Türkiye içine girdiği müthiş ekonomik darboğazdan çıkabilecek mi?
Hükümetin gece yarısı çıkardığı deprem vergileri, halkın üzerinde gerçekten deprem etkisi yarattı..
Memura 2000 yılında ancak yüzde 25 zam verilecek.. O da yüzde 15 ve 10 olarak iki bölüm halinde..
IMF ile imzalanacak olan anlaşmanın içeriği gereği, 2000 ve onu kovalayan en az 2 yıl, Türkiye ve bu ülkenin insanları için, çok ama çok zor geçecek..
Herkes kemer sıkacak..
Herkes küçülecek..
Faizleri ile birlikte ödememiz gereken milyarlarca dolar dış borcumuz var.. Bu da belli..
Bugünkü faizlerle daha da korkunçlaşan iç borcun miktarı da ortada..
Şimdi gelelim bu yazının başlığındaki tartışma noktasına..
Türkiye şu sıralar üç önemli askeri harcamaya hazırlanıyor.
Birincisi 1000 adet yeni tank.. Bu projenin Türkiye'ye maliyeti 7 milyar dolar..
İkincisi 1000 adet tankımızın modernleştirilmesi.. Bunun maliyeti ise 3 buçuk milyar dolar..
Üçüncüsü 145 saldırı helikopteri alma projesi. Maliyeti de 3 buçuk milyar dolar..
Bunları alt alta koyduğunuz zaman ortaya, sadece bu üç projenin tamamlanması için 14 milyar dolar gibi ödememiz gereken muazzam bir para ortaya çıkıyor..
Bunlara ordunun diğer projelerini de eklerseniz, Türkiye önümüzdeki 25-30 yıl içinde neresinden baksanız 130-150 milyar dolarlık bir harcama yapmaya hazırlanıyor..
Bu bir sır değildir. Bizzat Genelkurmay Başkanlığı yetkilileri bunu medya kanalıyla açıklamış ve Türk şirketlerine imkan olacağını bildirmişti..
Peki ama nasıl olacak bu?
Bu müthiş rakkamları nereden bulup ödeyeceğiz?
Türkiye'nin güvenliğini en ufak bir şekilde tehlikeye atmadan, acaba bu rakkamların aşağı çekilmesi veya hiç olmazsa önümüzdeki çok zor 3 yıl içinde, bu tür muazzam meblağlara varan ihalelerin durdurulması gerçekleşemez mi?
Ordumuz bu fedakarlığı yapabilir mi veya yapmalı mı?
Türkiye'nin önündeki iç ve dış tehditler konusunda acilen güçlendirilmesi gerekiyorsa, o zaman söyleyecek hiçbir şey yok. O zaman bu projeler bir an önce hayata geçirilmelidir..
Ve fakat bu konuda resmi bilgilerimiz çok az..
Türkiye önümüzdeki yıllar içinde kendisinin de karışacağı veya karışmak zorunda kalacağı bir savaş mı bekliyor çevremizde?
Bu nedenle yukardaki tartışmayı açmayı gerekli gördük..
Demokrasilerde doğrular ancak tartışılarak bulunur.. Biz de tartışalım ve doğruyu bulalım diyoruz.. Bu konuda bize ulaşacak açıklamaları da yayınlayacağız..
Çeçenistan
Rusya burada tam bir katliama girişti.. Mülteci kamplarını bile basıyor.. Gözü öylesine dönmüş..
Bosna ve Kosova'da harekete geçen ulaslararası güçler Rusya önünde susuyor.. Yeni Dünya Düzeni'ndeki en önemli aksaklıklardan biri budur..
Kimse Rusya'ya terörizmle mücadele etme demiyor.. Aksine destekliyor..
Ama sivillerin kadın, erkek, çoluk, çocuk bombalara hedef olması, artık dünya kamuoyunda kabul edilebilir bir strateji olmamalıdır..
Kimse NATO'nun Rusya'ya savaş ilan etmesini de beklemiyor.. İstemiyor da.. Çünkü gerçekçi değil..
Ama batı dünyası elindeki ekonomik ve siyasi silahları Moskova üzerinde gereken ağırlıkta kullanabiliyor mu?
Bize göre bu sorunun cevabı "hayır" dır.. Washington, Londra, Paris, Berlin ve Ankara'nın da aralarında bulunduğu başkentler artık oturup Rusya'ya yaptırımlar konusunu ciddi biçimde ele almalıdır..