


Bayram gibi bir pazar
Isparta, Isparta olalı, böyle "hava trafiği" görmedi... Uçağımız Isparta'ya yaklaşınca, pilot şu anonsu yapmak zorunda kaldı:
- Isparta havaalanındaki yoğun trafik nedeniyle bir süre inemeyeceğiz.
İnemedik.
15-20 dakika kadar havada dolaştık durduk.
Saat 10:20'de indiğimizde, bir de ne görelim...
Isparta, Süleyman Demirel Havaalanı "Uçak kaynıyor".
THY uçakları...
Azerbaycan Devlet Başkanlığı Uçağı...
Bir düzine özel uçak.
Evet, Isparta bugüne kadar böyle trafik görmedi.
***
Sadrazamlar kenti Isparta, Baba'yı dün bir kez daha bağrına bastı.
Tabii burada Baba'ya, "Baba" demiyorlar.
"Buba" diyorlar.
Yol kenarlarını, tören alanını, dolaştığımız yerleri dolduran binlerce Ispartalı, gün boyunca "Buba... Buba" diye bağırdı durdu.
Buba" da gördüğü ilgiden fazlasıyla memnundu.
Sadece "Ev Sahibi Demirel" değil, konukları da bu ilgi karşısında mutluydular.
Isparta'dan mutlu biçimde ve gül suyu kokusu içinde ayrıldılar.
"Gül suyu kokusu" konusunu biraz açalım...
Dün Isparta'da, yol boyunca konukların üzerine "Gül suyu" püskürtüldü.
***
Isparta'dan "Sadrazamlar kenti" diye bahsettik.
Osmanlı'nın Sadrazamlarından Kemanteş Ali Paşa, Ispartalı.
Halil Hamid Paşa, Ispartalı.
Seyit Ali Paşa, Ispartalı.
Hüseyin Avni Paşa, Ispartalı.
Süleyman Demirel'i de hesaba katınca...
Isparta'nın "özelliği" ortaya çıkıyor.
Isparta Padişahlık'ta da, Cumhuriyet'te de "Sadrazam... Başbakan... Cumhurbaşkanı fabrikası gibi" çalışıyor.
***
Isparta'da nereye gitsek karşımıza "Demirel" çıkıyor.
Demirel Havaalanı...
Demirel Organize Sanayi...
Demirel Ormanı...
Demirel Eğitim Kompleksi...
Demirel Bulvarı...
Demirel Üniversitesi...
Demirel Öğrenci Yurdu...
Demirel Kongre ve Sergi Sarayı...
"Sokaktaki vatandaş" Demirel'den bahsederken şöyle diyor:
- Isparta'da adamı 32 dişiyle değil, 32 işiyle severler.
Demirel de burada "32 işe" imza attığı içindir ki...
Gerçekten çok seviliyor.
***
Isparta'ya dün bir "Hayır işi" için geldik.
"Şevket Demirel Kalp Merkezi"nin açılışı yapıldı.
Şevket Bey 6.5 milyon dolar harcayarak modern bir sağlık kurumu meydana getirmiş.
Konuşması sırasında Şevket Demirel "iki hususun" altını çizdi.
Önce "bu topraklarda kazananlar böyle hayır işleri yapmalılar" dedi.
Sonra da... Dev Sağlık Kuruluşu'nun "Sekiz ayda nasıl tamamlandığını" anlattı:
- Kendi kendimi şantiye şefi ilan ettim... Çizmeleri giydim, işe koyuldum... Gece demedim, gündüz demedim... Sekiz ayda işi bitirdim.
Şevket Bey sekiz ayda "Koca binayı" bitirebiliyor.
Ama deprem bölgesinde, devlet, "Aynı tempoyu" gösteremiyor.
"Kağnı hızını" aşamıyor.
***
Dün Isparta'da "iki yerel deyim" öğrendik.
Biri "Sabah erken kalkmaya" dair:
- Gül, kokusu uçmasın diye, güneş doğmadan toplanır.
İkincisi ise "Çalışkanlık" hakkında:
- Bir günlük yemek için, iki günlük emek gerek.
İşte şimdi daha iyi anlaşılıyor...
Baba'nın "yüksek temposunun" sebebi.