Beşiktaş'ın taraftarından başka şeyi kalmamış. Takımı güven vermiyor, yönetimi kongre derdinde, teknik heyeti yetersiz.
Shorumnu, penaltıyı kurtardı ama takımı kurtaramadı. Çünkü, defansından destek görmüyor. Schaefer'ı tarif edersek; mücadeleci, fuleli bir adam. Bu tip oyuncular müdafaaya yatkınlarsa, stoper oynatılırlar. Ama Schaefer liberoda. Ali Eren, iyi değildi ama görevini de aksatmadı. Marke ettiği Hasan, Bologna maçındaki gibi etkili değil. Yasin'in nasıl oynayacağını merak etmemiz lazımdı, biz ne zaman atılacağını merak ettik. Tayfur, yine çalışkan ve mücadeleci. Pas hatalarını anlayışla karşılıyoruz. Çünkü Tayfur oyun kurucu değil. Oyun kurucumuz Mehmet, bu aralar bağdaş kurmuş, oturuyor. Dolayısıyla pozisyona girmesi zor Beşiktaş'ın.
G.Saray sanki daha fazla adamla oynuyor. Sebebi, topun olduğu yerde çoğalmaları. Biraz da Orhan Erdemir. G.Saray'ın Avrupa'daki başarılarını ve futbolunu takdir ediyoruz. Ama eyyamcılığa gerek yok. Penaltı çalınması için düşenin sarı-kırmızı forma giymesi mi lazım? Olmadı hakem.
Suat, Okan ve Emre, sahanın her yerinde. Top rakipteyken, pres yapan arkadaşlarına yardıma koşuyorlar. Top Cimbom'dayken de boşa çıkıp, alternnatif oluyorlar. Sahanın heryerinde sarı-kırmızılı bir üçgen var. Bu üçgen rahatlıkla ver-kaç, bindirme yapıyor ve pozisyon hazırlıyor. Zaman zaman kötü oynasa da, G.Saray kazanmayı öğrenmiş.
Ahmet Dursun'un fitresini kime vereceğiz? Bu seneki tek kazancımız o. Hem gol kovalıyor, hem de defansına yardımcı. Sahanın her yerinde mücadele ediyor. Bir de destek görebilse.
Beşiktaş'ta 2. yarıda bir sürü değişiklik var. Ama futbolu aynı. Ya bu çocukların yeteneği bu kadar ya da başlarında oynatmayı bilmeyenler var...