kapat

20.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Para

En parasız olan dahi kızınca karşısındakine sorar: - Kaç paralık adamsın yani?

Bir çok kişinin para sahibi olmak için gerekirse adamlıktan dahi vazgeçmesi; nasıl olsa paranın, adamlığın da alameti farikası zannedildiğini bilmesindendir.

Şurda burda, evde, çarşıda sık sık duyarız:

- Paramla değil mi efendim, yaptırırım.

Şuuraltımızda yapmak, uşaklık; yaptırmak efendiliktir. Hele, parayla yaptırmak iddiası, bu efendiliğin aşılmaz gururu gibi gelir bize...

Zor durumda kalanların, imkanları olduğu takdirde değişmez bir tesellileri vardır:

- Alt tarafı parama geçer hükmün, derler.

Parayla tamir edilmeyecek hata olmadığına inanırlar. Suçluluktan suçsuzluğa para köprüsünden kolay geçilir. Tabii köprü mimarisinden anlamayanlar için.

- Ben rezil olacağıma param rezil olsun.

Fakir fukaranın da özendiği bir sözdür bu. Oysa paranın insanı rezil olmaktan kurtarırmış gibi görünmesi, paralı olanlara kimsenin kolay kolay, rezil, demeye cesaret edemeyişindendir.

Halkın sevdiği hikayelerdendir: Kötü giyimli biri, bir lokantaya gider. Kendisine garson itibar etmez. Adam kızar, lokantayı satın alır ve garsonu kovar. Meğer müthiş bir milyonermiş o adam.

Bu hikayeler gerçek olmaktan çok, halkın umumi yerlerde itibar göremedikçe, hayalinde kurduğu bir intikam özlemidir.

Onun içindir ki, hayatımızda kimbilir kaç defa acı acı mırıldanmışızdır:

- Ah paranın gözü kör olsun. Param olsaydı ben ona gösterirdim.

Sonradan görme bir mültimilyoner, kızdığı biri için:

- Para verir, köpeğe çeviririm onu, demişti.

- Köpek olmaz o.

- Daha olmazsa basarım parayı, çalıştığı yeri satın alaveririm keratanın.

Bu söz çok ezici görünüyor değil mi? Alış veriş muamelelerinde, "her alırım" diyenin, ödeyeceği parayı nerden kazandığını açıklaması şart olsa; mültimilyonerin ezici sözü, önce kendisinin üzerinden silindir gibi geçecekti. Bir hırsız, çok büyük de olsa; fiyakası, hırsızlığı ortaya çıkıncaya kadar sürer.

Atalar şöyle demiş:

- Para parayı çeker...

- Ya parası olmayanlar?

Bu soruya ancak fakirler cevap verebilir:

- Onlar da sadece çeker.

Zenginin parası züğürdün çenesini yorar, diyorlar. Bunda, nasıl olsa ondan öteye gidemez, gibi bir teselli var. Ya aklını da yormaya başlarsa? Bu sorunun cevabı için büyük kitaplar yazılmıştır. Nedense okunmaları bir çok yerde pek istenilmez.

Para saadet yapmaz", "parasızlık öldürücü bir yara değildir", "kefenin cebi yoktur"... Bu sevimli Fransız vecizeleri, fukaraları uyutmaya beşik olsun diye bulunmuşa benzer. O beşikte neyin büyümüş olduğunu ise sadece tarih yazıyor.

Para önemlidir. Para kazanmayı düşünmek de önemlidir. Ancak parayla kazanç arasındaki münasebeti düşünmek daha önemlidir. Çünkü en önemlisini düşünmeye alışmadıkça; daha az önemlisini düşünmek hiç kimseyi kurtaramıyor.

Not: 35 yıl önce yazılmış bir yazı... "Milliyet" koleksiyonundan...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır