Anadolu'da ilk nefesini almış, suyuyla büyümüş, ekmeğiyle doymuş bir "azınlık" üyesi, Türk'e Türk'ten yakın, taa içimizden biri Stelyo Berberakis.. SABAH'ın, başarılı Atina muhabiri Berberakis, Aktüel dergisinde meslek hayatında bir ilke imza attı ve Rusya'da başlayıp, kendi doğumuyla Anadolu'da noktalanan ailesinin yazgısını, kayıp annesinin hikayesini doyumsuz bir dille kaleme aldı.
Buraya sadece bazı satıraralarını alabildiğimiz Stelyo'nun hikayesi, Türk ve Yunan halkının ortak geçmişini ve geleceğini de en iyi şekilde yansıtıyor:
* "Yıl 1900... Nikolas doğmuştu. Babası Vasili, anası Simela ve çocuklarıyla Rusya'dan Osmanlı'ya gelmeyi başarmıştı. Seçilen yer: Rumca Argyrupolis, Türkçe Gümüşhane."
* Todor Ağa, bir Rum ağasıydı. Tek sıkıntısı Froso'sunu evermekti. En "gözde" kızı Froso, kimseyi beğenmez, "Ben istediğimi alacağım" diye babasını kızdırırdı. Yaşı henüz 15'ti...
* Yunan orduları İzmir'den Ankara'ya ilerledikçe, bedeli İç Anadolu ve Karadeniz'deki Rumlar ödüyordu... Bir gün köye garip bir haber geldi. Rum aileler "Yunanistan" diye bir yere gönderilecekti.
* İstanbul'da onbinlerce insan Yunanistan'a giden gemilere biniyordu. Froso gemiye bindiğinde çığlık çığlığaydı: Bebeği Polikseni ve anası Sofia kayıptı.
* Yıl 1940. Modalı dekoratör Angelos radyo dinlerken bir anons dikkatini çekti: "Yunanistan'da Froso adlı bir kadın, İstanbul'da, sağ kolunda yanık yarası izi olan, Polikseni adında, şimdilerde 20 - 21 yaşlarında olması gereken öz kızını arıyor..." Angelos'un aklı nişanlısı Polikseni'ye gitti...
* Taa ki, 1952'de Polikseni, kızı Sofia ile yerle bir olmuş Yunanistan'a gelene kadar. Polikseni bir yıl hasret giderdikten sonra Türkiye'ye, kocası Angelos Berberakis'e dönecek ve oğlu Stelyo'yu doğuracaktı..