Etibank ve Medya Holding'in Murahhas Azası Şükrü Karahasanoğlu, Merkez Bankası tarafından açıklanan kur ve para programı sayesinde kısa süre içinde faizlerin gerileyeceğini, ekonomide üretim ve istihdamın artacağını söyledi. Karahasanoğlu, 2000'de de Türkiye'nin kredi notunun artmasıyla yurtdışı sermaye girişinin hızlanacağını belirtti. Karahasanoğlu, sorularımızı yanıtladı.
Merkez Bankası'nın açıkladığı para programının başarı şansını nasıl görüyorsunuz? Bu programın öncekilerden ne gibi farklılıkları var?
İlk kez bütçe-maliye politikaları ile ciddi olarak desteklenen ve uluslararası finans kuruluşlarınca da kabul gören orta vadeli bir para programı açıklandı. Merkez Bankası'nın bu koşullar altında ön görmüş olduğu politikalarda başarılı olması, reel faizlerin bu kez kalıcı olarak ve piyasa koşullarında makul seviyelere inmesi kaçınılmaz görünüyor.
Bunun doğal bir sonucu olarak da ekonomide üretim ve istihdam artışı ile birlikte, beklenildiği gibi 2000 yılında yine reel bir büyümenin gerçekleşmesi umudundayım. Bütçe-maliye ve borçlanma politikalarındaki bu kararlı ve inançlı tutum, mutlaka ülkemize yönelik gerek portföy ve gerekse doğrudan yatırım olmak üzere, uluslararası özel sermaye akışını sağlayacaktır.
İnternette uluslararası Nominal ve reel faizler hangi seviyelerde gerçekleşebilir? Bu durumun bütçe üzerindeki olası etkileri neler olabilir?
Türkiye son bir buçuk yıldır global krizin de etkisi ile önemli ölçüde net dış borç ödeyicisi konumunda. Bu süreçte ortalama kamu borçlanma maliyeti libor artı 25 seviyelerinde gerçekleşti. Veya bir diğer anlatımla reel faiz marjı yüzde 30-50 arasında seyretti. Neticede iç borç yükümüz de 45 milyar dolar düzeyini buldu.
2000 yılında ve siyasi istikrarla birlikte devam etmesini beklediğim bu olumlu süreç içinde yeni dış kaynakların gelmesi ile maliyetin libor artı 10 civarına inmesini, reel faizin yüzde 15-20 düzeyine gerilemesini olası görüyorum. Yani kısa vadeli yüksek maliyetli iç borçların önemli ölçüde makul maliyet ve uzun vadeli dış borca dönüştürüleceği görüşündeyim.
Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının bu gelişmeler karşısındaki tavrı ne olabilir?
Bu koordineli programın Ocak ayı ilk yarısı içinde Türkiye'nin rating notunun yükselmesini sağlama ihtimali yüksektir. Neticede gerek kamu ve gerekse özel sektörün borçlanma maliyetleri düşerken vadeler de uzayacak, istikrar programına çok ciddi destek sağlayacaktır.
Bu çerçevede Meyda Holding'in geleceğe yönelik stratejilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Medya Holding ve bağlı kuruluşları finansal yapılanmasını tamamlamış, 500 milyon doların üzerinde ciroya ulaşarak teknolojiye yatırım yapmış bir medya ve iletişim devidir. 1999 yılının ikinci yarısında faaliyete geçen KVK, Turkcell ile Medya Holding'in yüzde 50 ortak olduğu A-Tel, 0535 Muhabbet Kart'ın abone sayısı 100 bine gidiyor. Uluslararası uygulamalar, değeri için gerçekçi bir yaklaşımla bize 500 milyon dolar üzerinde bir rakamı gösteriyor. İlk geniş kapsamlı internet portal'ı olan Türkport hemen ilk etapta 10 bin aboneye yöneldi. İnternet orjinli uluslararası firmalarla birlikte yoğun biçimde portal hacmini genişletme yolunda. Bu meyanda ekonomideki yeni ve olumlu gelişmelere paralel olarak, 2000 yılının ilk yarısında iki büyük çok önemli projeyi gerçekleştirmeye yönelik çalışmalarımız da hızla devam ediyor.
Medya Holding'in şu anda leasing, menkul kıymetler yatırım şirketlerinin yanısıra Bilgin Ailesi ile birlikte yüzde 100 hisse payına sahip olduğu Etibank bulunuyor. Etibank, 1.5 milyar dolar aktif yapısı, 500 bin müşteri sayısı ve 151 şubesiyle orta çaplı bankaların en büyüğüdür. Ödenmiş sermayesi geçen ay 25.4 trilyon liraya artırıldı ve tamamı ödenmiştir. Holdingin finans sektöründeki atılımları önümüzdeki dönemlerde de yaygın bir şekilde devam edecek.
Bu kapsamda özelleştirme uygulamalarına ilişkin beklentileriniz nelerdir?
Öncelikle kamu bankalarının ticari bankacılık kısımları özelleştirmeli ve diğer kamusal hizmet bölümleri ise gecikmeksizin özerkleştirilmelidir. Başlangıç olarak, bu bankaların aşırı fazla olan, prodüktif olmayan şubelerinin özel bankalara ihale yoluyla satılması veya devri yoluna gidilmeli elde edilecek olan bu kaynaklar kamu bankalarının görev zararlarının giderilmesi ve öz kaynaklarının takviyesinde kullanılmalıdır. Diğer özelleştirmelerde, halkımızla ve tüm sosyal kesimlerle konsensus sağlanarak, mümkün olan en kısa süre içinde, program doğrultusunda sonuçlandırılmalıdır.