kapat

16.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Bravo Tantan, yüzlerce bravo!..

Birinci "Bravo" benden.. Ötekiler, bu tehdit ve şantaj çetesinin tehdidi altında yaşayanlar adına.. Bu ülkede dokunulmaz olduklarına herkesi inandırmışlardı nerdeyse..

Haberlerin çoğunu aslında kendileri fısıldıyordu kulaklara..

Başta polis ve savcılar, bürokraside öyle adamları vardı ki, onlar bu ülkenin gerçek dokunulmazları idiler. Politikada öyle tepeleri ele geçirmişlerdi ki, onlara uzanan el kırılırdı.

Görüntü de onlara hak verdirir gibiydi.

Fakslarının başına geçiyor, bu ülkenin en değerli, en ünlü isimleri ile ilgili iğrenç ama gerçekten iğrenç, ucuz seks romanlarından kopya edilmiş mide bulandırıcı sahnelerle dolu senaryolarını dört bir yana fakslıyorlar, polis her nasılsa, bu faksların nerden ve kimler tarafından çekildiğini bulamıyordu.

Tansu Çiller, başbakan iken, kulaklara "Mert Çiller de Adnan Hocacı" haberi fısıldandı. Ellerinde Mert ile ilgili kasetler varmış da, Mert onlara katılmaya mecbur edilmiş de..

"Şuyuu, vukuundan beterdir" derler bizde.. Derhal köşemde Tansu Çiller'e sordum.. O zamanlar çok yakın arkadaştık ya..

Çiller'in hemen yanıtlayacağını bekliyordum.. Ses çıkmadı..

Bir daha sordum.. Bu defa yanıt Çiller'in yakın çevresinden geldi..

"Boşuna sorma.. Yanıt gelmez. Çünkü Mert gerçekten Adnan Hocacı.."

Israr ettim, bir daha sordum.. Çiller yakasında gene sessizlik.. Yanıt Adnan Hocacılardan geldi..

"Tarikatımız üyesi değildir, ama arkadaşımızdır."

Bu arkadaşlığın boyutları daha sonra ortaya çıktı.

Mert bağlantısı ile Adnan Hocacılar, Çiller'in etrafında siperlendiler. O iğrenç faks senaryolarını yazanlar, Çiller'in ceride-i paçavrasına ve buna endeksli çalışan rezil televizyona transfer edip pisliklerini bu defa gazete ve Tv aracılığı ile yaymaya başladılar.

Şimdi öğreniyorum.. Çillerlerle Hocacılar, DYP Kongresi için tam bir anlaşma halindelermiş.. Kongrenin güvenliğini sağlamak ve toplantılar boyunca tribünlerin amigoluğunu yapmak görevi bunlara verilmiş..

DYP Kongresi üyeleri sadece partinin değil, ülkenin nasıl bir felakete gittiğini artık görmek ve oylarını bu sorumluluk içinde kullanmak zorundalar. O işin ayrı faslı..

DYP'yi Tansu Çiller aracılığı ile ele geçirip, ülke yönetiminde söz sahibi olmak, böylece iğrenç yaşamlarını daha rahat sürdürebilmek için harekete geçtiklerinde, belki de en büyük yanlışlarını yaptılar..

İçişleri Bakanlığında, gözünün budaktan sakınmaz bir polis şefi Sadettin Tantan'ın oturduğuna bakmadılar, bir.. Baksalar özellikle Tantan görevde iken ortadan kaybolmayı tercih ederlerdi.

Mehmet Ağar'a saldırarak cami duvarına işediler, iki.. Ağar polis tarafından çok sevilen, teşkilatta büyük itibarı olan bir lider..

Fakslar, Çiller'in DYP liderliği konusunda gerçekten çekindiği tek adam olan Ağar'a yönelince düğmeye basılıverdi.

Bir gece içinde sarayları basıldı. Büyük çoğunluğu toplandılar..

Şimdi gelişmeleri bekliyoruz..

Şu anda polisin ve olayı izleyecek DGM görevlilerinin ne kadar büyük baskılar altında olduğunu da tahmin ediyoruz..

Çünkü bunlar zaten çok güçlü ailelerin çocukları bir.. Siyasal partilerde hala çok sıkı bağlantıları var iki..

