışları 2000 yılı ilk çeyreğinde gerçekleştirilecektir) ve Türk Telekomun % 20'sinin bir yatırımcıya satışından; (II) elektrik dağıtımı ve enerji santrallerinin işletme haklarının devrinden (III) ek II'de listesi bulunan şirktlerin Özelleştirme İdaresi tarafından satışından; gelmesi beklenmektedir.

50. 2001 yılında özelleştirme gelirlerinden 6 milyar USD daha (GSMH'nın % 2.75'i) elde etmek amacıyla da, ikinci program gözden geçirmesine kadar özelleştirilecek diğer bir grup şirketi tespit edeceğiz. Ağustos ayının sonuna kadar ise bu şirketlerin Özelleştirme İdaresi'nin portföyüne eklenmesini sağlayacak.

Zor durumdaki bankalara anında müdahale edilecek
55. Solvabilitesini yatırmış bir bankaya el konulması bankaların davranışları bakımından önemli bir piyasa disiplini getirecek, BDDK'nın bu durumdaki bankalara gecikmeksizin müdahale etmesi hem mevduat sahiplerinin hem de bankanın diğer alacaklılarının haklarının korunmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla, Bankalar Kanunu solvabilitesini yatırmış tüm bankaların Tasarruf mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından devralınmasını zorunlu kılacak şekilde değiştirilecektir. Yapılacak yeni değişiklikler Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na sorunlu bir bankayı yeniden yapılandırıp tamamiyle veya bir bölümünü satmak veya kalan kısmını yürürlüktki kanunlar çerçevesinde tasfiye etmek konusunda yetki ve sorumluluk verecektir.

56. TMSF'nun sahibi bulunduğ ubankalar hariç, bankalara kredi açmasına veya likidite desteği sağlamasına izin verilmeyecektir.

57. Bankalar Kanunu'nda paragraf 53-56'ya uyumlu değişikliklerin mecliste onaylanması ile paragraf 54'te bahsedilen ihtiyatı düzenlemeler alanında alınacak tedbirler IMF İcra Kurulu'nun stand-by talebini görüşmesi için ön koşul olacaktır.

58- Yukarıda bahsedilen tedbirler halkın bankacılık sistemine olan güvenini artıracak ve bu bankaların sürekli borçlanmalarıyla faiz oranları üzerinde ortaya çıkan bozucu nitelikteki yukarıya doğru baskıyı oradan kaldıracaktır.

Ancak devlet bankaları da sistemdeki bu sorunların başka bir önemli kaynağıdır. Ziraat ve Halk Bankası'nın uzun süreden beri devam eden sorunlarına, bu bankaların durumlarını kuvvetlendirecek bir şekilde çözüm getirilecek ve bunların nihai özelleştirme amacına paralel olarak piyasa kuralları çerçevesinde faaliyet gösterebilmeleri yolunda önlemler alınacaktır. Bu doğrultuda 2000 yılı içinde başlamak üzere belirli bir tarihe bağlı kademeli bir şekilde stratejik kurumsal pülnlür geliştirecek, bu bankaların faaliyetleri yeniden yapılandırılacak ve finansal ve sermaye yapılandırmaları tamamlanacaktır.

İç borç yönetimi
51. İç borç yönetimi devlet kağıtları piyasasına yapıcılığı (primary dealer) sisteminin getirilmesi ile iyileştirilecektir. Piyasa yapıcılar iki yönlü fiyat kote etmeyi ve hazine ihalelerine katılmayı taahhüt edeceklerdir. Bu durum, Türk bono ve tahvil piyasasını birçok Avrupa Birliği ülkesindeki uygulamalarla uyumlu hale getirecekv e likiditesini artıracaktır. piyasa yapıcılığı uygulamasının başlatılması ikinci gözden geçirmenin tamamlanmasında yapısal kriter (structural benchmark) olacaktır.

52. Bu alandaki tedbirler faiz oranlarını düşürmeyi ve ekonomik verimliliği artırmayı amaçlayan programımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Hükümetimiz iktidara geldiktensonra bu alanda ilk önemli adımlar atılmıştır. Haziran 1999'da türkiye büyük millet meclisince kabul edilen 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile halen Hazine Müsteşarlığı ile Merkez Bankası tarafından paylaşılan düzenleme, denetim ve gözetim yetkisi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu BDDK)'na devredilmiştir. Eylül ayı sonu itibariyle ticari bankaların yabancı para net genel pozisyon sınırı sermayenin % 20'sine indirilmiştir. Ancak yeni Bankalar Kanunun yetersiz olduğu bazı noktalar mevcuttur ve bankacılık gözetim çerçevesini daha sağlam bir temel üzerine yerleştirmek için bir takım acil değişikliklerin yapılması gerekmektedir.

