Vakıfbank Genel Müdürü Altan Koçer, son 3 yıllık ekonomik gelişmeleri ve 2000 yılı beklentilerini SABAH'a değerlendirdi. 1997 yılı sonbaharından bu yana reel sektöre finansman akışının durma noktasına geldiğini belirten Koçer, "1998- 99 ölü bir yıl oldu. Ancak 2000 yılından umutluyuz" dedi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun bir an önce yürürlüğe girmesini isteyen KOçer mevduata yüzde 100 devlet güvencesinin aşamalı olarak kaldırılmasını önerdi.
* Ekonominin gidişatını nasıl görüyorsunuz?
Türkiye, istikrarlı olmak zorunda. Çünkü vazgeçilebilecek bir ülke değil. 1997 sonbaharından bu yana reel sektöre kredi arzı kesildi. 98 ve 99'da da durum farklı değildi. İşletmeler, sermaye yetersizliği yanında kredi muslukları da kısılınca ciddi sıkıntıya girdi. Bu tablonun mali disiplinde 2000 yılında değişeceğini umuyoruz.
* Mali sektör kredi geri dönüş sorununu nasıl aştı?
Burada 4 model var. Birincisi, firmanın birtakım varlıklarının likit değer haline getirilerek, kredi riskine mahsup edilmesi. İkincisi, şirkete iştirak yolu. Üçüncüsü, karşılıklı kararnamesi çerçevesinde vade uzatımı ve yeni kredi açılması. Dördüncüsü ise icra. Ancak bu dördüncü yol üretimi, istihdamı durduruyor. Biz Vakıfbank olarak yüzebilenlerin hepsini yüzdürdük.
* Mali sistemde kamu bankalarının rolünü nasıl yorumluyorsunuz?
Ben sonuna kadar özelleştirme taraftarıyım. Ancak son 3 yılda görülen ekonomik durgunluk kredi kullananlara, "Allah'tan kamu bankaları varmış" dedirtti. 1999 zor ama toparlanma yılı olarak geçti. 2000 için Türkiye ölümüne ihracat yapmalı.
* Yeni bin yılın başlangıcında nasıl bir ekonomik tablo umuyorsunuz?
Şu anda görünen ciddi bir mali disiplin ve paralelinde siyasi istikrar olduğu. 2000 yılında Türkiye, yüzde 25 enflasyon hedefini küçük bir sapmayla da olsa sağlayabilirse, bir daha o noktadan geriye dönüş olmaz. Halk enflasyon ayıbından kurtulmak istiyor. Hükümet kararlı olursa tarihe geçer.
* Stand-by sonrası ekonominin toparlanması mümkün olabilecek mi?
Stand-by'ın imzalanmasından sonra IMF ve Dünya Bankası kaynaklarının yanısıra yabancı fonlar da Türkiye'ye gelecekler. Gelişmekte olan piyasalar içinde Türkiye'nin çok farklı bir yeri var. Yabancılar Rusya'da bırakın faizi anaparalarını bile kurtaramadılar. Oysa Türkiye'de kayıpları olmadı. Popülist politikaların kesinlikle gündeme gelmemesi lazım. Özel sektörün dinamizmine hız kaybettirmemeliyiz.