MHP'li Sağlık Bakanı Osman Durmuş, bunlara kelle koltukta saldırırken, bir günde nasıl süt dökmüş kediye dönüp, hatta lehlerine konuşmaya başladı hatırlayın..

Dahası..

Savaş Ay, köşesinde birer birer isim saydı..

"Bunlar askerliklerini yaptılar mı, yaptılarsa nerede yaptılar, yapmadılarsa, çürük raporlarını nereden, nasıl aldılar" diye.. Aylar önce.. Askere alma dairesinden ses çıkmadı. Soruyu ben tekrarladım.. Gene ses yok.. Hala yok..

Emin Çölaşan, maliyecilerin harekete geçmesini istedi.. Gelirleri, giderleri ve vergileri konusunda.

Ben Milli Savunma Bakanlığının harekete geçip, gözaltına alınan tüm erkek müridlerin askerlik durumlarının araştırılmasını talep ediyorum..

Ok yaydan çıkmış, Türkiye'nin eline bu pisliği kökünden temizleme fırsatı geçmiştir. Bu fırsat değerlendirilmezse, çok daha korkunç günlere hazır olmamız gerekir..

Toplandıkları gibi bırakılırlarsa, dönüşleri çok daha güçlü olacaktır çünkü..

Bu defa gövde ve güç gösterisini haklı olarak yapacaklar ve "İşte bizi topladılar, ama nasıl bıraktılar.. Bize kimsenin gücü yetmez" dediklerinde, herkesi inandıracaklardır.

O zaman tehdit ve şantajlara boyun eğmek daha kolay olacaktır.

Üçü de her zaman dev!..
Gazete aylardır maaş veremiyordu.. Ama biz nerden hala bilmem, paralar bulup, hemen her gece Göl Gazinosuna Behiye'yi dinlemeye gidiyorduk.. "Bir rüzgardır gelir geçer sanmıştım" derken..

Behiye'den sonra, dans başlardı gazinoda.. Orhan Sezener orkestrası ile.. Arkada iri yarı bir delikanlı kontrbas çalardı, kendi kadar büyük.. Bizi görünce bağırırdı mikrofona..

"Geldi bizim şampanya ağaçları.."

Meteliksiz gazeteciler gazinoda şampanya açtırırmış o zaman anlayın ne ucuzmuş Türkiye.. Dediğim 1960 falan..

Tanju Okan'dı dans müziğinde çalıp söyleyen koca adam..

Ve haftalardır Tanju'yu dinlemeye doyamıyorum..

Kiss Müzik, Kadınım dışında en güzel Tanju şarkılarından bir derleme yapmış..

"Bir zamanlar Tanju Okan" koymuş adını..

Yanlış..

Her zaman Tanju Okan, olmalı adı.. 100 yıl sonra da ayni lezzetle dinlenecek..

Bu CD diskoteğinizde mutlak olmalı..

***

Ahmet Kurtaran getirdi plağı bana, "Bir dinle Boss" diye.. Yıl 1972 baharı..

Bayıldım.. İki ay sonra Fuarda karşılaştık plağın sahibesi ile.. "Kutlarım" dedim.. "Harika bir şarkı.. Sen de harika okumuşsun.."

Güldü.. Kıtlık yılları o yıllar.. Bu yüzden plak öyle hemen binlerce basmıyor. 300-500 basıp piyasayı kontrol ediyorlar..

"Deneme baskısı raflarda tozlanınca, plağın kalıbını bile erittiler, yeni bir kalıpta kullanmak için" dedi..

"Bir yanlışlık olmalı.. Bu plak satar.. Yeniden yapmalısın mutlak" dedim..

O kış hastaneye yattım, tam bir yıl kalmak için.. 73 yazında beni ziyarete geldi hastanede.. "Senin hatrın için yeniden yaptım plağı, merak etme" dedi..

Dedi ama, plak gene kıpırdamadı..

Sonra..

Sonra 1974 yazında Türk Ordusu Kıbrıs'a çıktı ve Memleketim birden, nerdeyse ulusal marş oldu.. 25 yıl geçti aradan, hala ayni coşku ile söyleniyor..

Ayten Alpman, 12 muhteşem şarkısını bir araya getirmiş.. Bir koyuyorsunuz, dinlemeye doyamıyorsunuz.. Bir daha.. Bir daha..

Hele o Tek Başına yok mu?..

Boynu bükük, gözü yaşlı.. Tek başına..

