YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ün irtica ile mücadele kararlılığı karşısında yenik düşen partiler ve çevreler kriz geçiriyor..
Prof. Dr. Kemal Gürüz'ü aynı göreve yeniden getiren Cumhurbaşkanı Demirel de bu alevli öfkeden nasibini alıyor.
Geleceğini din sömürüsüne endekslemiş Fazilet neyse de MHP lideri Devlet Bahçeli'nin hezeyanını anlamak mümkün değil.
Bahçeli dün "Üniversiteleri geri götüren, baskıcı, şaibeli ve karanlık bir yönetim yapısı oluşturan zihniyetine karşı sessiz kalmamızı kimse beklemesin" dedi.
Sorun YÖK düzeni ise MHP iktidardadır, düzen değişikliğine hükümet ortaklarını ikna etsin..
Fakat öfkesi, yasalar ile irtica arasında "tarafsız" kalacak birinin seçilmemesinden kaynaklanıyorsa bunun çaresi yoktur.
Prof. Gürüz'ün yönetimi ve yöntemleri gerçekten "şaibeli ve karanlık" mı?
Meclis'te bu iş için bir araştırma komisyonu kuruldu. Araştırsınlar, bulsunlar..
Ama bu çalışma bitmeden YÖK Başkanı'nı mahkum etmek haksızlıktır. Üniversitelere de huzursuzluk tohumları ekmektir.
Profesör olma şartlarına sahip bulunmadığı için YÖK Başkanı Gürüz'ün refüze ettiği, Atatürk'e hakaret ettiği için yine Gürüz tarafından hakkında üç kez suç duyurusunda bulunulan, sonra biri MHP, öteki FP'den milletvekili seçilen iki kişi, bugün Meclis Araştırma Komisyonu'nda görev yapıyor.
İsterlerse engizisyon gibi çalışsınlar ama kanıtları bulsunlar.. Daha önce Gürüz'ü çarmıha germeye kalkmasınlar.
Olay, türban kavgasındaki yenilginin yarattığı intikam duygusudur.
Ama hedef yanlış.. Yasaları tam uyguladığı için Kemal Gürüz'e düşmanlık yapmak hukuk devletine karşı çıkmaktır.
Kargaşa çığırtkanlığı yapan muhalefetle bir iktidar partisi yarış edemez!
Geriye iki seçenek kalıyor:
1. Cumhurbaşkanı'nın 5 yıl için iki kez seçilmesini sağlayacak değişikliği yapmak;
2. Şimdiki gibi 7 yıl için bir defalığına seçilmesine razı olmak..
Demirel'in tekrar seçilebilmesi, birinci seçenek üstünde 367 oya dayanan büyük bir uzlaşma gerektiriyor. Partiler böyle bir uzlaşmaya giderken, Demirel'den sonrasını da düşünmek zorundadır.
Başkanlık veya yarı başkanlık sisteminde iki kez seçilme doğru olabilir. Ama bugünkü sistemde yeni bunalımlara kapı açacaktır.
Cumhurbaşkanı'nın siyaset üstü tarafsızlığını kaybetme tehlikesi sık sık doğacaktır.
Sorumluluklarını, ikinci kez seçilmek için ihmal eden bir Cumhurbaşkanı, görmek isteyeceğimiz son şey olmalı!
Bütün adalet bakanları aynı şeyi söylüyor:
"Koğuş sisteminden oda sistemine geçmedikçe sorunlar bitmez.."
Oltan Sungurlu'nun ve Denizkurdu'nun bu hükmüne şimdiki bakan Türk de katılıyor.
Ama o ne?. Adalet Bakanlığı, hücre sistemine geçiş için açtığı ihaleyi pahalı bulduğu için iptal ediyor.
Bir devlet ve millet için adaletsizlikten daha pahalı savurganlık olur mu?
Hükümet cezaevlerinde devletin temelinden yıkıldığını görmüyor mu?