Banliyö trenleri işletmesinin yakında Büyükşehir Belediyesi'ne geçmesi bekleniyor. TCDD ile Büyükşehir arasında, bu konuda bir protokol imzalandı.
BU değişiklik belki de İstanbul için hayırlı olacak. Çünkü banliyö trenlerinin durumu hepimizin bildiği gibi bir facia. Ne bakım, ne temizlik, ne güvenlik var. Uzun rötarlar yolcuyu canından bezdiriyor. Bu el değişikliğiyle belki bazı şeyler düzelebilir.
Ancak, demiryolu işçilerini çatısı altında toplayan Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası'nın konuyla ilgili bazı tereddütleri var. Sendika işletmenin belediyede, altyapının TCDD'de kalmasının sakıncalar doğuracağını düşünüyor. İki farklı kurumun aynı raylar üzerinde hizmet vermeye çalışmasının, çok iyi eşgüdüm sağlanmazsa kaos yaratabileceğini, durumun bugünkünden de kötü olabileceğini vurguluyor.
Sendikadan bize gelen faksta anlatıldığına göre İsveç, Amerika, Japonya, Fransa ve Avustralya ortaya çıkardığı tehlikeleri görüp benzeri uygulamalardan vazgeçmişler. Mektupta, Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün konuya ilişkin görüşünü açıklarken, "İki ayrı işletmenin sorumluluğu seyrüfeser emniyetini tehlikeye sokabilecektir" dediği de hatırlatılıyor.
Mektupta, "İstanbul banliyölerinin kötü durumda olduğunu herkes biliyor. Bunların iyiyeştirilmesi için 500 milyon dolarlık yatırıma ihtiyaç var" deniliyor; İstanbul Metrosu'nun Taksim-Levent bölümü için finansman sıkıntısı çeken belediyenin, banliyö iyileştirmesi için kaynağı nereden bulacağı soruluyor.
Gerçekten de yeni uygulamada işletme ve altyapı birbirinden ayrılacak. Eğer iki ayrı kurum, "tek kurum" gibi çalışamaz ve birbirine pek benzemeyen kendi bürokratik mekanizmalarında direnirse ortaya bir karmaşa çıkabilir. Bu karmaşa hem bakım-onarım, hem seferlerin ritmi, hem de "sefer güvenliği" açısından olumsuzluklara yolaçabilir.
İKİ kurumun bu gerçeği görerek ve hesaplarını bu gerçek doğrultusunda yaparak yeni uygulamaya hazırlandıklarını umuyoruz.
Aksi halde İstanbul'da banliyö treni ulaşımındaki ilkellikler düzelmez, daha da yoğunlaşarak sürer.