53. Bankalar Kanunu, BDDK'nın faaliyetlerindeki bağımsızlığını ve seffaflığı artırmak, temel ihtiyatı düzenlemeri güçlendirmek ve sorunlu bankalarla ilgili alınacak tedbirler ile bunların yeniden yapılandırılmaları için gerekli tüm araçları sağlamak amacıyla değiştirilecektir. Bakanlar Kurulu, BDDK üyelerinin atanması hariç, düzenleme, denetim ve gözetim alanındaki tüm kararların dışında bırakılarak, BDDK tam anlamıyla özerk hale getirilecektir. Özellikle bankalara lisans vermek ve bunları kaldırmak ve karşılık dükenlemelerini onaylatmak yetkilerini BDDK'nda olacaktır. Kanun, kurul üyesi olarak aktif profesyoneller bulunmasını güçleştiren, kurul üyelerinin görevlerinden ayrıldıktan sonra üç yıl süreyle bankacılık sektöründe kıdemli yönetici olarak çalışmasını yasaklayan maddeyi de kaldırmak üzere dğiştrilecektir. .

54. Bankalar Kanunu, bankaların ortaklarına ve müşterilerine doğrudan veya dolayıl olarak vereceklri kredilere ilişkin standartları güçlendirecek şekilde değiştirilecektir. Dolaylı kredi ilişkisi içinde bulunanlara verilebilecek toplam kredilere ilişkin sınır özkaynakların % 75'i seviyesinden ' Temmuz 2000'e kadar%70 seviyesine inecek ve daha sonra bu oran % 25'e ulaşana kadar her altı ayda bir %5 puan azalacaktır. Kanunda yapılan bu değişikliklere ek olarak, Kurul (Kurul atanıncaya kadar Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı) Aralık ayında kredi karşılıklarına ilişkin yeni, daha sıkı ve ' Ocak 2000'den itibaren mevcut kredilerin yenilenmesi dahil tüm yeni kredilere uygulanacak uluslararası standartlarla uyumlu düzenlemler çıkacak.

'Kendimizi kamuoyuna anlatırsak başarılı oluruz'
59- Bankacılık sektörünü güçlendirme stratejimizin başarısı bir ölçüde kamuoyununu bu çabayı doğru anlamısına bağlıdır. bu alandaki tedbir ve politikalarımızın tüm yönlerini kamuoyuna duyurmaya niyetliyiz.

60- Gelece yıl bankacılık sisteminin düzenlemesi ile gözetim ve denetimi hususlarında ek önemli adımlar atacağız. İhtiyati raporlama ve finansal bilgilerin açıklanmasına yönelik muhasebe standartları, piyasa riskini de içeren sermaye yeterliliği sağlanacaktır.

61. Özellikle, 2000 yılı Nisan ayı sonuna kadar muhasebe kurallarını, konsolide muhasebeştirmeyi ve Menkul Kıymetlerin uygun olarak değrelenmesinin yapılamasını sağlayacak şekilde değiştireceğiz. Aynı zamanda 2000 yılı Haziran ayı sonuna kadar sermaye yeterliliği ve yabancı para açık pozisyon limitlerine ilişkin kuralları tamamıyla uygulamaya geçirmeye niyetliyiz.

62. Ticaret politikası alanında ise TBMM Türkiye'nin gümrük düzenlemelerini, Avrupa Birliği Gümrük Kanunu ile aynı hizaya getiren kanunu çıkarmıştır. Başka bir kanun ise Türk Ulusal Akreditasyon Konseyi'ni de kurmakta olup, bu husus ticarete ilişkin teknik engellerin kaldırılmasına ilişkin AB yasalarının uygulanmasında hayati bir adımdır.

63. Türkiye İMF kuruluş sözleşmesi madde 8. yükümlülüklerini kabul etmiştir ve kambiyo sistemi cari işlemlere ödemelerin yapılmasına sınırlama getirmemektedir.

64. Türk Hükümeti burada açıklanan politika ve tedbirlerin programın amaçlarının başarılması için yeterli olacağına inanmakta olup eğer gerekirse programı başarı ile sürdürebilmek içinfon ile düzenli temas ederek, gerekli tedbirleri almaya hazırdır.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır