
Yeni bir tarih
Türkiye'ye yepyeni ve parlak bir geleceğin kapılarını açacak olan tarihi günler yaşıyoruz. Depremin karanlığında güneş açtı!
Başkan Clinton geçen hafta Georgetown Üniversitesi'nde, önümüzdeki yüzyılın, Türkiye'nin yarınki rolünü nasıl tanımlayacağına bağlı olduğunu söylemişti.
Bu tespit, Amerikan yönetiminin Türkiye'ye sunduğu, isteğe bağlı bir fırsat anlamı taşımıyor. Yeni dünya düzeninin Türkiye'ye yüklediği rolü belirliyor.
Ve Amerika kendi çıkarlarına da uyan bu gerçeği, Türkiye'ye şimdiye kadar görülmemiş çapta bir destek vererek hayata geçirmeye kararlı görünüyor.
Çünkü Clinton'a göre Avrupa ve İslam dünyasının barış ve uyum içinde birleşmesi, Türkiye'nin "Avrupa'nın tam bir parçası" haline gelmesi ile mümkün olacaktır.
Clinton "Önümüzdeki bin yılda dünyanın bu bölgesinde rüyalarımızdaki geleceğe ulaşma şansını böylelikle yakalayabileceğiz" diyor.
Amerikan garantisi
Türkiye'yi siyasi olarak belirleyici, ekonomik olarak da büyük bir cazibe merkezi haline getirecek bu cömert fırsatın şartları var:
İnsan hakları standartlarını yükselteceğiz..
Kıbrıs konusunda ve Yunanistan'la sorunları çözme yolunda ilerlemeler kaydedeceğiz..
İstikrarlı, demokratik, laik bir İslam ülkesi olarak Avrupa Birliği üyeliğine hazır hale geleceğiz.
Başkan Clinton dün Ankara'da Türkiye'nin bu alanlardaki kararlı çabalarını "bir Türk gibi" savundu ve övdü.
"Tehlike ister terörizm, ister ihtilaf, ister doğal felaket olsun, biz sizin yanınızda olacağız" dedi. Ve deprem bölgesindeki küçük işletmeler için 1 milyar dolarlık kredi yardımının düğmesine bastı.
Cumhurbaşkanı Demirel'e "Tek bir Avrupa için verdiğim sözü tutmaya çalışacağım. Türkiye de Avrupa'ya dahil edilmeli. Türkiye ile ABD arasındaki ortaklık ve ilişkinin bu fırsatı yaratacağına inanıyorum" dedi.
Clinton'dan moral
Yeni yüzyıl cömert fırsatlar sunuyor.
Türkiye'nin çıkarları, tarihin hiçbir döneminde dünyanın ve bölgenin çıkarları ile böylesine buluşmamıştı.
Başkan Clinton TBMM'de yaptığı tarihi konuşmada bu durumun parlamentoya yüklediği sorumlulukları, saygılı fakat çok dramatik sözlerle hatırlattı.
Parlamentonun çıkardığı reform yasalarını överken, demokratikleşme yolundaki yeni atılımlar için teşvik edici oldu. Ve yine Atatürk'ün bir sözü ile cesaret verdi:
"Egemenlik korku üzerine kurulmamalı.."
Tarihte yeni bir başlangıcın eşiğini oluşturan günler yaşıyoruz. Bu ziyaret dünyanın dikkatini Türkiye'ye çekti.
Şimdi mesele, Türkiye'nin geleceğine bizim de Clinton kadar inanmamız!