Hemen hemen ömrümün yarısı Sultanahmet'te geçti. Malum bizim Babıâli adeta Sultanahmet semti ile bütünleşmiş gibidir. Gazetede haberlerimizi yazdıktan sonra fırsat buldukça Sultanahmet'e kaçar, köftecisine, börekçisine uğrar, oralarda atıştırırdık. Bu bahsettiğim 20-30 sene evvelki durum. O zaman da vardı ama bu semtte şimdi turistik mağazalar bayağı arttı. Özellikle halıcılar çoğaldı. Turistlerin en çok geldiği yer olan Sultanahmet'teki halıcıların arasına bazı mikroplar karışmış. Bu durumu duyunca çok üzüldüm ve çoğu tanıdığım olan halıcı arkadaşlara uyarı yapmayı bir görev biliyorum.
Sultanahmet'teki halıcılara sesleniyorum; Hepiniz değil ama aranızdaki bazı mikroplar turistleri rahatsız ediyor. Bunun ötesinde son zamanlarda bir de depremzedelere yardım topluyoruz diye turistleri soyuyorlar. Yahu bunlar turist ise soyulacak kaz değil ya... Yahut da kandırılacak enayi... Bakın taa Japonya'dan bir Japon, Türkiye'deki turizm şirketine e-mail ile ne yazmış; "Sultanahmet'te çalışan bazı halıcılar özellikle Japon turistlerden depremzede olan halama, teyzeme ilaç parası lazım diye para topluyorlarmış. Mani olunamaz mı?..."
Alın size bir problem daha... Bu da nereden çıktı?... Biz turizm patlaması yapalım derken, onlar çingenelik edip, turistleri kaçırıyorlar. Hem de bütün dünyanın hassasiyetle üzerinde durduğu deprem felaketini istismar ederek. Evet bilmem anlaşıldı mı?... Bütün halıcılar değil ama aradaki terbiyesizleri şimdilik ben uyarıyorum. Ve oradaki diğer dürüst esnafın bunları ikaz etmelerini, yaptıkları yanlışı düzeltmeleri için uğraşmalarını rica ediyorum.
Türk Eğitim Derneği, bu ne biçim burs?...
Sakarya Üniversitesi'nde okuyan depremzede öğrenciler beni aradı. 17 Ağustos depreminde evlerinin tamamen yıkıldığını, onun için deprem sonrası Türk Eğitim Derneği'nin depremzede öğrencilere vermeyi taahhüt ettiği bursa başvurmuşlar. Ama başvurudan 1 ay sonra T.E.D'ne telefon açıp, bursun çıkıp çıkmadığını sorduklarında, telefona çıkan kişi daha iki saniye bile geçmeden (çünkü bu zaman zarfında bilgisayara bakıp cevap vermesi imkansız), "Yok çıkmadı..." cevabını yapıştırmış.
Üniversiteli gençler diyor ki; "Ahmet ağabey böyle ciddiyetsizlik olur mu?... Adam hiç araştırmadan sanki ezberletilmiş gibi iki saniyede böyle cevabı nasıl verebiliyor?... Eğer ona bu söz ezberletilmiş ise, diyeceğimiz yok. Ama bilgisayara bakmadan kafadan atıyorsa, doğrusu çok ayıp ediyor. Bu ne biçim dernektir. Paranın çıkıp, çıkmaması önemli değil ama Türkiye'nin saygın bir derneğinden bunu hiç birimiz beklemiyorduk."
TED yöneticileri, şimdi top sizde cevap verin bakalım...