kapat

03.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Olmadı Mustafa

Yakışmadı... Olmadı Mustafa. Sen milli takım teknik direktörüsün. Yani, Türk milletinin takımını sana emanet etmişler. Herşeyinle dikkatli olmaya ve örnek olmaya mecbursun.

Önce büyük başarılara imza atıyorsun, sonra çıkıp iki cümle ile hepsini berbat ediyorsun. İrlanda maçından sonra çıkıyorsun, "Aramızda İrlandalılar var. Yarın veya öbür gün basın toplantısı yapacağım, hepsini isim isim açıklayacağım" diyorsun. "Topunu karşıma alıp, onlarla konuşacağım" diyorsun. Sonra olaylar gelişiyor. Bakıyorsun ki, iş arap saçına dönecek, bu sefer başlıyorsun dönmeye. "Ben işin felsefesini yaptım" diyorsun. Neyin felsefesini yapıyorsun Mustafa? Eğer bir şey olduysa, rahatsızsan, çık konuş. Hem de isim vererek konuş.

Maçtan önce Hıncal'ın yazısından rahatsız oluyorsun. Sonra da bir televizyon programından rahatsız oluyorsun. Maçtan bir gün evvel Futbol Federasyonu Genel Sekreteri vasıtasıyla futbolculara gönderilen kale arkası davetiyelerinden rahatsız oluyorsun. 90 dakika bitiminde çıkış yapıp, sonra da 180 derece çarkediyorsun. Dön baba dönelim Mevlana gibi.

İsimleri açıklaman sana cezai bir sorumluluk getirmez. Yani işin kolay. Madem çıktın, yoluna devam et. Şimdi bu düştüğün durumdan sonra futbolcuların ve kamuoyu sana nasıl itimat edecek Mustafa?

Otobüste, "Hop hop Hıncal. Top Hıncal" diye bağırıldı mı veya bağırılırken sen orada mıydın? Yoksa o sırada otobüsten inmiş alışveriş mi yapıyordun? Olay otobüste olduysa, ufak bir amatör kamera bunları görüntüledi mi? Takımdan bazıları mı, yoksa tamamı mı bağırdı? Bak ben sana ne kadar net şeyler söylüyorum cevaplaman için.

Çıkın ve doğruları konuşun
Konuşun ki, milleti töhmet altında bırakmayın. Çünkü bu işlerden mahkemelik olmazsınız, o avantajınız var. Önce yapıyorsunuz, sonra da basın bunları işledi mi "Yalan" diyorsunuz. Sonra da yan yollara sapıp, işin kendinize göre felsefesine giriyorsunuz.

Aynı Galatasaray'daki Emre örneği. Faruk Süren, Emre'nin Galatasaray'a kazandırılması konusunda, "Bu futbolcuyu Bülent Tulun aldı, Adnan Polat değil. Yapay kahramanlar yaratmayın" diyor. Bu işi bana anlatan Adnan Polat'tan ses çıkmıyor. Sonra konuştuğumda, Faruk Süren için "Bunlar kafayı yemiş" diyor. Adnan Sezgin'le telefonla konuşuyorum, "Bülent Tulun, Emre'yi yolda görse tanımazdı. Nasıl onu Galatasaray'a almış merak ediyorum" diyor. Ama hiçbirisi cepheye çıkıp net bir şekilde konuşmuyor. Hep kapalı devre. Sonra da işlerine gelmedi mi, "Basın yalan yazdı" diyorlar. Sizler doğruları çıkıp açıklamadığınız müddetçe, basın da bazı şeyleri zorlayacaktır. O zaman gocunmayın. Ya çıkıp konuşun, ya da ebediyete kadar susun.

Spor Yazarlari sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır