kapat

04.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NEBİL ÖZGENTÜRK(nebilo@sabah.com.tr )


Adı, Ece Ayhan...

Yıllar önce okuyup biriktirmediği ve satmak zorunda kaldığı kitaplardan birini görmüştü genç adamın elinde.. İmzalaması isteniyordu O'ndan ama reddetmişti.. Pek çok şeyi reddettiği gibi.

Hayatı boyunca mülkiyete ilişmediğini söylerdi.. Sahiden de hiç "mülkü" olmadı.

Ortaokuldan beri alıp okuduğu kitaplarını bile biriktirmemişti..

Zaman içinde annesi ve kendisi bu kitapları satarak geçinmişlerdi..

"Mor Külhani" şiirinin büyük şairi o..

"Şiirimiz karadır abiler" diye başlayıp, şu dizelerle devam eden şiirin:

"Kendi kendine çalan bir davul zurna

Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan

Taşınır mal helalarında kara kamunun

Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Valde, Atik'te, Eski Şair Çıkmazı'nda oturur

Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür

Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta

Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

Şiirimiz mor külhanidir abiler

Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz

Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde

Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle

Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir"

Ve "şapka" çıkarılan bir başka büyük şiirin, "Meçhul Öğrenci Anıtı"nın da..

"Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında

Bir teneffüs daha yaşasaydı

Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür

Devlet dersinde öldürülmüştür

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:

-Maveraünnehir nereye dökülür?

En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:

-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor

Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:

Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

Birkaç yıl önce memleketlisi bir dostuna mektup yazmıştı..

Diyordu ki..

"Bir olumsuzluğa doğru gidiyorum. Çanakkale'den ayrılamam. Acaba Kültür Bakanlığı benim buradaki kiramı her ay ödeyemez mi? Hiç değilse her ay evimin kirasını ödesinler de üç dört ay sonra sokağa düşmeyeyim!. "

Ancak ne yazık ki, bundan üç dört ay önce Çanakkale'den ayrılmak zorunda kalmıştı.. Her ay "duygular"ını, dizelerini yayınlayan Öküz Dergisi yöneticileri Metin Üstündağ ve Hatice Meryem, O'nu "ağır hasta" yatağından alıp İstanbul'a bir başka "hasta yatağı"na taşımışlardı.. (Deprem günlerinin o kargaşalı ortamında hem de, bu yüzden zorlukla bulunmuştu "hasta yatağı", pek çok hastaneden geri çevrilmiş, "Ece Ayhan da kim" diye sorular sorulmuştu!..)

O günden beri de İstanbul'daydı..

Kaymakam

Şiir geçmişi, yaşam gustosu çok derin ama "ansiklopedik hayatı" çok sadeydi.

Şu satırlarla anlatılmıştı mesela..

Babasının mal memurluğu sırasında, 1931'de Muğla/Datça'da doğdu. Çocukluğu İstanbul'un yoksullaşan eski semtlerinde geçti. Ece ismini, çok sevdiği annesinin memleketi Eceabat'tan aldı. İlkokula çıplak ayaklarındaki takunyayla başladı. İstanbul Atatürk Erkek Lisesi'ndeki öğreniminin ardından 1953 Kasım'ında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. İlk şiiri Şubat 1954'te Türk Dili dergisinde yayınlandı. 1956/57 yıllarında başlayan İkinci Yeni akımının en etkili şairlerinden biri olarak kabul edildi. 1959'da Mülkiye'den mezun oldu. Anadolunun çeşitli yerlerinde kaymakam olarak görev aldı. 1963'te evlenip, 1966'da boşandı. Bir oğlu, iki buçuk yaşında bir torunu var. Meslekten ayrıldıktan sonra, yayınevlerinde redaktörlük yaptı. İstanbul'da yetmişe yakın ev değiştirdi. Kınar Hanımın Denizleri 1959'da, Bakışsız Bir Kedi Kara 1965'te, Ortodoksluklar 1968'de, Devlet ve Tabiat 1973'te, Yort Savul (Bütün Şiirleri) 1977'de, Zambaklı Padişah 1981'de, Çok Eski Adıyladır 1982'de yayınlandı. Defterler (Günce), Yeni Defterler, Yalnız Kardeşçe (Şiir üzerine sohbetler), Kolsuz Bir Hattat (Konuşma ve Yazılar), Çanakkaleli Melahat'e İki El Mektup, Son Şiirler, Şiirin Bir Altın Çağı, Başıbozuk Günceler, Bütün Yort Savul'lar, Aynalı Denemeler gibi kitapları da var.

Oysa, fazlaca aralamadığı dünyasına ilişkin ne çok şey yazılabilirdi.. Kısmen yazıldı da.. "Karanlıklar Prensi" de olmuştu, Kara Şair de..

Her başlık kışkırtıcı, her söylediği sarsıcıydı.. Şair olmaktan çok bir "etikçi" olarak anılmak istiyor, hiç kimseye "aman" dilemeyen bir "özel hayat tarzı" seçiyordu,..

O'nu çok iyi tanıyanlar "sivil" kelimesinin karşılığını bulurlardı onda..

Kısacası, "bu dünyada bir Ece Ayhan vardı, var" ve belki de yüzyıllar boyu tartışılacaktı bu koca şair; şiirleriyle, arkadaş ilişkileriyle, karşı çıkışlarıyla, (Haydar Ergülen'in anlatımıyla) münafıklığıyla, bozgunculuğuyla ve şiirlerini kimselere ödünç vermediği için cimriliğiyle..

Yine birkaç yıl önce "Ararsan her insanda zaaf bulursun. Normaldir. Ben çok adam kırdım. Hiç günahı olmayan insanlar vardı aralarında. Bile bile yapmıyordum, başımdan çok şey geçti. Hastalıklar filan..." diyordu "özür" sayılan açıklamasıyla..

Evet, hâlâ uğraşıyordu hastalıkla, tek mülkü "minik çantası" da yanında, hastane hastane dolaşıyordu bugünlerde..

Geçenlerde "bir tek gün" ara verdi "hasta yatağı"na ve Öküz Dergisi'nin paneline katıldı TÜYAP Kitap Fuarı'nda.. Salona girdiğinde çılgın bir alkış kopmuştu.. Çünkü yıllar var ki böylesi bir panele katılmamış ve belki de hep reddetmişti kalabalıklara çıkmayı.. Ama o gün çok sevildiğini görünce gözünden bir damla yaş düşmüş, az biraz keyiflenmişti..

Panelden sonra yanyana durmuştuk bir ara..

Bıyıkları henüz terlemiş genç bir adam geldi ve bir kitap gösterdi O'na..

Hatırladığım, (baskı tarihi 67) bir Dostoyevski kitabıydı..

Ama ilk sayfasında E.C.A. yazılmıştı "tükenmez" kalemle..

Yani yıllar önce "okuyup biriktirmediği" ve satmak zorunda kaldığı kitaplardan biriydi ve Aksaray'daki bir sahafçı dükkanından alınmıştı..

Genç adam, kitaba bir imza kondurmasını istiyordu O'ndan..

Bunu da reddetti..

"Eski dostu" olan bu kitabı bir an tutup bıraktı sadece ve ayrıldı salondan..

Adı Ece Ayhan'dı, şairin..

Ece Ayhan..

Mor kaplı kitapların, kara şiirlerin şairi Ece Ayhan..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır