kapat

04.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


Ölüm ve sıtma

Can Yücel'in Haziran 1973 tarihli bir şiiri var: "Karakaşlı bir bulut geldi, geldi, geldi.../ 'Gürledi, ama yağmadı' değil/ Yağmadı, ama gürledi gitti."

Şiir, emekli Orgeneral Faruk Gürler'in adını taşıyor.

Bugünlerde siyaset dünyasının semalarında benzer bulutlar gezindiğinden bu ismi sıkça duyar olduk.

Emekli Orgeneral Çevik Bir'in çevik bir davranışla, cumhurbaşkanlığı adaylığını herkesten önce açıklaması, zihinlerde Gürler'i çağrıştırdı. Ne var ki Sayın Bir, adaylığını açıkladığı toplantıda ilk zor soruyu soran meslektaşımızı "eski alşıkanlıkla" azarlayıverince "gürleyip kaybolmuş" gibi oldu.

Ah televizyon sen nelere kadirsin!

Canlı yayını izleyenler, "Baba"nın zor sorular karşısındaki engin hoşgörüsüyle "Paşa"nın tahammülsüzlüğünü kıyaslayıp ilk günden notlarını verdiler.

Oysa "Paşa"nın bu "azarlama" huyunu "kapalı kapılar ardında" daha önce pek sık icra ettiği, medya zirvelerine nice şikayet telefonları ettiği, bürolarımızı ziyaret ettiği, kimi meslektaşlarımızı işinden ettiği, dava dosyalarına bile müdahale ettiği, pek çok yazıya "etkili bir isim" rumuzuyla kaynaklık ettiği herkesçe biliniyor, ama pek yazılıp çizilmiyordu.

Üniformayı çıkarıp halk huzurunda yarışa girince, eleştiriler karşısında sabretmek, her soruya tahammül etmek, soranı ikna etmek gerekiyor.

"Think tank"in, balans "tank"inden farkı da bu:

Meret, emirle değil, fikirle yürüyor.

(Yeri gelmişken küçük bir not: Geçen Çarşamba "Apo'nun asılmaması gerektiğinde şehit ailelerini inandırma işinin bugüne dek Apo'ya karşı en keskin çıkışları yapmış yazarlara ve partilere ihale edildiğini" yazmıştım. Dostumuz Fatih Altaylı üzerine alınmış, "Biz talimat mı aldık yani" diyor. Fatih, bu işlerde "talimat"ın bazen tam ters tepeceğini benden iyi bilir. Ama yine benden iyi bileceği bir başka gerçek, bazı "etkili kaynaklar"ın etkili kalemleri, ülkenin çıkarının nerede yattığına "ikna etme" becerileridir. Althusser, "çağdaş devlet"in, sistemi korumak için baskı aygıtı yerine ideolojik aygıtı -yani hapsetme yerine ikma etmeyi- seçtiğini, 30 yıl önce yazmıştı.)

"Gürler olayı" yakın tarihin önemli ibret derslerinden biridir.

1973'te ordu, müdahalenin üzerinden 2 yıl geçtiği halde siyasetin içindeydi. Meclis'e Gürler'in cumhurbaşkanı seçilmesini dayatan komutanlar, "Ancak o zaman kışlaya döneriz" diyorlardı. Demirel de, Ecevit de bu dayatmaya karşı çıktılar. Evlerine ölüm tehditleri yağdı. Sıkıyönetim, seçimi etkileyecek haberlere sansür koydu. 13 Mart 1973 günü geldiğinde, Meclis tanklarca çevrilmişti. Koridorlarda üniformalılar geziniyordu. Komuta kademesi locada yerini almıştı. Gürler seçilmezse müdahale kesin gibiydi.

Ama Demirel de, Ecevit de sıkı durdular. Gruplarının tam desteğini aldılar ve "Merak etme arkandayız" diyenlere inanan Gürler kaybetti.

Ecevit, "sivil rövanş"tan sonra Genelkurmay'a çağrılınca neler hissettiğini 12 Eylül Belgeselinde (Birand/Bila/Akar) şöyle anlatmıştı:

"Ne olur ne olmaz diye eşime, 'Benim için bir bavul hazırla, içine de şu şu kitapları koy' dedim. Ve eşimle helalleşerek Genelkurmay'a gittim. Genelkurmay Başkanı Sayın Sancar dedi ki, 'Biz parlamentomuzu böyle bilmiyorduk. Çok şahsiyetli davrandı. Bu, bizi çok etkiledi. Biz artık bu seçimden elimizi çekmek istiyoruz."

***

Tabii aradan geçen çeyrek asırda köprülerin altından çok sular aktı.

Şimdi adaylığını açıklayan emekli asker için dayatan ordu yok. Hatta Genelkurmay'ın bu girişimden hiç hoşlanmadığı söyleniyor.

Dün asker çağırınca bavul toplayanlar şimdi Başbakan koltuğundalar...

Evine ölüm tehditleri yağan adam, Sancar'ın göz diktiği Köşk'te oturuyor.

Bir'in adaylığını açıklamasından sonra televizyonların yaptığı sokak röportajlarına baktım, büyük çoğunluk, yeni adayı konusunda "Galiba Baba Köşk'te kalsa daha iyi olacak" diyordu.

Türkçe'de "Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek" diye bir deyiş var.

Nasıl anlatsam..? Mesela elektriğiniz çok sık kesilirse nükleer enerjiye razı oluyorsunuz. Onun gibi bir şey işte...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır