Kazanmak zorunda değildik, kaybetmemek zorundaydık. Deprem felaketi, Bursa'da çatıları uçuran lodos, ve sahanın bozuk zemini bizi yolumuzdan çeviremedi. Başardık.
İlk yarıda brüt ataklarımızdan yakaladığımız net gol pozisyonları var. Ama gol yok. İrlandalılar, gol pozisyonlarını defans hatalarımıza borçlu. Sol kanatlarındaki Kevin tehlikeli, 6 numaraları Roy Keane ise teşhirci. Adam herkesin gözünün önünde şortunu indiriyor. Rüştü'nün oyundan çıkmasına, boşa çıktığı toptan daha fazla üzülüyorum. Ama kalemizde Engin, tecrübesi adından da Engin.
Mustafa hoca ikinci yarıya Fatih ile başladı. Çünkü, Kevin'ı kontrol etmek lazımdı. Alpay'ın müthiş formu, Cascarino'ya adım bile attırmıyor. 2 numaralı Carr'ın sakatlanıp çıkması da bizim şansımız. İlk yarıdan daha fazla gol kaçırıyoruz. İkinci devrenin hemen başında Sergen'in aklı direği yalıyor. Bu Sergen'i anası futbol için doğurmuş. Çocuğun topu sürmesinde bile estetik var.
Okan ile Hakan Şükür'ün gol kaçırma yarışına Arif de plase olarak katılıyor. Allah'tan gol yemedik.
Her iki kalecimiz de görevlerini yaptı. Ogün'ün tutuk başlaması ve yaptığı hatalı geri pası az kalsın pahalıya malolacaktı. Ali Eren defansımızın en hızlı, Alpay da en iyi adamı. Orta sahamızda hata yok. Forvetimizde de beceriksizlik çok.
İrlandalılar'ın her iki karşılaşmada oynadıkları futbola bakarsak, Milli Takımımız'ın seviyesinde olmadıklarını görüyoruz. 2000 Avrupa Şampiyonası'na hakeden takım gidiyor; Türk Milli Takımı...