Finlandiya'nın başkentinde bir kez daha doğan ve yıldız gibi parlayan Bülent Ecevit, hem Avrupa'nın liderlerini etkiledi hem de basın mensuplarının hayranlığını kazandı...
"Başbakanımızın performansı harikaydı..." diyordu Dışişleri Bakanı İsmail Cem...
İki gün süren Helsinki zirvesinde sayısız basın toplantısı yapıldı... Ecevit'in toplantısına gösterilen ilgi kimseye gösterilmedi... O kadar çok sayıda birbirinin üstüne çıkan televizyon kamerasını sadece Ecevit'in karşısında gördüm... Salon ise hiç olmadığı kadar doluydu...
... Ve inanılmaz güzel bir aksanla anadili gibi konuştuğu İngilizcesiyle Ecevit daha ilk andan itibaren salonu büyüledi...
İnsan haklarından, Kürt konusuna, Kıbrıs'tan Öcalan'ın idam edilip edilmeyeceğine kadar sorulan her soruyu soranı tatmin edecek şekilde Türkiye'nin gerçeklerini ortaya koyarak açık ve samimi bir üslupla mükemmel cevapladı... Üstelik Başbakanımız konuşmaya başladığı anda adeta gençleşiyor, gözleri parlıyor, daha bir canlanıyor. En önemlisi de 21'inci yüzyıla yakışır çağdaş, genç ve dinamik düşünceleri tecrübesiyle zenginleştirerek sunması....
Uzun süredir tanıdığım, burnundan kıl aldırmayan tabirine yakışır, İtalyan gazeteci Stefano Polli, toplantıdan sonra karşılaştığımızda "Müthiş bir adammış bu sizin Ecevit" diyordu... Daha sonra çeşitli ülkelerin gazetecilerinden de aynı tarzda ifadeler duydum...
AB adayı olduğumuz andan itibaren duyduğum mutluluğa bir de gurur eklendi... Ecevit'le AB'ye adım attığımıza şükrettim... Kader, yıllar önce Ortak Pazar'a hayır diyen Ecevit'e AB'nin Türkiye'li ilk aile fotoğrafında yer vermişti... Türkiye adına tebrikleri o aldı, iltifatlara o mazhar oldu... Ve fotoğrafa çok yakıştı...