kapat

20.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )


"Yeni vergi yok"

Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürü Akif Hamzaçebi, deprem vergileri, KDV artışları ile 2000 yılı için öngörülen gelire kavuşacaklarını ve yeni vergilerin gündemde olmadığını açıkladı. Mali sektörün yüzde 5.9 büyüdüğüne işaret eden Hamzaçebi, "Bu bize vergiyi nereden alacağımızı gösterdi" dedi. Çebi sorularımızı yanıtladı

Yılbaşından sonra yürürülüğe girecek üç yıllık enflasyonu düşürme programı çerçevesinde yeni vergiler koydunuz. Bu vergiler programın gelir tarafını tutturmak için yeterli mi?

Deprem Türkiye'de vergi gelirlerinin toplam yüzde 15'ini tahsil eden bir bölgede meydana geldi. Depremin maliyetini bu nedenle sadece vergi yönüyle almamak gerekir. Üretim kaybı, servette meydana gelen kayıp gibi önemli kayıpları da vardır. Saf vergi yönlü maliyeti 1999 yılı için söylüyorum 368 trilyon liradır. Buna mahalli vergi gelirlerinden mahalli idarelere ayrılan paylar dahil edildiğinde yaklaşık 400 trilyon lirayı aşan bir kayıp söz konusu. Yasa ile bu kaybın karşılanması amaçlanmıştır. Aşağı yukarı bu yasanın getirisi toplam 2.5 katrilyona ulaşacaktır.

u Milli gelire göre toplam vergi yükünü ne kadar artırmış olacak?

2 katrilyon 459 trilyon liralık bir getirinin 2000 yılı GSMH'sına göre oranı yüzde 1.9'dur. 1999 itibariyle vergi yükü yüzde 17.3 civarında gerçekleşecektir. Böylece yüzde 20'ye doğru çıkmış olacağız.

*Bu vergi yükü yeterli mi? Yeni bir vergi gelecek mi?

Teknik düzeyde hazırlığını yaptığımız öyle bir vergi çalışması yok. Gündemimizde de öyle bir hazırlık bulunmamakta. Yeterli mi derken, vergi yükünü doğal olarak bir başka ülkeyle, örneğin adayı olduğumuz Avrupa Birliği ile kıyaslayabiliriz. Avrupa Birliği ortalamasıyla kıyasladığımız da vergi yükü halen düşüktür.

* Yeni vergi yok dediniz, yüzde 69'luk vergi artışı nasıl gerçekleştirilecek?

24 katrilyonluk bir vergi geliri vardır.

* Bu artışı nasıl sağlayacaksınız? Yeni vergi yoksa artış nereden kaynaklanacak ?

Bu artışa ilişkin düzenlemeler yapıldı. 4481 nolu yasa çıktı. Bu yasa kapsamında bir çoğu geçici olan veya hemen hemen tamamı geçici yükümlülükler olarak ibraz edilmiş olan bir çok yeni yükümlülük var. Ek gelir vergisi, ek kurumlar vergisi, özel iletişim vergisi, ek motorlu taşıtlar vergisi, ek emlak vergisi gibi bunlar bir defalık veya belli bir süreyi kapsayan yükümlülüklerdir. 24 kattrilyon liralık vergi geliri hedefinde bu rakamların, ek vergi düzenlemelerinin hepsi vardır. Ayrıca yasa dışında Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konan vergi düzenlemeleri var. KDV'de yüzde 15'lik ve 23'lük oranların iki puan artışına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı, mevduat faizi ve stopaj oranlarında 2 puanlık artış, Gayri Menkul Sermaye ve serbest meslek kazancına ilişkin ödemelerde vergi tarifesindeki yükselişe 5'er puanlık artış ve bunlarda Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlülüğe konulan diğer vergi düzenlemeleridir.

* Yani vergi yasasından sonra yapmış olduğunuz KDV arıtışı ve diğer düzenlemelerde ne kadar bir artış sağlanacak?

Toplamı bakın, diğer Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan düzenlemelerle birlikte vergi yasasının toplamı 3.5 katrilyon liralık bir geliri ifade etmektedir. Gayri Safi Milli Hasıla'nın yüzde 2.8.

* Yeni bir vergi hazırlığının içinde değiliz dediniz. Özel tüketim vergisi de gündeme gelmeyecek mi?

