kapat

04.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber Ýndeksi
Yazarlar
Günün Ýçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah Ýnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
Ýstanbul
Ýþte Ýnsan
Astroloji
Reklam
Sarý Sayfalar
Arþiv
Hazýrlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ.
CENGÝZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


Bir hafta kala...

Türkiye için yakýn geleceðini etkileyecek "perdenin arkasý"nýn perdenin önünden çok daha hareketli geçeceði, müthiþ bir haftaya giriyoruz. Bundan tam bir hafta sonra, Türkiye'nin "21.yüzyýl'daki yol haritasý"na dair ilk ipuçlarýný görebileceðiz. Türkiye'nin AB'ye resmen aday olduðunu iþittiðimiz anda, keskin bir viraj dönülmüþ olacak.

Öyle görülüyor ki, resm” Türkiye'nin tüm kayýtsýzlýðý ve isteksizliðine raðmen, bu kez Avrupa Türkiye'nin yakasýný býrakmaya niyetli deðil. Öyle veya böyle, Türkiye'yi angaje etmeye kararlý görünüyorlar. Türkiye'ye iliþkin tek bir olumlu kararýný hatýrlayamadýðýmýz Avrupa Parlamentosu bile son kararýyla bu yönde apaçýk bir sinyal verdi.

Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi'nin "Abdullah Öcalan davâsý" konusunda, Türkiye'de iç politika pazarýndaki demagoji marjýný kesecek türden hýzla aldýðý karar da ayrý bir gösterge.

Resm” Türkiye'ye sorarsanýz, takýlmýþ bir plak gibi ayný nakaratý dillendirecek: 1. Türkiye'nin Helsinki'de "AB Aday üyesi" olarak ilâný, 1997'de Lüksemburg Zirvesi'nde alýnan haksýz kararýn düzeltilmesinden ibarettir yani normaldir; durumda bir fevkâladelik yoktur. 2. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliði, 1963 Ankara Anlaþmasý ile zaten hakkýdýr. Tam üyelik bile bir lütžf deðildir; aday üyelik haydi haydi böyle sayýlmaz.

Þeklen doðru. Ama þekli býrakýp, iþin esasýna girelim artýk... Avrupa, elbette ki, Türkiye'ye birdenbire aþýk olduðu için asýlmýyor. Amerika'nýn, özellikle Kosova'dan sonra, çizmekte olduðu "yeni Avrupa güvenlik sistemi" stratejisinde Avrasya'ya özel bir rol düþüyor ve Avrupa-Avrasya ilmeðini Türkiye'nin kurabileceði düþünülüyor.

Dolayýsýyla, Avrupalýlar, "Küçük Asya"yý "21.yüzyýl Avrupa'sý"na eklemeyi arzular duruma geldiler. Ama, bunun "Avrupa kitabý"na uyabilmesi de gerektiði için, Türkiye'nin eline "Kopenhag kriterleri kitapçýðý"ný tutuþturuyorlar.

"1963 Ankara Anlaþmasý'ndan doðan haklarýmýz" kendimizi aldatmaktan baþka bir þeye yaramaz. O, bir "Soðuk Savaþ kontratý" idi. Soðuk Savaþ bitti. Kontrat, kadük. Önümüze bakalým. Soðuk Savaþ sonrasýnýn stratejilerine kafa yoralým. Kaldý ki, Avrupa'nýn Türkiye'den beklentileri ile Türkiye halkýnýn Avrupalýlýktan beklentilerinin nadiren ama tam da üstüste örtüþtüðü bir zaman dilimine denk geldik. Perþembe günkü bir New York Times yazýsýnda, "Birçok Türk, AB üyeliðini ülkenin sallantýdaki demokrasisini saðlama alacak ve gelecekteki refahýný garantiye alacak büyük bir ödül olarak görüyorlar" diyordu. Doðru. AB üyeliðinden yana olmak için daha geçerli hangi vatanseverlik ölçüsü olabilir...

Peki, koca Osmanlý imparatorluk mirasýmýz? "Yüce mirasýn mirasçýsý"ný, onca ülkenin üye olduðu bir topluluða sýradan bir üye olmak küçültmez mi?

Hayýr, küçültmez. Ýngiltere'nin güneþin batmadýðý Ýmparatorluðu da, Fransa'nýn kolonyal imparatorluðu da, tarihe -itiraf edelim- bizim Osmanlý Ýmparatorluðu'ndan daha büyük, daha geniþ ve daha kalýcý damgalar vurmuþ, izler býrakmýþtýr. Onlarýn girmediði, Almanya'nýn, koca Habsburg Ýmparatorluðu'nun mirasçýsý Avusturya'nýn girmediði komplekslere biz niye girelim. Söz konusu olan, 21.yüzyýl mimarisidir. Soru, ortadadýr:

Türkiye, bu yeni mimarinin içinde mi olacaktýr; yoksa Avrupa'nýn banliyösü muamelesi mi görecektir?

Ya, "Avrupa'yla doðmadýk, Avrupasýz da yaþarýz" tafrasýna ne demeli? Yanlýþ. Babalarýmýz, ikinci kuþaktan dedelerimiz, býrakýn Avrupa'yla doðmayý, Avrupa'da doðmuþlardý. Önce 1912 Balkan Savaþý'ndan, sonra da Birinci Dünya Savaþý sonunda Avrupa coðrafyamýzýn büyük bölümünden mahrum býrakýldýk. Avrupalý Atatürk'ün gösterdiði doðrultu, bu kaybý bir "uygarlýk buluþmasý" ile tamir etmekti. Yeni yüzyýlýn baþýnda, kapatmakta olduðumuz yüzyýlýn baþýndakinden de daha güçlü biçimde, "Avrupa'da kurumsal varoluþ" þansýmýzý niye tepelim? Rus zorbalýðý, Arap-Ýsrail güreþ minderi ve Ýran'ýn üç yandan kuþattýðý bir kýskacýn, Avrupa ucunu kendi elimizle niye kapatýp, kendimizi uluslararasý tecrite sokalým?

Apo? Unutun. Asýlmayacak. Ayrýca asýlmamalýdýr. Bunun AB yolunu kapatmasý tehlikesinden ötürü deðil. Ya niçin? Yarýna...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. - Tüm haklarý saklýdýr