kapat

04.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Bir gülme maratonu ki..

Maraton koşmuş gibiydim.. O kadar yorgun.. Maraton kazanmış gibiydim, o kadar keyifli.. Ünal'a baktım.. O da turşu gibiydi, benim gibi.. Eve nasıl vardığımı, nasıl soyunduğumu bilmiyorum. Kafayı yastığa bir koydum. Bir kendime geldim sabah!..

İnsan gülmekten bu kadar yorulur mu?..

Yorulurmuş zahir..

Hele gülmeye bu kadar hasret kalmışsa..

Son aylar içinde nasıl üzüntüler, sıkıntılar içindeydik.. Hem milletçe.. Hem kendi özelimizde..

Şöyle bir boşalmaya, rahatlamaya ihtiyacımız varmış demek..

Haldun Dormen'in son oyununun söz ediyorum..

"Yukarda Biri Mi Var?.."

Salon boşalırken bir hanım; "Bizi bu kadar güldürdüler, Allah da onları güldürsün," dedi..

Anneannem yaşında değil.. 19 yaşında bir genç kız..

Bütün salon durmadan güldü.. Hayır.. Yalan yok.. Ara ara durduk.. Hâlimiz kalmadığı için, bir nefeslik durduk..

Oyun tipik bir Ray Cooney komedisi..

Şablon artık belli.. Herkes birinin yerini alır, yanlışlıklar birbirini izler.. Sahnedeki bir yığın kapıdan biri açılır, biri kapanır, herkes bir yere saklanır, ya da bir kovalamacadır gider..

Böyle kaç komedi izledim, artık hatırlamıyorum. Öyle alışmışım ki, az sonra olacağı tahmin ediyorum, ama gene kahkahalarla gülüyorum..

Neden?..

Oyun çok iyi kotarılmış da ondan..

Böyle oyunlarda, yani gülmenin çoğunun durumdan geldiği komedilerde durumu yaratmak, işi çok iyi bilen yönetmenin işidir. Bu işi de Haldun'dan iyi yapan yok ülkemizde.

İkinci neden..

Bana Zeki ile Metin'in ilk günlerini hatırlatan bir genç kadro, harika oynuyor..

Takım oyunu dedikleri işte bu.. Bu da, gene de aradan sıyrılanlar var..

Bir defa Suat Sungur..

Genç kuşağın en yetenekli komedyeni olduğunu bir kez daha kanıtlıyor..

Bu oyunda ilk kez izlediğim Gürkan Uygun, bir harika..

Gülmek, sadece gülmek ve sonra bu kahkahaların tatlı yorgunluğu ile harika bir uyku istiyorsanız, beyninizi zonklatan günlük hayatın son zamanlarda iyice azan streslerine karşı bir zafer kazanmak içinizden geçiyorsa, kafanıza, vücudunuza, yarın gene bu yığınla derdin içine daha güçlü dalmak için bir gecelik tatil vermenin özlemini çekiyorsanız, Dormen Tiyatrosu'na koşun..

Koşun.. Koşun!..

Bunu da mı görecektin David Abi?

Sevgili David Abi, gene biz.

Sen bu satırları okurken, biz çağdaşlıktan çok uzakta, Türkiye'de olacağız.

Bu ikinci mektubu sana mum ışığında yazıyoruz. Neden dersen, burada elektrikler kesik..

"İçimizdeki Davidler" sağolsun. Sen gider gitmez senden gördükleri numaraları yapmaya başladılar. Mesela hükümet, senin kesme numarasına taktı. Elektriklerimizi kesti. Senin gibi tekrar birleştirecem derken helâk oldu. Bir de tek atının üstünde kırk yalan söyleyen bir kadın nasıl becerdiyse becerdi, kaşla göz arasında tekrar partisinin başına geçti. Partiyi tümden yok etmek için ilk seçimleri bekliyor.

Kusura bakma, hükümet her gün cebimizdeki parayı seni aratmayacak şekilde yok ettiği için buradaki gösterine gelemedik. Umarız kızmışsındır.