Özel tüketim vergisine ilişkin yasa tasarısı geçmiş hükümetler döneminde hazırlanıp TBMM'ye gönderilmişti. Özel tüketim vergisinin ana amacı 10 kadar çeşitli yasada yer alan vergiyi ve fonu birleştirip tek çatı altında toplamak. Bu Avrupa Birliği'nin standartlarından birisidir ve bu amaçla hazırlanmış olan bir tasarıydı. Buna ilişkin herhangi teknik yeni bir çalışmamız bulunmuyor. Ancak Özel Tüketim Vergisi zannedildiği gibi yeni bir vergi getirmeyi amaçlayan bir vergi değildir. Sadece dağınık olarak çok çeşitli mevzuatta düzenlenmiş olan 10 adet vergiyi konu tek bir çatı altında toplamayı amaçlayan bir düzenlemedir. Bunun da en büyük gelir kalemini akaryakıt tüketim vergisi oluşturmaktadır, oda zaten vardır. Bu yasa tasarısında hazırlanmış olan o dönem hiçbir yeni vergi bulunmamaktadır.

* Dolayısıyla Özel Tüketim adı altında yeni bir vergi konmayacak mı?

Gündemimizde öyle bir çalışma yok.

* Yani bu anlamda yüzde 69 hedefini bu önlemlerle gelecek sene tuturmuş olacağız öyle mi?

Evet.

* O zaman gelir 2000 yılı programının gelir tarafı tamam mı?

Programın kamu maliyesine ilişkin bölümünün gelire ilişkin kısmı tamam. Tabi gelir deyince bunun özelleştirme boyutları var. Bütçe hedefinde özelliştirme gelirleri de önemli.

* Bu miktar 7 milyar dolar mı?

Onu ben dolar üzerinden konuşmayayım. Telefon, enerji santrallerinin üretim ve dağıtımının, GSM özelleştirmesi var. Özellikle Telekom için 1.2 katrilyonluk bir rakam söz konusu, enerji dağıtım ve santrallerin özelleştirilmesi 690 trilyon liralık, GSM özelleştirmesinde 600 trilyon liralık bir rakam söz konusu.

ÖTV DÜŞÜNMÜYORUZ
FAİZE VERGİDE HAKSIZLIK YOK

* Neden faize ek vergi koydunuz?

Ekonomide bir daralmayı yaşıyoruz. 1998'i örnek vereyim. 98 yılında GSMH ancak yüzde 3.8 büyümüş, ama mali sektörün büyüme oranı yüzde 6.9'a varmış.

1999 yılının ilk dokuz ayında GSMH yüzde eksi 6.1 küçülmüş, mali sektöre baktığımızda 5.9 büyümüş. Böyle bir tabloda doğal olarak nereden bu ilave vergi alacağımız kendiliğinden ortaya çıktı. Bir ikinci nedeni, bu programın ana hedefi enflasyonu indirmektir. Enflasyona paralel olarak da faizlerin inmesidir. Yüzde 25'lik bir enflasyon hedefi olduğuna göre 2000 yılı için bu kamu kağıtlarından elde edilen faizlerde doğal olarak beklenmedik bir reel faiz geliri oluşacaktır. Beklenmeyen bu reel faiz, beklenmeyen bu gelirin belli bir kısmını geri alıyoruz.

* Faiz vergisinin geçmişe yönelik olarak konulması eleştiriliyor.

O da bir görüştür. Şimdi eğer bu kağıtları alanlar belli bir enflasyon varsayımı ile örneğin yüzde 55-60 varsayımıyla bu kağıtları alıp, buna göre yüzde 90, yüzde 100 gibi faizlerle devlete borç vermişlerse, yüzde 55-60'lık enflasyon 2000 yılında yüzde 25'e indiği zaman oluşan ilave yüzde 30-35'lik reel faiz artışını nasıl açıklarlar acaba? Bu beklenmeyen bir gelirdir, bununda vergi teorisinde yeri vardır. Beklenmeyen gelir ne zaman tahakkuk edecektir? 2000 yılında tahakkuk edecektir. Yani geçmişe yönelik bir uygulama burada yoktur. Geçmişe yönelik uygulama mevcut enflasyon oranı aynen devam etseydi, aynen devam eden bir konjektörde eğer bu vergiyi getirmiş olsaydık, o zaman geçmişi yönelik uygulama olurdu. 2000 yılında beklenmeyen bir kazanç doğmaktadır. Bu kazanç 2000 yılında doğduğuna göre geriye yönelik bir uygulama olduğu düşüncesinde değilim.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır