kapat

16.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Ateş ve boğaz enfeksiyonu

Kışın çöken pis havayı soluyoruz.

O havayı temizleyen, yaza serinlik veren ağaçlarımız yok olduğundan, ilaçla yaşam devri başladı.

Uzun süredir, çevremizde gezinip duran boğaz enfeksiyonu salgını bizi de vurdu. Önce kızım Aliye hastalandı. Evin küçüğü 20 aylık Mehmet'i ne kadar sakınsam da, ağzına Bucoblue (mavi renkte mürekkep gibi ilaç) damlatarak boğazını korumaya (aklımca) çalışsam da, 3 gün sonra hastalandı. Her iki çocuğun ateşi 40'ı geçti.

Ateş 40'ı geçerse suya sokuyorsunuz. Buz gibi soğuğa değil, ılığa yakın soğuk suya... Ensesine, başına, koltuk altlarına su tutuyorsunuz.

Tabii çocuğunuz sürekli ağlıyor, üzülmeyecek, işlemi sürdüreceksiniz, sonra havluyla kurulayıp hafif bir şeyler giydireceksiniz. Sadece iç çamaşırlarını giydirdim, evin içinde öyle geziyorlar. Ateş düşürücü ve ağrı kesici de kullanıyorum.

***

Bir arkadaşım bir yerlerde, ateş düşürme yöntemleri ile ilgili olarak şu yöntemi okumuş. Gece yatmadan önce yıkanıyorsunuz, kurulanıyorsunuz. Sonra soğuk suyla ıslattığınız atleti üzerinize geçirip, üstüne kuru yün kazak giyiyorsunuz. Sabaha ateşiniz düşmüş oluyormuş. Ateşim olsa belki kendim için düşünürüm ama çocuklara uygulayamam...

***

Mehmet çok sevdiği sütü içemiyor, boğazı şiş olduğundan... Üstelik içine biraz kakao da koydum. Mümkün değil içmiyor. Sevdikleri için patates kızarttım. Neyse ki onu yedi. Aliye'nin ise çok şükür artık ateşi yok. Ama ağzında aft çıkmış. Pyralvex diye bir ilaç var, oje sürer gibi aftlara sürüyoruz. Aliye'nin çok hoşuna gidiyor.. Allah'tan ilaçlarını alırken bir sorun çıkarmıyor kızım. Mehmet için aynısını söyleyemeyeceğim. Kaşıkla çok zor veriyorum. Onun yerine biberon ucuna koyuyorum, emerek alıyor ilacı.

***

Bu arada ikisi de antibiyotik alıyor. Doktorumuz, "vücutlarını yormayalım, antibiyotik verelim," diyor. Kimileri "Antibiyotik vermek çok kötü. Biz hiç çocuklarımıza vermedik. Sizleri böyle yetiştirmedik," diyor.

İyi de bizim zamanımızda istanbul'un havası bir başkaydı. Yazları sıcak, kuru ve serin olurdu, kışları da soğuk. Temiz deniz havasını ciğerlerimize doldururduk.

Okuldayken hatırlıyorum, musluğa dayardık başımızı kana kana su içerdik.

Ya şimdi?! Sıcak havalardaki o serinlik yerini neme bıraktı. Kışın çöken pis havayı solur oldu ciğerlerimiz. O havayı temizleyen, yaza serinlik veren ağaçlarımız yok olduğundan, ilaçla yaşam devri başladı.

Ne oluyor, önce havada gezinen mikroplar takılıyor boğazımıza. Ya da yıkayıp da iyi kurutamadığımız sebzeler, meyvelerle, hatta yıkanırken istemeden yuttuğumuz sulardan giriyorlar vücudumuza.

Bademciklerimiz dur diyor mikroplara ama vücudumuz azıcık zayıf düşerse, hemen harekete geçiyor mikroplar. Ateş, nezle, öksürük geliyor peş peşe. Antibiyotik kullanmazsak sinsice ilerliyor ciğerlerimize doğru...

Doktorum diyor ki, "eğer uygulayabilirsen, bir reçete yazabilirim". "Yazın, yazın" dedim, "yeter ki iyileşelim." "İstanbul'u terk et" diye yazmaz mı?


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır