HAYDARPAŞA Numune Hastanesi'nin polikliniğini, İstanbullular'a bir armağan olarak Vehbi Koç Vakfı yaptırmış. İnşaatın sağlamlığı şüphe götürmüyor; böyle bir vakıf, böylesine anlamlı bir armağanda mutlaka milimetrik ölçülerde ince eleyip sık dokudu. Bu açıdan, Haydarpaşa Numune Hastanesi'nin polikliniğine, "İstanbul'un en sağlam yapılarından biri" gözüyle bakabilmeli idik.
NE yazık ki bakamıyoruz. Çünkü binada deprem hasarı meydana geldi. Kolon ve kirişlerde çatlamalar, açılmalar oldu.
BUNUN nedeni binanın çürük yapılmış olması değil. Hasara "korozyon", yani "paslanma" yolaçtı. Korozyonun nedeni ise, yapım ve teslim aşamasından sonra bakımın ihmal edilmesi. Başhekim Opr. Dr. Faruk Cemşit bizzat altını çiziyor:
"MÜHENDİSLER tarafından yapılan kapsamlı incelemeler sonucunda, nem ve rutubetten dolayı binadaki kolon ve sütunların taşıma kuvvetini kaybettikleri anlaşıldı. Polikliniğe binlerce insan geliyor. Onların hayatını tehlikeye atamayız. Poliklinik binası aşırı korozyon yüzünden tehlike arzediyor. Olası bir depreme karşı tedbirimizi alarak binayı kapattık."
BİNA kapatılarak elbette ki son derece yerinde ve kaçınılmaz bir önlem alınmış. Ama 15 yıl önce yaptırılan binayı o gün bugündür korozyonun kemirmesi anlaşılır ve affedilir gibi değil.
PERİYODİK, sistemli bakım ve izolasyon yapılmamış. Bu yüzden rutubet binanın içine işlemiş; kolonları kirişleri eritmiş. Deprem İstanbul'un boş böğrüne yumruğunu vurunca, rahatlıkla "korkunç" diye tanımlayabileceğimiz bu gibi savsaklamaların, ihmalciliklerin çirkin yüzü ortaya çıkıverdi.
HASTANELER, afetlere karşı birinci derecede korumalı olması gereken yerler. Bizde maalesef en korumasız, en bakımsız birimler arasında yeralıyorlar.
HIRSIZ müteahhitler tarafından çürük yapılan hastane binalarını bırakalım bir yana; Koç Vakfı'nca yaptırılıp granit kadar sağlam teslim edilen poliklinik binası da ihmal yüzünden çürütüldü.
ARTIK ders ve ibret alınsın; bu utançlar yeniden yaşanmasın.