kapat

13.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Bilisim99
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Neden Kıbrıs?

Ecevit'in Kıbrıs konusunda AB adaylığını neredeyse reddedecek kadar direnç göstermesini eminim çok kimse anlamadı.

Clinton'un gelişinde Beyaz Saray'a yakın bir kaynağın aktardıklarını dinlemiş olmasaydım ben de anlayamazdım.

Helsinki bildirisinde Kıbrıs Rum kesiminin Türk tarafıyla uzlaşma sağlanmasa da AB'ye tam üye yapılabileceği görüşü yer aldı.

Ecevit, adaylık çağrısını reddetmenin bu kararı değiştirmeyeceğini gördüğü için Türkiye'nin itirazını kayıtlara geçirdi:

"Kıbrıs'ta iki ayrı bağımsız devlet bulunduğu gerçeği kabul edilmeden uzlaşma mümkün değildir. Eğer buna rağmen Güney Kıbrıs Rum yönetimi AB'ye alınacak olursa, Kıbrıs Rum yönetimi ile AB ne kadar bütünleşirse Türkiye ile KKTC de aynı ölçüde bütünleşecektir."

Ecevit'in uyarısı şu anlama geliyor:

"AB'den aldığı güçle Rum yönetimi uzlaşmadan kaçarsa Kıbrıs fiilen bölünür ve günahı da sizlerin olur!"

Washington'a giden raporlar, bu hassasiyetin zararlı bir kapris değil, Türkiye'nin bölgedeki gücünü inşa eden bir kararlılık olduğunu ortaya koyuyor.

Sözünü ettiğim Beyaz Saray kaynağı, yeni Türk cumhuriyetlerine giden yatırımcıların, yönetimi etkileyen şu tesbitlerini anlattı.

"Amerikalı işadamları bu ülkelerde ne zaman bir anlaşma yapsa, imza aşamasında karar vericiler Türkiye'nin fikrini sorma, olurunu alma ihtiyacını duyuyorlar."

Sebep ne?. Bunu da araştırmışlar:

"Türkiye'yi geleceklerinin güvencesi sayıyorlar. 'Türkiye bedel ödese de dostunu terketmez' diyorlar. Kıbrıs'taki 150 bin Türk için 25 yıldır Batı'nın ambargolarına Türkiye'nin göğüs germesi, eğilip bükülmemesi onlara bu güveni vermiş."

Türkiye'nin Batı'daki yıldızını parlatan sebeplerden biri, Kafkaslar ve Orta Asya'da sahip olduğu etkinliktir.

Yani Kıbrıs'taki özveri yatırımı, siyasi ve ekonomik alanda misliyle geri dönmüştür.

Kıbrıs Türkünün ve Türkiye'nin haksızlığa uğramaması, artık bizim kadar Orta Asya'yı isteyen Avrupa'nın da menfaatidir.

Amerika'dan sonra AB de bu gerçeği yakında görecektir.

Adalet ve devlet
Cezaevleri Genel Müdürü Ertosun'dan bir açıklama aldım.

Koğuş düzeninden oda sistemine geçişle ilgili ihalenin anlamsız bir tasarruf niyeti ile değil, devletin göz göre göre kazıklanmasını önlemek amacıyla iptal edildiğini söyledi.

Müteahhitlerin aralarında anlaştıkları ve fiyatları en az bir kat şişirdikleri anlaşılıyor.

Ama sorun büyüyor.. Yeni cezaevleri yapmak ve eskileri düzeltmek lâzım. Yoksa terör örgütleri ve mafya cezaevlerinden yönetilmeye devam edecek, isyanlar sürecek..

Terörle mücadeleye günde 2,5 trilyon lira harcayan devlet cezaevi yaptırmaya para vermiyor. Terör mücadelesine giden on günlük para bir defada verilse sorun bitecek.

Ama bunun da şartı, belediyelerin ve Milli Emlâk'in cezaevi arsası göstermesi.

Ve bu kurumlar arsa vermiyor.

"Adalet mülkün (devletin) temelidir."

Hükümetin, mahkeme duvarlarındaki bu sözü görmesi ve anlaması lâzım!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır