G.Saray 11 kişiyle iyi oynamayıp zorlandığı karşılaşmada 10 kişi kaldıktan sonra toparlandı ve farka gitti. Maç öncesi bazı sıkıntıların yaşanabileceğini düşünüyordum. Arif, Hagi ve K.Hakan gibi lig maçlarında Galatasaray'ı gole taşıyabilecek 3 önemli oyuncunun olmaması; Hakan Şükür'ün de sakat sakat oynaması bu düşüncelerin kaynağıydı. Nitekim maçın başında bunu açıkça gördük.
Marcio, forvette Hakan'a destek olabilecek kalitede ve çabada değildi. G.Saray'da Marcio dışında genel olarak bir yorgunluk, bıkkınlık ve Erzurum'u fazla sıkmadan yenebileceklerini düşünmenin rahatlığı da sıkıntı yaşanmasına yol açtı. Cimbom, ne defansta ne de hücumda istediği hiçbir şeyi yapamadı. Buna rağmen Hakan'la kaçan yüzde yüzlük bir pozisyon vardı. Bu gol olsaydı, G.Saray çok önceden rahatlayabilirdi.
Capone'nin atılışı daha da zor bir dönemin yaşanacağını düşündürdü. Ama olay farklı gelişti. Kart G.Saray'ı uyandırdı ve oyuncular bundan sonra oyunu değiştirmek için daha fazla mücadele edip bunun karşılığını gördüler.
Terim'in kırmızı karttan sonra Marcio'yu oyundan alıp Ergün'ü sokması çok doğru bir tercihti. Zaten Marcio ortalıkta hiç yoktu. Ergün'ün akıllı oyunu önündeki Hasan'ı da harekete geçirdi. Ve neticesinde G.Saray golü buldu.
İkinci yarıda eksik oynayan G.Saray'ın tempoyu sürdürememe gibi bir sıkıntı yaşayacağı beklentisi vardı. Ama bu da gerçekleşmedi. Özellikle Emre ile başlayıp Okan ile devam eden güzel hareketler gollerin sıralanmasını sağladı.