|
|
LEYLA UMAR(lumar@sabah.com.tr
)
|
  
New York'taki Türkler'in tercihi: AMARANTH
GÖKDELENLERİYLE özdeşleşen New York artık lokantaları sayesinde çok daha cazip bir kent oldu. Eskiden müzikalleri seyretmek için saatlerce kuyruklar oluşturan turistler lokanta kuyruklarında da bekliyorlar. Dünyanın her köşesinden New York'a gelenlerin para kazanmak için ilk seçtikleri yol ülkelerinin yemek çeşitlerini sunmak. O yüzden bir sokakta akla hayale gelmeyen 5-6 ülkenin, kendi mutfak örneklerini sergileyen lokantalar açılıyor. Ama aynı sıklıkta kapanan da var.
YER BULMAK ZOR
Tayland, hattâ Tibet yemeklerine aşırı ilgi bu tür lokantaların süratle çok sayıda açılmasına neden oluyor. Meselâ Tarkan'la New York sokaklarında hangi tür yemekte karar vermek isterken o hep beni Tibet yemeğinin nefasetine inandırmaya çalıştı. Ben de zorla İtalyan'a sürükledim onu. Son New York gezimde Gürer ve Benin Aykal, "Seni akşam New York'un en beğenilen ve 'Hiç solmayan, hayali bir çiçek' anlamına gelen Amaranth isimli lokantasına götüreceğiz. Yalnız yer bulmak çok zor. Günlerce önce rezervasyon yapılıyor. Ancak Türklerin dadandığı bir yer olduğu için belki sahibesi Donna bize iltimas yapar" dediler.
TÜRKİYE HAYRANI
Gerçekten Türk adı o gece 22.30'da bir masanın bize lütfedilmesini sağladı. Lokantanın sahibesi, İtalyan asıllı Donna, Aykal'ları görünce hemen yanımıza gelip oturdu ve "Ah, Türkiye, ah Bodrum'daki Halikarnas diskosu.. kalbim oralarda kaldı. Bu yaz mutlaka geleceğim"dedi. Sonra en iyi müşterilerinin Türkler olduğunu söyleyerek adlarını saydı: "Aliye Simavi, Belma Bezmen, Ender Mermerci, Alinur Velidedeoğlu." Ama Aliye ile Alinur'un üstüne aşırı övücü sözcükleri basa basa ekledi. Hattâ, onların gece mutlaka Amaranth'a uğramadan evlerine gitmeyeceklerine dair bahse girdi. Soho'nun yıldızının parlamasıyla down-towndaki lokantalara da rağbet artmıştı. Ancak müdavimlerinin söylediğine göre, Amaranth Upper New York'u eski popülaritesine kavuşturmuştu. Amaranth'da yediğim kaburga kızartmasının lezzetinin tadı damağımda. Papaz yahnisinin tarifini sorsalar yapabileceğimden emin değilim. Ancak dünyada ağzının tadına bu kadar düşkün, yoğurtlu kebap yemek için günde beş saatini arabada geçiren bir papaz tanıyorum: Alex Kile. Birkaç yıl önce New York'ta tanıştığım Alex Kile Cihangir'de doğmuş. Azınlık mensubu olmanın güçlüklerinden nasibini alınca aile New York'a taşınmış.
ÖRNEK BİR EVLAT
Annesi New York'ta ölünce Alex babasına yokluğunu hafifletmek için çok çaba harcamış. Evlerinin bahçesinde sebze yetiştiren babası Türk yemekleri pişiriyor. Boş vakitlerinde Türkiye'den giden dostlarıyla tavla oynuyor. Babasını Türk gazetesine ve Türk televizyonlarına abone ettiren Alex Kile, örnek bir evlât. Bu arada 500 Ortodoks aileye de hizmet veriyor.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|