kapat

16.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


TÜSİAD ve kaliteli yaşam

"Kızım, dünyada ne yaparsan yap, onu vasatın (ortalamanın) üstünde yapmalısın.

O zaman yaptığın iş ne olursa olsun, o işte parlar, yükselirsin. Kendinle sulh edersin (barışırsın). Kazancının bereketi olur. Bereketsiz kazanç akar gider avuçlarından insanın, evladım!" demişti Ali Dedem. Burada eksik tek cümle "severek yapacağın işi seç"ti ama olsun, insan zaten 20 yaşlarından sonraki büyümesi(!) sırasında bunu bizzat öğreniyor. Sevilmeden, istemeden yapılan işler de hep ortalamanın altında oluyor zaten. İşini sevmeyen kişi mutsuz, yaşamı angarya, parası bereketsiz, falan filan, biliyorsunuz, ya da acısını çeke çeke öğreneceksiniz mutlaka...

***

Bugünkü yeryüzü portresi dedem değil. Ben sizlere geçen haftalarda katıldığım TÜSiAD'ın 8. Ulusal Kalite Kongresi'nden notlar aktaracağım. Tabii siz de benim gibi "bir edebiyatçının ne işi var orada?" diye soracaksınız önce. Ama konuşmacı olarak davet edildiğim konu hepimizi o denli ilgilendiriyor ki, özellikle bir edebiyatçı olarak katılmam gerektiğine inanarak gittim kongreye.

Benden konuşma yapmam istenen konu, yukarıda Ali Dedem'in bana verdiği öğütle çok ilgiliydi: Yaşam biçimi olarak kalite. Dedem, en azından "ortalamanın üstünde yap her işini" derken kaliteli yap demek istiyordu. Çünkü kalite, bir şeyi veya insanı ortalamanın üstüne çıkaran özelliklerde saklıdır. Bunu günlük yaşamımıza uygularsak, temel gereksinmelerimiz olan beslenme, barınma, hava ve su ile can güvenliği, sağlık, sosyal güvence ve eğitim konularının ortalamanın üzerine çıkartılması tercümesi yapılabilir.

***

Bu da, doymak yerine iyi beslenmek, bir çatı altına başını sokmak yerine, güvenli ve insana yakışır evlerde barınmak, nefes almak yerine temiz hava solumak, susuzluğunu gidermek yerine temiz ve güvenli su kaynaklarını kullanabilmek anlamına gelir tabii. Hastalanınca bir doktor bulabilmek savaşları yerine, iyi tedavi veren modern sağlık kurumlarına ulaşabilmek, bu hizmetten yararlanabilecek sosyal güvenceye sahip olmaktır kaliteli yaşam.

Kentin, köyün ve hatta bütün memleketin sokaklarında gezerken kendi polisinden korkmamak, faili meçhul senaryoların faillerinin artık cezalandırıldığını bilmek, hukuk sistemine güvenerek yaşayabilmek, düşüncenin değil cinayet, hırsızlık ve siyasilerin yolsuzluklarının suç kabul edildiği bir ortamdır kaliteli yaşamın vatanı. Kendi çocuklarına ve ülkenin gençlerine devlet okullarında verilen eğitimin çağdaş, doyurucu olduğuna güvenmektir kaliteli yaşam. Ve tabii edebiyat da diğer sanat dalları gibi toplumların bir aynası olduğundan Kaliteli yaşam ve Türkiye konusunda benim de orada olmam için bir(kaç) neden vardı. Kaliteli yaşam, hepimizin katılımıyla ancak gerçekleşebilecektir.

***

21. yüzyıla geldik, savaşlar, yıkımlar, ihanetlerle dolu insanlık geçmişimiz. Ama dünyanın ve Türkiye'nin neresinde olursa olsun, artık insanlar daha iyi yaşamak, yani daha kaliteli bir yaşam istiyorlar. Çünkü insanlar bazı coğrafyalarda daha iyi koşullarda yaşayan başka insanlar olduğunun farkındalar artık. Çünkü insanlar, kendilerinin yönetici ve siyasetçilerin kulları olmadığının bilincindeler artık. Bu nedenle Türkiyeli insanlar can güvenliğinden sosyal güvenliğe, iyi eğitimden temiz havaya kadar daha kaliteli yaşamak istediklerini tarihlerinde ilk kez dile getirmeye başladılar artık.

***

Babaannesi tel dolapta ("til dolap" derdi Seğmen aksanıyla) peynir saklayan bir kuşaktan gelmeme karşın bugün Mardin ve Çanakkale köylerindeki büyükannelerin buzdolabı olduğunu bilerek umutlanan birisiyim. Ama çocukluğumdaki genel tuvaletlerle şimdikilerin sanitasyon açısından hiçbir farkı olmadığını da görerek satın alınan teknolojinin yaşamımızın kalitesini yükseltemeyeceğinin hüzünlerindeyim. Öte yandan refah düzeyi ve yaşam kalitesi yüksek Kuzey Avrupa ülkelerinde depresyonun, intiharın ve içki tüketiminin ne denli fazla olduğunu da gözleriyle görmüş birisi olarak kendi kimliğimize uygun bir kalite arayışının önemini düşünenlerdenim.

***

İşte geçen haftaki TÜSiAD kongresinde bunları söyledim. Elbette bu kadar zengin ve güçlü çoğunluğu erkek iş-insanlarının önüne elinde kalemi, bilgisayarı ve okurlarından başka bir şeyi olmayan ufacık tefecik bir kadın yazarın tek başına çıkmasının ne kadar cesaret işi(!) olduğunu tahmin edersiniz. Üstelik bununla da yetinmeyip, aralarında bulunan hanımefendileri de düşünerek artık işadamı yerine işkadınlarımızı da kucaklayarak işİNSANLARIMIZ denmesini önerdim. (sırada "bilim insanı" da var) Bence bu konuda öncülük edecek kadar modernleşmeye istekli bir Türk burjuvası var karşımızda. Ben hiç umutsuz olmadım.

Ali Dedem'e gelince, onunla hiç karşılaşamadım ne yazık ki. Bir başka büyük depremde göçmüş gitmiş o. Ama bu öğütleri verdiği kızı, benim annemdir.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır