kapat

29.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
DİZİ YAZI-4
Sağmalcılar'a ABD vizesi
Arkadaşları kıramaz, vize taleplerini karşılamaya çalışırdık. Ama arada çürük tipler olurdu. İşte bunlardan biri yüzünden başıma gelmedik kalmadı: Hapse bile düştüm!

USIS ve Konsolosluk'ta çalışan üst düzey Türk personelin çok önemli bir sorunu vardı: Eşe dosta Amerikan vizesi almaları için yardım etmek. Vize konusu özellikle benim çok başımı ağrıtıyordu. Her gün danışmadan arayıp, "Ziyaretciniz var; özel görüşmek istiyor," diyorlardı.

Kimlerin aradığı belliydi. Falanca tarafından gönderilip Amerikan vizesi almak isteyen bir vatandaş. "Falanca" deyince aklınıza sıradan biri gelmesin. Çoğunlukla, benim iş konusunda önemli bir yeri olan dostlarım tarafından gönderiliyordu bu kişiler.

BİZİ İŞLERİNE ALET ETTİ
İlk yıllarda olay zor değildi. Üst kademede görevli Türk yöneticileri için belirli bir tavsiye formu vardı. Bu formu dolduruyor, vize isteyen kişilerin adlarını yapıp formu imzalıyor ve müracaat eden dostlarımızı vize bölümüne gönderip başımızdan savıyorduk.

Hiç unutmam, Milliyet'ten bir editör, bir köşe yazarı ve gazetenin idare amiri, bir sabah beni ayrı ayrı arayıp, falanca dostları için ABD vizesi istemişti! Yani Milliyet'ten üç önemli isim, aynı kişi için vize istiyordu. Elim mahkumdu. Aracı oldum, tavsiye formu doldurdum ve dostum gazetecilerin arkadaşına vize aldım.

Sonra neler oldu biliyor musunuz? Vize almasına yardım ettiğim bu arkadaş, bir ay sonra New York'ta son derece karanlık bir işe karıştığı gerekçesiyle Amerika'dan "deport" oldu, yani sınır dışı edildi. Peki bu kişiyi konsolosluğun vize bölümüne kim tavsiye etmişti? Tavsiye formunu kim imzalamıştı? Tabii ki Bertan Saracoğlu!

O üç dostum yüzünden önce bir ihtar aldım. Bu arada, vize konusunda bize yetki veren tavsiye formları da iptal edildi. Bundan böyle bizler (Türkler) vize işlemlerine kesinlikle karışmayacaktık. Eğer vize isteyen tanıdık bir gazeteci ise sadece Amerikan basın ateşeleri tarafından vize bölümüne tavsiye edilecekti. Türk yöneticiler saf dışı kalmıştı. Bu yeni işlemden bizler de çok memnun kalmıştık. Özellikle ben. Bakın niye...

Yakın bir avukat arkadaş gazetecilere ABD vizesinin nasıl alındığını sormuştu. Ben de ona, hiçbir sakınca görmeden anlatmıştım. Neticede yakın dostumdu. Sık sık bana gelir, kahve çay içerdik. O zamanlar, USIS'te ve Konsolosluk'ta çalışan üst düzey Türk personelinin tavsiye formu doldurma yetkisi vardı. Bu tavsiye formları, genellikle ofisteki masamızın üzerinde dururdu.

BÜYÜK SORUŞTURMA
O avukat arkadaş, beni ziyaret ettiği günlerden birinde, bu tavsiye formalarından bir miktarını cebine atmış; adımı ve imzamı taklit ederek tam on kişiye gazeteci süsü vererek ABD vizesi almayı başarmıştı.

Ancak vize aldığı kişilerden ikisinin polis tarafından aranan terörist olduğu ortaya çıkmaz mı! Polis ve Konsolosluk görevlileri işe el koymuşlar ve büyük çapta bir araştırma açmışlardı.

21 GÜNÜM HEBA OLDU
Dost sandığım avukatımın, benim adımı ve imzamı kullanarak doldurduğu ve vize bölümüne verdiği tavsiye formları da ortaya çıkmıştı. Yani avukatımın ABD'ye gönderdiği iki teröristi ben tavsiye etmiş oluyordum.

Polisler beni emniyete götürüp yazı ve imza testi yaptırdılar. Tabii formdaki yazı ve imzaların bana ait olmadığı anlaşıldı.

Anlaşıldı ama aradan bir yıl geçtikten sonra bu olay başıma çok iş açtı. Tutaklanıp cezaevine kondum. 21 gün orada kaldım. Aynı zamanda avukatlık yapan bir rektör yardımcısı profesör tarafından aldatıldım. Param gitti. O zor günleri eşimin ve USİS'teki arkadaşlarım sayesinde atlattım.

Hakikatli bir Başkonsolos
HAPİSTE ziyaret ilk 15 gün yasaktı. Avukatım ve eşim, kaldığım yirmi bir gün zarfında, ancak haftada bir gün gelebilmişti. Onlar dışında sadece bir kişi daha beni orada ziyaret etti: Amerikan Başkonsolosu Daniel E. Newberry. Türk dostu olarak tanınan ve sekiz yıla yakın Türkiye'de kalan ve de çok koyu bir Beşiktaş taraftarı olan Daniel E. Newberry'nin bu ziyaretini yaşadığım sürece unutmayacağım. Bana büyük moral verdi. USIS ve Konsolosluk'taki dostlarımın beni özlediğini ve USIS'deki işimin beni beklediğini söyledi.

HEY GİDİ DANIEL HEY
Rahatlamıştım. Başkonsolos Newberry'nin bu sözlerini duyduktan sonra, dünyalar benim oldu sanki. Bu büyük Türk dostunu, 11 Ekim 1999 tarihinde Amerika'da yitirdik. Toprağı bol olsun. Bu tatsız vize ve yanlışlıkla tutuklanmam olayını daha fazla uzatmak istemiyorum. Sadece, beni hapislere kadar gönderen o rektör yardımcısını, benden ve başkalarından para sızdıran o koskoca profesörü, lanetle anmak isterim. Para sızdırmak için benden başka bir çok kişiye de aynı oyunu oynamış.

YARIN

Yakup meyhanesinde neden hüngür hüngür ağladım?

Başkan Bush'un Türkiye ziyareti sırasında "Ateş!" emrini veren kimdi?

Perde kapanıyor: Veda partime hangi ünlüler geldi?

BERTAN SARACOĞLU


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır