Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ayrı düşünceler taşıyor, ayrı çözüm yollarını savunuyorduk.. Birbirimize ters düşüyorduk..
Ama buna rağmen, her zaman, Kıbrıs sorununun Denktaş olmadan çözülemeyeceğine de inanıyorduk.. Sorunu çözebilecek tek kişi olarak onu tanıyorduk.. Bu inancımız halen devam ediyor..
Ama gel gelelim öğrendik ki, son zamanlarda Ankara'da bazı çevrelerde, Denktaş'ın, önümüzdeki yıl yapılacak seçimlere katılmamasının sağlanması için planlar yapılıyor..
Bu sayede KKTC'nin başına "çözüme karşı" bir isim getirme çabasındaki bu kafadaki insanlar bilsinler ki, bu sütunda Denktaş'ı sonuna kadar savunacak ve ona haksızlık edilmesini önlemek için elimizden geleni yapacağız..
Gün gelecek bu isimleri yazacağız da, üstelik ipliklerini pazara çıkartarak yazacağız.. Adada dağıtılan paraların kaynağını da anlatacağız sizlere.. Ama dediğimiz gibi, günü gelince..
Kıbrıs sorununun çözümünde ne kadar ters düşersek düşelim, ki son zamanlarda görüşlerimiz biraz birbirine yaklaştı gibimize geliyor, Denktaş'ın, bütün hayatını verdiği Kıbrıs'ta devre dışı kalmasına izin vermeyeceğiz..
Denktaş, son AB kararı nedeniyle Ankara'ya buruktur.. Buruk olmakta haklıdır da.. Çünkü Ankara yıllardır çözümsüzlükten yana olduktan sonra, birden esnek bir diplomasi uygulamaya başlamıştır..
Kimbilir belki de "hayatın yeni gerçekleri", hem Ankara'yı, hem de Denktaş'ı yeni bir politika uygulama noktasına getirdi.. Önümüzdeki haftalarda yeni politika ile ilgili bazı ipuçlarını yakalayabiliriz.. Onun için Denktaş'ın Ocak ayı sonunda New York'ta yapacağı toplantılar şimdi çok daha önemli bir dönemeci gösteriyor bizlere..
Özellikle 2000 yılının hemen başlarında Washington'da "Ortadoğu Suları" konusunda yapılacak olan çok önemli bir toplantı ile, yeni bir dönem start alacak..
İsrail'in su konusundaki siyaseti, bizimle ters düşüyor. Ama bu, işbirliğimizi etkilemeyecektir. Bakın İngiltere ile Fransa et konusunda ne kadar ters düşerlerse düşsünler, Avrupa'nın güvenliği ve başka konularda omuz omuza çalışıyorlar..
Ankara'da bu işin uzmanların biraraya gelip, 2000'li yıllarda uygulayacağımız "su diplomasisi" konusunda harekete geçmeli ve bunu müttefikleri ile de paylaşmalıdır..
Biliyorsunuz ki Cumhurbaşkanı Demirel "herkesin herkese karıştığı yeni bir dünya düzeninden" söz etti geçenlerde.. Başkaları nasıl bizim işimize karışıp fikir beyan edecekse, bizim de onların işlerine karışıp fikir beyan etmemiz gayet normal.. Bu nedenle özellikle İsrail ile oturup, bu konuda onların nerede, bizim nerede olduğumuzu belirlemeliyiz..
Dışişleri Bakanlığı'nın Siyaset Planlama Dairesi'ne çok işi düşecek 2000'lı yıllarda.. Öncelikle bu dairenin kadrosunu ciddi biçimde takviye ile artırmak lazım.. Onların ortaya atacağı çeşitli stratejileri bizler de tartışacağız..