kapat

04.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Apo'yu o yargılıyor
Galatasaray maçlarını kaçırmayan, viyolonsel çalan Rıza Türmen, Apo davası için "Ben Türküm ama bu davada Türkiye'yi temsil etmiyorum" diyor

* Büyükelçilikten sonra bağımsız bir mahkeme olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) geçen bir yargıcın günlük hayatı nasıl geçiyor?

Memuriyetten farklı olarak her gün başka bir heyecan var. Salı günleri çok dolu oluyor. Bizim daire toplanıyor. Çarşamba duruşma oluyor. Cuma günleri ise daha hafif geçiyor.

* Siz AİHM 1. dairesindesiniz. Daireler sistemini anlatır mısınız?

Avrupa Konseyi'ne üye 40 ülkeden 40 hakim var. Şimdi Rusya'nın katılımıyla 41 oldu. Her dairede 10 hakim var. 3 yedek, 7 asil üye olmak üzere her davada değişik hakimler atanır. Bir davada yedek üyeyken diğerinde asil üye olabiliyorsunuz.

*1. dairenin bir özelliği var mı, örneğin bakılan konular gibi?

İnsan hakları ortak konu. Ancak milli hakim kendi ülkesiyle ilgili davalarda bulunmak zorunda. Türk vatandaşı olduğum için Türkiye'yle ilgili davaları yoğunlukla benim bulunduğum 1. daireye veriyorlar. Ancak Türkiye'yle ilgili çok dava olduğu için diğer dairelere de dağılabiliyor.

*Dava sayısı açısından şampiyon Türkiye değil mi?

Evet. Toplam 11 bin dava var bekleyen. Bunun 2 bin 400'ü Türkiye ile ilgili. Türkiye'den gelen şikayetlerde adam öldürme, işkence, faili meçhul tipi davalar ağırlıkta. Düşünce özgürlüğü davalarında artış var.

*Alaattin Çakıcı da uzun süre hapiste tutulduğu için başvurdu mu?

Hayır.

*Öcalan konusundaki kararda bir Türk yargıcın imzasının bulunduğunu öne sürerek size bir Türk tarafı şapkası koymaya çalışanlar var.

Türkiye'nin yargıcı değilim. Türkiye'yi temsil etmiyorum. Sadece kendimi temsil ediyorum.

*Çıkan karar, "çıkabilecek en iyi karar" yorumları da var. "Türkiye'deki davanın yeniden görülmesini de isteyebilirlerdi" iddiasına ne diyorsunuz?

Buradaki mahkeme Türkiye'deki mahkemenin yerine geçmez. Temyiz mahkemesi de değildir. Öcalan'la ilgili yargı sürecinde Türk mahkemesinin AİHM'yle imzaladığı sözleşmeyi ihlal eden bir tutumu var mı ona bakarız. AİHM "Ben bu kararı bozdum, bu davaya yeniden bak" demez.

*Türkiye ölüm cezasına ilişkin AİH Sözleşmesi'nin 6. protokolünü imzalarsa bu dava düşer mi?

Hayır. Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesi, yargılama usulsüzlükleri yani adil yargı olmadığı, savunma hakkını yeterince kullanamadığı gibi iddialar var. AİH Sözleşmesi'nin ihlal edildiği iddiaları bunlar.

*Çalışma arkadaşlarınızla iş dışında görüşüyor musunuz?

Pek çok gruba girdim. Örneğin bir opera grubum var. Opera sonrası yemek yiyoruz. Şaraplar çok güzel. Yemekler de lezzetli ama Orta Avrupa mutfağı gibi ağırdır. Onun dışında bir de maç grubumuz var. Strasbourg Racing'in maçlarına gideriz. Ayrı bir grupla da satranç oynarız. Burada bir de bilgisayara başladım.

*İş dışında yaşamınızda önemli yer tutan bir uğraşınız var mı?

Viyolonsel çalarım. Beni çok saran bir şey. 40 yaşından sonra başladım. Dehşet bir tutku. Ankara'da arkadaşım Doğan Çangal'la başladım. Sonra Singapur'da devam ettim. Ama o kadar nankör bir şey ki her gün çalışmak lazım. Slovan yargıç da çelist. O da renan çalmaya çalışıyor. Aynı hocadan ders alıyoruz.

*En çok ne isterdiniz?

En kötü ama en çok severek yaptığım şey viyolonsel çalmak. En çok yapmak istediğim şey de Rostropovitch'in viyolonselinden çıkan sesi çıkartmak.

*Galatasaray hastası olduğunuzu bilmeyen yok.

Galatasaray Türkiye'de önemli bir olgu. Türkiye'nin koşullarına rağmen Galatarasay kendi kendini aşabilmiş. Galatasaray, Cumhuriyet tarihinde batıya açılan penceredir. Modern futbolu hem öğrenmiş hem de diğer takımlara öğretmiştir. Aynı şekilde basketbolu da diğer takımlara öğretti. Buradaki Galatarasaylı arkadaşlarla her şeyi bırakıp maç izleriz.

r Eşiniz Tomris Türmen de BM Dünya Sağlık Örgütü müdürlüğü gibi önemli bir görevde. Uluslararası kurumlardaki en yüksek seviyedeki Türk.

Evet, Cenevre'de Dünya Sağlık Teşkilatı'nda. Çocuk profesörüdür. Sağlık Bakanlığı'nda müsteşar yardımcılığı yaptıktan sonra Cenevre'de Dünya Sağlık Örgütü'ne geçti.

*Ailenizle nasıl görüşüyorsunuz?

Daha çok ben Cenevre'ye gidiyorum. 17 yaşındaki kızım Zeynep de orada. Hafta sonları görüşmeye çalışıyoruz. Liseyi bitirince Amerika'ya gitmek, dişçi olmak istiyor.

*Erdal İnönü'ye benziyorsunuz...

Türkiye'de her taksiye bindiğimde şoför, önce dikiz aynasından bakar, sonra bir daha bakar ve: "Abi sana bir şey soracağım" dedi mi ben hemen "Bak kardeşim, sorunun cevabını vereyim. Ben Erdal Bey değilim. Kendisi değilim, hiçbir akrabalığım da yoktur" derim. Erdal Bey bir gün bana "Nasılsınız, ne yapıyorsunuz" diye sordu. Ben de "Dublörlük yapıyorum efendim" dedim.

15 kilo verdi
YAKALANMADAN önce 105 kilo ağırlığında olan Abdullah Öcalan, son 6 ay içinde 90 kiloya düştü. Sıkı bir rejim uygulayan ve her gün düzenli olarak egzersiz yapan Öcalan, formunu korumak için büyük çaba sarfediyor. Abdullah Öcalan'daki değişiklikler bununla da kalmıyor. Öcalan, yıllardır kendisiyle bütünleşen bıyıklarından da vazgeçti. Geçtiğimiz günlerde sinek kaydı traş yaptıran Apo, 2000'e bambaşka bir Abdullah Öcalan olarak girecek.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır