kapat

03.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr )


Deprem vergisinden bazı ilginç görüntüler...

Bugünlerde, en çok konuşulan konuların başında deprem vergisi geliyor. Yasa dikkatle incelendiğinde, çok ilginç bazı görüntüler göze çarpıyor.

Bunların başında da "ücretlilerle ilgili" deprem vergisi yer alıyor.

Yasaya göre, 1998'de 12 milyar liraya kadar ücret geliri olanlar, deprem vergisi ödemeyecekler. Örneğin milletvekillerimiz 1998'de 12 milyar lirayı aşan bir ücret geliri elde etmedikleri için, deprem vergisi ödemeyecekler...

200 milyara da vergi yok
Yasayı dikkatle incelediğinizde, 200 milyar lira ücret geliri olanın da, isterse deprem vergisi ödemeyeceğini farkediyorsunuz. Şöyle ki, deprem vergisi ile ilgili yasada, bu yasanın Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yani 26 Kasım 1999'da ücret geliri elde eden kişinin, vergiyi ödeyeceği yazılı. O halde, bu kişi 25 Kasım Perşembe günü işten ayrılsa, 29 Kasım Pazartesi günü tekrar işe başlasa, 26 Kasım'da ücretli olarak çalışmadığı için, deprem vergisi ödemeyecek.

Esnaf ve tüccarın böyle bir hakkı da yok. Yani 1998 yılı sonunda işini terkeden bir esnaf ya da tüccar, bu vergiyi ödeyecek. Öte yandan 100 milyar lira dahi elde etse, işi bırakmış olan ücretli, vergiyi ödemeyecek.

Şimdi bunu anlayan varsa beri gelsin. Bir yandan 50 milyonluk cep telefonuna, 100 milyonluk götürü gelire ve de esnafın 200-300 milyon liralık 1998 yılı gelirine "ek gelir vergisi" var. Öte yandan ücretlilerde 12 milyar liraya kadar vergi yok. Hatta daha fazlasına...

Anayasamızın "Vergi Ödevi" başlıklı 73. maddesinde, "Herkesin" kamu giderlerini karşılamak üzere "mali gücüne göre" vergi ödemekle yükümlü olduğu belirtildikten sonra, "vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının" maliye politikasının sosyal amacı olduğu vurgulanmaktadır.

Yukarıda, ücretlileri örnek verdik. Başka örnekler de var. Örneğin; 20 milyar lira hazine bonosu, devlet tahvili geliri olan kişi hem yüzde 4-19 oranında "faiz vergisi" ödeyecek hem de yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek suretiyle "gelir vergisi" ödeyecek. Öte yandan 200 milyar liralık mevduat faizi, döviz tevdiat hesabı, faiz ya da repo geliri olan kişi, hem faiz vergisi ödemeyecek hem de yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeyecek. İlginç değil mi?

Vergilendirme rejimi
"Yıllara yaygın inşaat" işi yapanların durumu da çok ilginç. Bunların, inşaat işleri 1998'de devam etmişse, hiç vergi ödemeyecekler. Buna karşılık, 10 yıldan beri yani 1988'den beri devam eden bir inşaat işi 1998'de bitmiş ve 10 yıllık kazanç toplu olarak beyan edilmişse, şimdi 10 yıllık kazanç üzerinden "Ek Gelir Vergisi ya da Kurumlar Vergisi" alınacak. Oysa, vergi yasalarında, sadece yıllara yaygın inşaat işleri ile ilgili "özel bir vergilendirme rejimi" var. Deprem Vergisi'nde olayın bu yönü gözden kaçmış.

Son ilginç örnek de "cep telefonları" ile ilgili. Cep telefonları görüşmelerine deprem vergisi var. Kablolu telefonlarla yapılan görüşmelere yok. Bu da çok ilginç.

Şu sıralarda, cep telefonu konusunda yaşanan bir başka ilginç olay da, cep telefonu olanların, aboneliklerini iptal ettirip, cep telefonlarından "özel iletişim vergisi" alınmayan, deprem bölgelerinde abonelik açtırmaları!..

Bizim insanlarımız, boşlukları nasıl da buluyorlar değil mi?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır