kapat

20.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


Demireloji

Başlıktaki kavram henüz bir sosyal bilim kategorisi değilse de, olmak üzere... Çünkü dünyada, demokrasi içinde 35 yıl bir ülkenin kaderine hükmeden bir başka lider örneği yok.

İlerde üniversitelerin "Demireloji" kürsüleri, 75 yaşında "dünya siyasetinin duayeni" unvanını alan bu simayı elbette inceleyeceklerdir. Ancak günümüzde de bu mucizenin sırrını araştıran "Demireloglar" ortaya çıkmaya başladı.

Babalarımızın ve bizim olduğu gibi, çocuklarımızın da lideri olmaya soyunan cumhurbaşkanı adayını iyi tanımak açısından bu çalışmaları izlemek zorundayız.

***

Hakkı Devrim ustamız, geçen hafta köşesinde "Baba"nın ezeli muhalifi Mehmet Turgut'un bir Demirel biyografisi özetini yayınladı. Yazıdaki husumet satırları ayıklandığında, ilginç bir lider portresi beliriyor.

Turgut, Demirel'i 35 yıl ayakta tutan nitelikleri sıralarken en başta "temkinliliği"ne dikkat çekiyor. Turgut'un anlattıklarından anlaşıldığı kadarıyla "Baba'nın ihtiyatlılığı, ihtirasının önünde gidiyor."

Kolay kolay risk almayan, aşırı temkinli ve ancak riskler yok denecek kadar azaldığı zaman harekete geçen bir lider var başımızda... Harekete geçmek için "rüzgarı kolluyor." Hareketlerini o rüzgara göre ayarlıyor, Doğru rüzgarı yakaladığı anda onun kendi yelkenlerini şişirmesi için ne gerekirse yapıyor. Köylülük mü prim yapıyor; Demirel hemen k'ları g'leştirip konuşmaya başlıyor. Demokrasi mi moda; Demirel, "şeffaf karakollar"dan yana...

Mehmet Turgut, "Zeka ve akıl yerine hafızasını ve kurnazlığını kullandı hep" diyor: "Bilgide derinlik yerine, ilgide genişliği önemsedi. Kafasında gerekli gereksiz bir sürü bilgi toplayıp hafıza gösterileri yaptı. Basit iddiaları büyük sözlerle süsleyerek çok konuşup hiçbir şey söylememeyi başardı. Köşesine çekildiğinde katlanmayı ve beklemeyi bildi. Zamanla yenile yenile yenilgilerini zafer olarak göstermekte ustalaştı."

Konuya ilişkin ikinci ilginç araştırma ise bir "stajyer Demirelog" sayılabilecek, sevgili dostum ve meslektaşım Celal Kazdağlı'nın yeni kitabı; "Demirel'in Liderlik Sırları" (Beyaz Y. Aralık 1999).

İlkokula başladığı ay "Demirel kıratın sahibi oldu" haberini aldığında koşup ahırlarındaki kıratı kontrol eden Celal, 35 yıl sonra, şimdi oğlu kıratı kontrol çağına gelmişken, bütün ömrünü kaplayan bu "başarı hikayesi"nin sırrını araştırıyor ve Mehmet Turgut'tan farklı bir sonuca varıyor. Celal'e göre bu başarının sırrı sadece "kurnazlık" değil. "Demirel, değişen Türkiye'yle birlikte kendi değişimini de gerçekleştirdi. Toplum psikolojisini bildiğinden onunla aynı süreci yaşadı. Başarısının asıl sırrı burada" diyor Celal... Sonra, lider adayları için bir kullanma kılavuzu verir gibi Demirel'in 7 bölge, 3 nesilde hepimiz üzerindeki icraatıyla kazandığı tecrübelerin sırlarını birer birer deşifre ediyor. Kitabı özetlersek "işin sırrı" şu:

Demirel, bir işe girerken önce staj yapıyor, gözlüyor, sonra işin başına geçiyor. Sabretmesini biliyor.

Hafızası çok güçlü... 150 bin kişiye ismen hitap edebiliyor, bunların çoğunu simalarından ve seslerinden de tanıyor. Bu, ona inanılmaz bir etkileme gücü veriyor.

Türk aile anlayışına uygun, geleneksel, sade bir hayat yaşıyor. Nazmiye Hanım bu noktada çok önemli bir rol oynuyor. Lakin geleneğe bağlılığı, kendini yenilemesini engellemiyor: Doğu düşünce tarzıyla büyüdüğü halde gereğinde Batı düşüncesini benimsemekte zorlanmıyor. "Rüzgar" nereden esiyorsa, yükselen değer ne ise, etkin çevre hangisiyse onun yanında saf tutuyor.

Mücadelede hep en kötü ihtimali hesaplıyor ve bir tarafını daima sağlama alıyor. Sistemle her zaman uyumlu kalıyor.

En kötü şartlarda bile ümüdini kaybetmiyor. Kendine güveniyor.

Rakip çıkmasına izin vermiyor, çıkınca çökertiyor ya da zayıflatıyor.

Asıl taktiği şu: Önce kitlelerin gözünde hayali bir düşman yaratıyor, sonra kendisi kurtarıcı rolünde ortaya çıkıyor. Elbette kurtarma mücadelesi sürerken, yani "dere geçilirken at değiştirilmiyor." Sürekli yaratılan düşmanlar yüzünden dere bir türlü geçilemediğinden de, "kırat Demirel" hep değişmeyen lider olarak kalıyor.

Celal Kazdağlı sonucu şöyle özetliyor:

"Dün dündür, bugün bugündür. Ama Demirel her gündür"

İşte "Demirelizm..."in özeti bu...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır