  
Yaşar Okuyan'a önerim
ÇALIŞMA Bakanı Yaşar Okuyan, SSK'nın hortumlanmasına el attı... Bütün zamanını bu soygunu ortaya çıkarmaya harcıyor... Televizyon kameralarını, foto muhabirlerini yanına alıyor, birer birer hastane basıyor...
Bunların hepsi iyi, güzel de, acaba Sayın Bakan hastaların haline ne zaman el atacak?
Gece yarısı kuyruğa giren, numara almak için sabaha kadar sokaklarda bekleyen, SSK görevlileri tarafından hakaret gören, doktorlarca sadece 1 dakika muayene(!) edilen kuyruktan kuyruğa sokularak çile çektirilen İstanbullulular'ın halini ne zaman görecek?
Ne zaman çözüm üretecek?
Ne zaman hastabakıcısından başhekimine kadar bütün SSK personeline "Size gelen insanlara insan gibi muamele edeceksiniz" emrini verecek?
Aylar sonraya röntgen sırası verilen, ameliyat olmak için doktorun muayenehanesine gidip ekstradan vizite ücreti ödeyen çaresiz insanların sorunları ne zaman masaya yatırılacak?
Hastalar "su", "sürgü" veya "ağrı kesici" diye inlerken, sigara tellendirip çay keyfi yapan nöbetçi hemşirelere, bir odaya kapanıp maç veya film izleyen nöbetçi doktorlara ne zaman hadleri bildirilecek...
Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'ın bir gece yarısı habersiz, eskortsuz, kırmızı plakasız Göztepe, Okmeydanı, Samatya hastanelerinden birine baskın yapması yeter...
Biliyorum ki herşeyi gözleriyle görecek...
Ve yine inanıyorum ki; insan hayatının ve onurunun, SSK'nın hortumlanan paralarından çok daha önce geldiğini tespit edecek...
*
SON SÖZ:
Sayın Bakan eğer isterse, böyle bir gece yarısı operasyonunda kendisine seve seve yol gösterebilirim...
Pendik'teki sahil gaspı!
Pendik'te bazı kişi ve kurumlar sahili dolduruyor... Elde edilen dönümlerce alan gaspediliyor... Bununla kalınmıyor, yollar-sokaklar demir kapılarla kapatılıyor... Ve ne yazık ki bütün bunlar Belediye Başkanı ile Kaymakam'ın gözleri önünde oluyor...
Herşey STFA'nın Güzelyalı'da derenin ve sahile inen tek sokağın ağzını doldurmasıyla başlıyor... Yalnız doldurulan alan birkaç metre değil, tam 1 kilometre...
STFA'nın yaptığını gören ve bölgede evi olan Yaşar Yamak adlı kişi de aynı yola başvuruyor... O da denizi doldurup en az 300 metre genişliğinde 2 dönümlük bir alan kazanıyor... Bununla da kalmıyor, Çiftlik ve Alınteri sokaklarının denize açılan ucunu "Burası benim mülküm" diyerek demir kapı koydurup kapatıyor..
STFA da doldurduğu 1 kilometre uzunluğundaki alanda dev kuleler inşa ediyor... Ve inşaası biten kuleleri bir başka bölgeye götürüyor...
*
Çiftlik Sokağı'nda evi olan Fazlı Cemil Akmansoy, 21 Mayıs 1999 tarihinde Pendik Belediye Başkanı Erol Kaya'ya dilekçe ile başvurup bu gasbı haber veriyor...
Tabii ki ses seda çıkmıyor.. İşgal sürüyor.. Olayı duyan Yaşar Yamak, Akmansoy'u tehdit ediyor...
Fazlı Cemil Akmansoy, 16 Temmuz'da Pendik Cumhuriyet Savcılığı'na dilekçe veriyor, "Bir zamanlar oturduğum sokağı açmak için belediyenin benim arazimden aldığı 3 metrenin üzerine oturuldu" diyor...