Sana; "Buralara gelme, sen kaybedersin," derken ne kadar haklı olduğumuzu gördün mü?..

Bu ülkenin tamamının bir Mydonose çadırı olduğunu, herkesin her şeye maydanoz olduğunu herhalde anlamışsındır artık.

Senin çadırda yok ettiğin, sonra da ortaya çıkınca seni ispiyonlayan Atilla'ya sakın kızma. O daha çocuk. Keşke her kaybolan geri gelse de böyle şımarıklık yapsa. Deprem çadırında üç çocuk yanarak yok oldu sen buradayken. Onları geri getirmek mümkün değil. Geri gelseler onlar kimlerin ne oyunlarını açıklarlardı acaba?

Memlekette ortaya çıkmamış onca hile dururken milletçe senin numaralara taktık kafayı. Herkes senin foyanı çıkarmak için yarıştı. Hatta Işıkara, Kuzey Anadolu Foya Hattı'nın, senin gösteri yaptığın çadırın altından geçtiğini açıkladı.

Devleti milyarlarca dolar zarara uğratan, bankaların içini hokus pokusla boşaltıp 1.5 katrilyonu uçuranların ipliğini pazara çıkaracağımız yerde seni uçuran ipleri ortaya çıkarmaya çalıştık.

Sana; "Burada senin numaraların sökmez," derken bir bildiğimiz vardı David Abi. Bu ülkede ne gizli kalmış ki sen kurtulasın? Bak nasıl da bulduk aslında kendini ortadan bölmediğini, kimseleri kaybetmediğini. Yer mi Anadolu çocuğu.

Ama sen gene iyisin. Senin arkandan gelen koskoca Kızıl Ordu Korosu'na göbek attırdık. Senin verilmiş sadakan varmış.

Burada herkes seni çok sevdi, çok beğendi Davut Abi. Bizden biri gibisin. Sana Davut diyebilir miyiz David Abi? Yalnız yine de sana biraz kırıldık. Tamam, bir-iki uyanık çıktı ama biz genelde milletçe sana saygıda kusur etmedik. İnsan gitmeden bir-iki iyilik yapmaz mıydı be Davut Abi? Hadi anladık; enflasyonu, trafik canavarını yok etmek seni aşıyor. Bari Reha Muhtar'ı Atina'ya geri yollasaydın. Eline mi yapışırdı yani?

Buraları sorarsan, hepimiz sağlık afiyetteyiz. Dert üstü, murat üstüyüz. Bunun da karşılığını her şeye ekstra vergi gelmesine ses çıkarmayarak ödüyoruz. Vergi dedik de hazır ol. Yakında bizim hükümet senden de vergi alacak. Burada kaybettiğin insanlar için YOKLUK Vergisi.

Özlemişsindir diye sana mektupla birlikte Atilla Taş'ın resmini yolluyoruz. Aman resmi kaybetme. Hatta bundan sonraki gösterilerinin afişlerine bu resmi koy. Altına da not düş. Salona almasınlar. Gerçi taş yerinde ağırdır ama ne olur ne olmaz Davut Abi..

hakanutku@hotmail.com

Bu pazar NTV'deyiz!..
Bu pazar, siz, biz, hepimiz, NTV'deyiz.. NTV'de olmalıyız.. Bu ülkenin gelmiş geçmiş belki de en anlamlı canlı yayını için..

Yapı Kredi Bankası'nın eski genel müdürü, sevgili Burhan Karaçam telefon etti.

"Çok hayırlı bir işe var mısın?" diye..

"Varım!" dedim..

İş şu..

Amerikalılar, Teleton diyorlar.. Canlı yayında fon toplama..

Amerika'da bir dernek var.. American - Turkish Society..

Demişler ki, Türkiye'ye..

"Siz orda ne kadar bağış toplarsanız, o kadarı da bizden.."

Yani tamı tamına, bir koyup iki alacağız..

