İman bir sevgilidir, onu sevecek birine ihtiyacı vardır. İmanın insana sevdirilmesi, ilahi eğitimin işidir; beşer bunu gerçekleştiremez
Bir boyutu ile sevgi, iman olmaktadır. Sevgi kavramının çıktığı "hubb" kelimesinin özünde iman da vardır. Bu anlamın nereden geldiği sorulursa, Kur'an'a dönmemiz gerekiyor. "Gece İbrahim'in üzerine bürüyünce, bir yıldız gördü. Bu mu benim Rabbim? dedi. Yıldız batınca, ben böyle batanları sevmem dedi." (En'am, 76)
Hz. İbrahim 'la uhibbu' yani 'sevmem' derken; la u'minu, yani "inanmam" demek istemiştir. "Sevmiyorum" ifadesiyle, "inanmıyorum" demiştir. Böylece sevgi ile imanın arasındaki ilişkiye dikkati çekmiştir. İnanılan şey, seviliyor demektir. Sevilen şeye de inanılıyor demektir. Bunun analizini yapacak olursak, şöyle bir yapı karşımıza çıkacaktır.
Sevgi ile iman, gönülde birbirine çok yakın bir yerde oturmaktadırlar. Sevgisiz imanın olması imkânsızdır. İman bir sevgilidir, onu sevecek birine ihtiyacı vardır. İmanın insana sevdirilmesi, ilahi eğitimin işidir; beşer bunu gerçekleştiremez. "Fakat Allah size imanı sevdirdi ve onu kalbinize süsledi..." (Hucurat, 7)
Yüce Allah'ın insanlar en büyük lütfu, imanı onlara sevdirmiş olmasıdır. Demek ki, sevgi olamasaydı, insan gönlünde imanın teşekkül etmesi imkânsız hale gelecekti.
İmanın gönüllü süsleyebilmesi için, onun sevdirilmesi şarttır. İmanın süslemesi, sevilmesinden sonra gerçekleşecektir. Sevgi, imanı mermere kazınan yazı gibi gönüle kazımaktadır. Fahruddin Razi "imanı sevdirme" ifadelerini "imanı size yaklaştırdı" şeklinde manalandırmaktadır. O zaman da, sevginin yaklaştırıcı özelliği ortaya çıkmaktadır. Sevgi insanları birbirine yaklaştırdığı gibi; insanı imana da yaklaştırmaktadır.
Sevgi ile imanın arasındaki ilişki, bir ağaç yaprağının rengi ile yapısı arasındaki ilişkiye benzer. Rengin yaprağa nüfuz etmesi gibi, sevgi de, imanı insanın gönlüne nüfuz ettirmektedir.
Yaklaştırıcı, nüfuz ettirici ve süsleyici özelliği ile sevgi, bir eğitim faaliyeti yapmaktadır. Önemli olan, eğitimin, sevginin önünü açmasıdır. O zaman görülecektir ki, sevgi insanı hem Allah'ına ve hem de diğer insanlara yaklaştıracak, aradaki mesafeyi ortadan kaldıracaktır. Bu açıdan bakınca, sevgi bir duygu olmaktan öte, bir eğitim yuvasıdır. Bir sanatkardır. İnsan onun sayesinde imanı benimsiyor, kucaklıyor ve bağrına basıyor. Diğer taraftan sevgi bir sanatkar gibi imanı gönülde süslüyor.
Sevginin olduğu eğitim, hem kaliteleşiyor ve hem de amacına kısa yoldan ulaşıyor. Sevginin eğitimciliğinden istifade edemeyen eğitimin, başarıya ulaşması mümkün değildir. İmanlı bir dünya oluşturmak isteyenler varsa, sevgi denen ağcı insanın gönlünde imanla beraber büyütmenin yollarını aramalıdırlar. Sevgisiz, iman yüzeysel donuk ve bereketsizdir. İman, sevginin yoğunluğu kadar yoğunluğa sahip olduğu için, yayılması da sevginin alanı kadar olacaktır. Sevgisiz gönülden imanın göç etmesi mukadderdir. İnanıyorum deyip, düşmanlık duyguları taşıyanların zoru, sevgidendir.
Tüm insanlığa, sevgiden kaynaklanan iman dolu gönüller diliyoruz.