Olay dallanıp budaklanınca, Pendik Belediyesi'ne ait dozer Akmansoy'un yasal, tapulu evinin bahçe duvarlarını ve müştemilat bölümünü yerle bir ediyor.. Üstelik, dozerin yanındaki belediye görevlileri Yaşar Yamak'ın talimatlarını dinliyor... Sanki "Susmazsan başına gelecekleri tahmin et" deniliyor..
*
Olayı sorduğum Pendik Belediye Başkanı Erol Kaya, gönderdiği yazılı açıklamada Yaşar Yamak'ın doldurduğu alanı Milli Emlak'tan kiraladığını söylüyor... (Ama aynı Erol Kaya, Pendik sahilinde doldurulup otopark yapılan alanın Milli Emlak'a değil, belediyeye ait olduğunu iddia edip, devleti dava ediyor...)
Pendik Kaymakamı ise her ne hikmetse olayı duymazdan, görmezden geliyor...
*
SON SÖZ:
Dürüstlüğüne güvendiğim İstanbul Valisi Erol Çakır'dan rica ediyorum... Bu olaya lütfen el atın... İstanbul'un dağbaşı olmadığını, yasaların geçerli olduğunu bir kez daha kanıtlayın...
Eğer;
* Sigara tiryakilerine sürekli kanser olabileceklerini hatırlatıyorsanız,
* Herkese kaç para kazandığını soruyorsanız,
İstanbullu değilsiniz
İstanbullular'ın dert köşesi
KADIKÖY
Moda'nın hali!
MODA sakiniyim. Yıllardır bütün yollarımız asfaltlanmayı bekliyor. Belediye'nin Fen İşleri'ne de defalarca bildirdik. Aldığımız arabalarımız hurdaya döndü. Bize niye üvey evlat muamelesi yapılıyor?
Kenan Hacıkan
BEYKOZ
Başkan nerede?
ESKİ belediye yönetimini şimdiden arar olduk. Başkanı gören cennetlik. Acarlar'a giden Soğuksu yolunun alt yapısı geçen yıl tamamlanmıştı. Asfaltlanması için kimi bekliyorlar? Bize açıklarlar mı?
Mustafa Yıldırım
MALTEPE
Çamura battık!
ESENKENT Mahallesi'nin her yerini kazıyorlar. Bir taraftan Telekom, diğer taraftan İGDAŞ çalışma yapıyor. İyi güzel de, herşey yarım bırakılıyor. Yağmur yağdığı zaman çamura batıyoruz.
Emre Engin
KARTAL
Yanlış asfalt!
CEVİZLİ Bağdat Caddesi'ni Ankara asfaltına bağlayan Tugay yolu asfaltlandı. Ama dökülen asfaltın orta kısmı tümsek kalınca, yağan yağmurlarda yol göl haline geliyor. Araçlar yolda kalıyor.
Çevre sakinleri
BAKIRKÖY
Geçit kapanıyor
YEŞİLYURT İstasyonu'nun altgeçidi, havaalanı tarafından gelen lağım suları ile doluyor. Yağmurda bu durum bir kat daha artarken geçit kapanıyor. Pompalarla boşaltıyorlar ama kalıcı bir çözüm istiyoruz. Ahmet Şahin
EMİNÖNÜ
Kestaneci!
MEYDAN'ın işportacılarına alıştık. Yağmurlu havalarda denizyollarının ilkel iskelesinde beklemeye de alıştık. Ama turnikelerin önünde bacasından feci şekilde duman çıkan kestaneciye alışamadık.
Kemalettin Aydın
GÖZTEPE
Kaldırım işgali!
İNCİRLİ Sokak'taki araba alım-satımcısı Dina Otomotiv bütün araçlarını kaldırıma park ediyor. Bu yüzden kaldırımda yürümeyip, yollara iniyoruz ve araçların arasında canımızı tehlikeye atıyoruz.
Sokak sakinleri
ÜMRANİYE
Lâmbaları yakın
DOĞANEVLER Caddesi Meltem Sokak'ta aydınlama lâmbaları yanmıyor. Gece korku içinde evlerimize girip çıkabiliyoruz. Ayrıca yolumuz da çok bozuk; insanlar çukurlara takılıp düşüyor.
Sokak sakinleri
|