Ayten, seni öyle seviyorum ki!..

Bu plak da diskoteğiniz için şart.. Çünkü o da, her zaman yeşil..

***

Tülay German..

Sesini duyup aşık olduğum kadın.. Üniversite yıllarım, askerlik çağlarım.. Ve türkülerimizi, batı sazları ile hem de nasıl yorumlayıp, nasıl coşku ile söyleyen Tülay!..

Bizim kuşağa türküleri o sevdirdi desem yeridir.. Burçak tarlası.. Kızılcıklar oldu mu, ağzımızdan düşmezdi.. Koptu gitti Tülay bizden.. En güzel yıllarını Paris'te yaşadı..

Şimdi, bu plakla özür diliyor sanki..

Dünya güzeli türkülerimiz Tülay'ın yorumu ile nasıl akıyor yüreklere.. Tam 21 muhteşem türküden oluşan bir koleksiyon bu..

Alacaksınız ve diskoteğinize koyacaksınız bir.. Alacaksınız ve yabancı arkadaşınıza hediye edeceksiniz, "İşte Anadolu" diye, iki..

***

Hemen bugün çıkın çarşıya.. Bir Tanju alın.. Bir Tülay.. Bir Ayten.. Koyun müzik setinize..

Müziğe doyun.. Doyabilirseniz..

Ben doyamadım.. Doymaya da niyetim yok..

Güzelliğe doyulur mu?..

Tülay.. Ayten.. Tanju!..

TAT!.. Bu "TAT"ı yaşamalısınız.

Ayten.. Tülay.. Tanju..

Sizi yaşadığım için öyle mutluyum ki!..Clinton!..

Bir ayrıntı dikkatinizi çekti mi?.. Karşılama töreninde, Clinton, Demirel'le milli marşları dinledi.

Bill Clinton, Amerikan marşını kendi tarzında, sağ eli kalbinin üzerinde izledi. Türk marşı çalmaya başlayınca ise, elini indirip, hazırol durumuna geçti. Bizim marşı bizim usulümüzde dinledi.

Küçük bir ayrıntı belki, ama büyük bir incelik değil mi!..

TEBESSÜM
Deprem!..

Ben hala dünyanın bir numaralı deprem uzmanı olarak tanınan İskoçyalıya inanmaya devam ediyorum.. Ne diyor adam durmadan:

"Dünya üzerinde depremi önceden tahmin edecek hiç ama hiçbir bilimsel metod yoktur. Depremlerin önceden tahmini imkansızdır. Bir fayın tarihini inceleyerek, geleceğine yönelik tahmin yapmak mümkün değildir. Bir fayı, başka faylara benzeterek, mukayese ederek yapılan tahminler de, tamamen bilim dışıdır. Fay hareketleri tümüyle sürpriz olaylardır. Sürprizin önceden tahmini mümkün değildir. Gelecekte de mümkün olmayacaktır. Dünyanın depremi önceden haber alabilmek için yaptığı bütün harcamalar ziyan olmakta, çöpe atılmaktadır. Bu paralar, araştırma yerine, depreme daha dayanıklı evler yapımına harcansa, çok daha akılcı hareket edilmiş olur.."

İşte bu..

Her gece korkular içinde yatıp, giderek manyaklaşmaktansa, bu çok doğru düşünceye katılıp, hiç değilse ruhumu korumayı tercih ediyorum..

Ağzı olan konuşuyor, her kafadan bir ses çıkıyor.. Medya bu tür haberleri gazete ve televizyonlarda yansıtmak için yarışıyor.

Çöken binalardan daha vahim hatta çöken ruhlar yaratılıyor ülkemizde.. Yediden yetmişe deprem manyası, deprem fobisine yakalanır olduk..

Yarın bu depremler bitecek, ama geriye, gerçekten hastanelik binlerce, hatta milyonlarca ruh hastası kalacak..

Herkes artık sorumluluğunu bilmeli..

Bir yanda yetkili, yetkisiz, ama fevkalade reklam meraklısı uzmanlar, bir yanda biz medya..

Ve aramızda şaşkına dönen, üşütmelerine ramak kalmış, hatta yarı üşütmüş insanlar..

Yapmayın.. Yapmayalım!..

SEVDİĞİM LAFLAR
Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir.

Çin Atasözü (Teşekkürler Öztürk)

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır