|
|
25 yıla sığan müthiş tempo
Gündeş'in 25 yaşına rağmen film gibi ama zorluklarla dolu bir hayatı oldu Yoğun iş temposunda çalışmak zorunda olanlar da olaydan ders çıkardı
Gözlerimin önünden gitmiyor görüntüler... Yeni şarkılarını söylerken önce elini başına götürdü. Sonra kocaman siyah gözleriyle arkadaşına bakıp, hafif gülümseyerek sağ elinin işaret parmağıyla başının döndüğünü işaret etti. O anda, ne olduğunun farkında değil. Ondan sonra gözleri kaydı ve düştü...Bu görüntüleri tekrar tekrar düşünüyorum, düşündükçe deliriyorum. Ebru Gündeş henüz 25 yaşında. Yani bu kadar genç bir insanın, dopdolu, capcanlı, neşe dolu bir insanın bir anda gözlerinin kararması ve bayılması olacak iş mi? Eminim ki o anda, benim gibi birçok insan işini gücünü bırakıp beş dakika düşünmüştür. Ben öyle yaptım. Beni arayan Mehmet Ali Erbil de, Hülya Avşar da aynı şeyi yapmış;
"Bu kadar yoğun çalışıyoruz ama değer mi?"
Ebru'nun film gibi bir yaşamı vardı. Zor bir hayatın içinde doğmuştu. Anne ve babası o henüz 40 günlükken ayrılmışlar ve baba evi terketmişti. İşte bu nedenle babasını hiç affetmedi Ebru. Bir mezarın başında fotoğraflar çektirerek "Babam öldü" demişti. Oysa babası yaşıyordu. Başında kendisini sahiplenecek bir baba olmadığı için geçimleri çok zor olmuştu. Annesi bir konfeksiyon şirketinde çalışmış, onlarla birlikte yaşayan anneanne de emekli maaşıyla evin geçimine katkıda bulunmuştu. Ebru'nun zorlu yaşamı çocukluğunda başlamıştı. Ortaokul'dan ayrılarak Tozkoparan'da bir deri atölyesinde işe başlayan Ebru, model çizip, makastarlık yapmıştı. Daha sonra ise evlenip Belçika'ya yerleşmişti. Ama Ebru bunu da basından sakladı. İşte böylesine zor bir yaşamdan sonra Allah'ın lütfu sesiyle milyonların gönlünde taht kuran Ebru Gündeş çok sevildi, çok alkışlandı. Sanatında büyüdükçe, sorunları da büyüdü. Dizi çekimleri, ekstralar, kaset çalışması, aşk hayatı ve yine ailesinin geçim derdi Ebru'nun sağlığını zorlamaya başladı. Ama hiçbirine aldırış etmedi. Yılbaşı sonrası çıkması planlanan kasetini hırs yaparak bir an önce çıkarmak için gece-gündüz stüdyolarda çalıştı. Sigara üstüne sigara içti. Beğenmedi bir daha okudu, en iyisinin olması için günlerce hiç uyumadı.
Ve sonunda Ebru Gündeş, İbrahim Tatlıses, Muazzez Ersoy, Sibel Can, Serdar Ortaç'ın yeni çıkan kasetlerinin ardından, kendi kasetini de yetiştirdi. Çok mutluydu, nefis sesiyle okuduğu şarkılarını basınla, hayranlarıyla paylaşmak istiyordu. İşte o gece, o an vücudu dayanmadı ve Ebru, hayatın zorluğuna, strese, yorgunluğa, yenik düştü. Biz bu filmi daha önce defalarca görmüştük. Yılmaz Zafer, Yüksel Uzel, Levent Yüksel, Zeki Müren, Muazzez Abacı... Hayatla ölüm arasındaki o incecik çizgide gidip geldiler. Zeki Müren ile Yılmaz Zafer direnemedi.
Hastanelerden onların haberlerini beklerken korkunç sonla ilgili o cümleyi hiç duymak istemiyorduk.
Dualarımız şimdi de Ebru'yla... Haydi Ebru aç gözlerini, kalk ayağa. Sevenlerin, hayranların seni bekliyor...
KENAN ERÇETİNGÖZ
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|