Canlı yayın sırasında telefonla bağlananlar bağışlarını açıklayacaklar..

Ahmet Bey; "10 milyon!" dedi mi, şıkkkk.. 10 milyon da Amerika'dan..

Toplanan para ne olacak?..

Para, Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı tarafından projelendirilen "Hayat Mahalleleri"nin gerçekleştirilmesi için harcanacak. Depremzedeler bu "çağdaş", bu "uygar" mahallelere yerleştirilecekler.

Pazar günü sabah 10.00 dan, gece 23.00'e kadar devam edecek Teleton'a sanatçılar, bilim adamları, gazeteciler katılacak. Sevdiğiniz hemen herkes NTV'de olacak.

Siz, biz, hepimiz, pazar NTV'de olacağız!.

Çok hayırlı bir iş için.. Hem de tam, fitre ve zekât zamanı gelmişken..

Yedi bile değilmiş!..

Marilyn Monroe'nun eteklerinin havaya kalktığı hani o ünlü film vardı, Seven Year İtch / Yedi Yıl Kaşıntısı, meğer yanlışmış.. O film, kadınların yedi yılda bir azdıklarını iddia eden bir Kızılderili geleneği üzerine kurulmuştu.

Dünyaca ünlü bir antropolog, 62 ülkede 15 yıl süren araştırmalarının sonuçlarını açıkladı..

Kadınlar genetik olarak ilişkilerini dört yıl sonra kendiliğinden yıkacak şekilde programlanmışlarmış meğer.

Araştırmalar, kadınların çoğunluğunun, evlenme töreninden başlayarak erkeklerini terk etme eğilimi içinde olduklarını ortaya çıkarmış.

Sebep, genetik programlanma..

Türün sağlıklı devamı için, çocukların değişik erkeklerden, değişik yetenek ve özelliklerle doğmasını istermiş program. İnsan neslinin yer yüzünden silinmemesi buna bağlıymış.

New York Rutgers Üniversitesi Profesörleri'nden Helen Fisher; "Pek çok boşanmanın kadından kaynaklanmasının sebebi bu," diyor. Ve en çarpıcı açıklamasını yapıyor:

"Erkek, sağda solda oynaşarak poligam görünebilir. Oysa asıl gerçek, kadının durmadan yeni bir eşe yönelerek hayat boyu devam edecek bir monogami zincirine sahip olmak isteğidir."

Şimdi, dört yılda bir eş değiştirme programının bölümleri var.. Flört.. Evlilik.. Aldatma.. Boşanma..

Kadının aşık olmasını sağlayan beyin kimyasalları 36 ayda tükeniyormuş. Bunun farkına varması da bir yılı alıyormuş. Dört yıl dolarken, ilişkiyi bitirme isteği kesinleşiyormuş.

"Bunda da şaşacak bir şey yok. Çünkü doğada dört yıl aynı eşle dolaşan memeli zaten yok," diyor, Profesör.

Peki dört yılın aşılmasının sebebi ne?..

Kadının ekonomik bağımlılığı en başta.. Erkeğin, şefkati, sıcaklığı, verdiği güven diğer sebepler. O zaman evlilik, genetik programa rağmen yürüyormuş.

FIKRA
Adam dükkana girdi ve hamsi istedi..

"Karadenizli misiniz?" diye sordu tezgâhtar..

Adam kızdı..

"Karadenizliyim, ne olacak.. Şimdi Antep fıstığı istesem; 'Antepli misin?' diye mi soracaktın, İzmir tulumu istesem, İzmirli mi olacaktım?.."

"Yooo" dedi, tezgâhtar..

"O zaman niye sordun Karadenizli miyim diye?.."

"Burası nalbur da ondan!.."

SEVDİĞİM LAFLAR
Dünden öğren, bugünü yaşa, yarın için umut et.

Üçte üç!..

Eda Modoğlu; "Hayatıma üç erkek girdi," demiş.
"Üç evim var," diye eklemiş..

Kız üç kez "ev"lenmiş demek!..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır