kapat

29.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Düşünce neden suç olmaz
Demokratik toplumda birey düşündüğü gibi konuşmalı, yazmalı; konuştuğu, yazdığı gibi düşünmelidir

Adli yıl açılış konuşmasında "Yargı bağımsız değildir" ifadesini kullanarak gündemi değiştiren Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, bu kez de düşüncenin suç olup olmadığına ilişkin bir davayla ilgili çok tartışılacak bir onama kararı verdi. Yargıtay Başkanı Selçuk'un görüş bildirdiği davaya konu sanıklar, şikayetçi kuruma, yazı yoluyla hakaret ettikleri iddiasıyla yerel mahkeme tarafından yargılandılar. Suçlu bulundular. 1 yıl hapis, 15 milyon para cezasına çarptırıldılar. Sanıkların itiraz ettiği dosya Yargıtay'a gönderildi. Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı mahkemenin kararının onanmasını istedi. Ancak Yargıtay 4. Ceza Dairesi düşüncenin suç olamayacağını belirterek kararın bozulmasını istedi. Selçuk, "Karşı Oy" başlığı altında verdiği kararda sanıkların suçsuz olduğunu bildirdi. Yargıtay Kararları Dergisi'nin Eylül 1999 cildinde yayınlanan kararda Selçuk, düşüncenin suç olamayacağını çok konuşulacak şu örneklerle anlattı:

Türkiye özgürlükler sorunlarını çözerek üçüncü bin yıla girmelidir. Bunlardan biri de hiç kuşkusuz düşünceyi açıklama özgürlüğü sorunudur.

Ne zaman ki bir görüş, inanç ya da sistem eleştirilmezse, hem kendisi çürüyüp yozlaşır ve hem de toplumu kötürümleşir... Düşünce özgürlüğünün ve eleştirinin olmadığı toplumlarda tartışan insanlar değil, çarpışan ordular üretilir.

Demokratik toplumda, birey düşündüğü gibi konuşmalı, yazmalı; konuştuğu, yazdığı gibi düşünmelidir. Bunlar örtüşmezse, ikiyüzlülük egemen olur.

Amerika'da çevrilen "Kökler" filminde siyahlar, beyazları doyasıya aşağılamışlardır. Ama eleştiri ve hoşgörü bilinci filmi yasaklamayı önlemiştir. Ülkemizde ise 1970'lerde TRT'de oynayan "Fadik Kız" filmi bir meslek adamının ahlaka aykırı düşen davranışına, o meslek grubunun örgütü katlanamamıştır.

Shaw, "İngiliz kibarları, zenginliğin kutsandığı bir tapınak ve bakirelerin satıldığı bir pazardır"; Satre Fransızlar'a "katiller" diye saldırırken, ne ingilizler, ne Fransızlar yazarlarını cezaevine sokmayı düşünmüştür.

Amerikan Yüksek Mahkemesi, protesto için bayrağı yırtmayı, düşünceyi açıklama özgürlüğüne sokmuş ve hukuka uygun olduğunu belirtmiştir.

YARGIDAN LİTERATÜRE GEÇECEK İFADELERİ
Sakıncalı düşünceleri yasalar korur

SAMİ Selçuk, suç işlemeye özendirici, halkı düşmanlığa kışkıtrma ve bireylerini onurlarını zedeleyecek düşüncelerin ceza yasalarıyla korunması gerektiğini savundu. Ancak bu kapsamda hoşgörü sınırlarının dar tutulmaması, eleştirinin suç görülmemesi gerektiğini dile getirdi. Ve şu örneği verdi:

"Bunun çarpıcı bir örneğini, dünya Salman Rüşdi olayında yaşamıştır. 'Şeytan Ayetleri' gibi sıradan bir roman, Humeyni'nin fetvası sayesinde hem yapıtı, hem de yazarını hak etmedikleri biçimde ünlü kılar ve zenginleştirirken, İslam'a zarar vermiştir. Aynısı, ülkesinden kaçmak zorunda kalan Bengladeşli kadın romancı Teslima Nasrin olayında da yaşanmıştır. Gerçekten, İslam, bunlara yanıt verebilecek güçte iken, veremezmiş gibi bi haksız duruma düşülerek yaratılmış, İslam'ın bundan korktuğu izlenimi verilmiş, hatta ucuz ün ve zenginlik peşinde koşan kimi serüvencileri İslam'a saldırarak rant sağlamaya özendirmiştir."

Nesimi'den ders alınsın
YARGITAY Başkanı, "Nesimi, Galileo, Buruna, Voltarie'nin başına gelen ve günümüzde bu düşünürlerin taçlandırıldıkları anımsanmalı ve tarihin tekerrür etmemesi için ondan ders alınmalıdır" uyarısında bulduğu açıklamasında şunları vurguladı: "Özetle demokratik bir toplumun insanı, güne söyleyeceği ya da yazacağı bir sözün, yazının suç olup olmadığı kaygısıyla başlayamaz. Hukuk insanı özgürleştirdiği oranda meşrudur. Türk yargıcı, her uygulamasında bu amacı göz önünde tutmak ve gerçekleştirmeye çabalamak zorundadır; Zira hukuk devrimi, salt Batıdan yasa almakla bitiveren kabuk bir alıntı değil... Hoşgörü de bu değerlerden biridir ve esasen Türk toplumunun kültürel geçmişinde, Mevlanası'nda, Yunusu'nda, Veysel'inde görkemli biçimde sergilenmiştir."


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır