kapat

03.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Beyinsellik döneminden gövdesellik dönemine...

Özellikle yazı adamları genç kuşakların gitgide sığlaştığından yakınırlar... Bundan 50 yıl önce Vâlâ Nurettin de yakınırdı bundan, Yusuf Ziya Ortaç da...

Vâlâ, Carmen operasının ilk oynandığı gece nasıl yuhalanmış olduğunu bilmenin, artık kimse için genel bir kültür termometresi sayılmadığını yazardı. Yusuf Ziya ise, geleneksel Kurban Bayramları'nın nasıl yozlaştığını...

Vaktiyle Fransız aristokratları da, o dönemin görgüsüz burjuvalarını bir yığın baldırı çıplak olarak niteler ve onlara "donsuzlar" derdi...

Kuşaklardan kuşaklara gitgide azalan bir elitizm... Güncel hayatın tadını herkesden daha çok çıkaranların çemberi genişledikçe, beyinsel alanda da bir yufkalaşmayla bir daralma olacağı doğaldır; yadırgamamak gerek...

Düşünün ki, günümüzde kapıcı dostum Muzaffer, Kanuni Sultan Süleyman'dan da daha konforlu yaşıyor, Napoleon'dan da...

Ne Kanuni hayatında kaloriferli odalarda yatıp, yaylı bir koltuğa kurularak televizyonlarda maç izleyebildi; ne Napoleon otomobillere binip, cep telefonlarıyla konuşabildi...

400, hatta 200 yıl içinde Türkiye gibi çok da gelişememiş bir ülkede bile İstanbul'un yoksul kesimleri dahi, hayatı kolaylaştırıp güzelleştiren çeşitli olanaklar açısından, eski imparatorlardan çok daha renkli yaşıyorlar. Onlar kadar kültürlü, onlar kadar donanımlı olmasalar da...

Önümüzdeki yüzyılda, hayatın tadını çıkarma tutkuları yaygınlaşırken, beyinsel bir kalitenin alanı daha da daralacak...

Bir de buna tüketim ekonomisinin kırbaç şakırtılarını ekleyin.. Son model pahalı araba, yahut giysilerle saatlerde ünlü marka süksesi...

Sadece bir soru var saman altında kalan:

- Genç kuşaklar bu tüketimi nasıl ödeyecekler?Bankamatik kartlarıyla kullandıkları kredilerin görünmez forsalığına tutsak düşerek mi?

Tek umut hep, ya iyi bir futbolcu, ya ünlü bir türkücü, yahut sevilen bir manken olabilme çengeline mi takılı kalacak?

Ya gizli çengellere takılı kalmış umutlar gerçekleşmezse?.. İster istemez, üç kağıtçılıkla aldığın borçları iç etmeye doğru bir kayma başlayacak; sonra da ezile çürüye ufalanıp gitme..

Tüketim ekonomisi sadece özendirici bir vitrin koyar ön plana.. Gerçekleşmemiş umutlarla, ezile çürüye ufalanıp gidenleri pas geçer...

Durmadan artan üretimin daha geniş kitleler tarafından emilmesi gereği sonucu; tüketiciler arasındaki yarış, bankamatik forsalarının performanslarını güngünden daha çok bilese ve halk yığınlarına güçlü bir dinamizm aşılasa bile; yaşlandıkça çaptan düşme karabasanı, sallanmaya başlayacaktır bireylerin burnu dibinde..

Karamsarlıklar, uykusuzluklar, depresyonlar çarliston oynamaya başlayacaktır, eski zamanların yaşlanmış sükse kızlarıyla, sükse delikanlıları dünyasında...

Hele bir de beyinsel lezzetler birikiminden yoksun olunca...

Elitizmin daralması ve gövdesel güncel bir yaşamın yeni kuşakları daha yaygın olarak sarmalaması doğal..

Ancak hayatın bir bedeli var. O bedeli peşin peşin nasıl ödeyeceğine şayet kendin karar vermezsen; değişen dönemlerin değişmeyen sinsi kerpetenleri kopara kopara mutlaka ödetiyor o bedeli..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır