Ağzı olan tartışıyor
17 Ağustos depreminden sonra bilim adamlarının konuşmaları bizi aydınlatıyordu. Şimdi ise tartışmalar kafaları karıştırıyor...
PAZAR akşamı TV'de çok ilginç bir tartışma vardı. Nedim Saban'ın sunduğu programa deprem konusunu tartışmak üzere, İstanbul Teknik Üniversitesi Sismoloji Anabilim Dalı eski Başkanı Prof. Ülben Ezen, jeofizik yüksek mühendisi Prof. Ahmet Ercan, jeoloji mühendisi Prof. Simav Bargu, Prof. Okan Tüysüz ve psikolog Berrak Çağlar katıldı.
Kanal 6'daki programa önce telefonla katılan Prof. Aykut Barka, daha sonra stüdyoya gelerek tartdışmaya katıldı. Ancak halkı aydınlatmak için toplanan bilim adamları bir süre sonra teknik ve kişisel tartışmalara giriştiler. Hatta birbirlerini suçladılar.
Bu arada programın gidişatından rahatsız olan sunucu Mehpare Çelik, telefon ederek durumu protesto etti. Aşağıda söz konusu tartışmanın düğüm noktalarını bulacaksınız...
***
Prof. Dr. Ahmet ERCAN: Biz Türkiye'de hangi aralıklarla hangi şiddette deprem olur, bunu biliyoruz. Bunu bize tarih söylüyor. Tarihe bakıldığında iki üç yılda bir 5 şiddetinde; 40 ila 60 yılda bir 5.5-6 şiddetinde; 140 ile 160 yılda bir 7'den büyük deprem olur. Son tartışmalara baktığımızda 5.5-6 şiddetinde İstanbulda deprem olmasının eli kulağındadır. Bin atom bombasının sahip olduğu enerji fay hatlarında birikmiştir. Bunun şiddeti 5.5- 6'ya denk gelir. İstanbul'da 5.5'dan büyük deprem olursa yıkıcı olur. Deprem merkezine yakınsanız ve yapınız kötüyse yıkılır. Ancak 7'nin üstünde deprem olamaz. Çünkü bunun için 100 bin atom bombasına eş değer enerji lazım ve bu enerji birikmedi. Bu 25-30 yıl içinde birikecek. Yani 25-30 yıl içinde 7.5 şiddetinde deprem olacak, 5.5-6 şiddetinde bir depremin olması ise eli kulağındadır.
Prof. Dr. Simav BARGU: Enerjinin birikmesi için zaman gerekli. Marmara bir deprem bölgesi. Zaten Marmara denizi depremle oluşmuştur. Ancak Türkiye şanslı. Çünkü Türkiye'de periyodik depremler yaşanır. 17 Ağustos depremiyle enerji boşalmıştır. Faylar atlama ve sıçrama yapabilir. Ancak stress boşaldı. Korkuya yer yok. 20-25 yıl içinde deprem beklemiyoruz. Ama bu yüzde yüz kesin doğru değil. Veriler bunu gösteriyor. Eğer deprem olursa şiddeti en çok 5.5-6 şiddetinde olacak. Bunun sebebi ise Marmara'da ufak fay hatları var. Parça parça olacağından şiddette parçalanacak. Bu da şiddeti azaltacak. Son deprem doğuda olduğundan fay hattı doğuya doğru kırılıyor. İstanbul'da tehlike yok.
Prof. Dr. Okan TÜYSÜZ : Düzce depremi bekleniyordu. Ama bunu bu kadar çabuk beklemiyorduk. Fakat buradaki hat tam kırılmadı. 5.5-6 şiddetinde bir deprem daha bekliyoruz. Çünkü kırılmayan 10 km.'lik bir fay hattı daha var. Sapanca-Akyazı hattında enerji boşaldığından burada deprem olup olmasını tahmin etmiyorum. Marmara denizinin içini tam olarak bilmiyoruz. İstanbulda tarihi depremler olmuştur. Ama biz şimdi İstanbul merkezli bir deprem beklemiyoruz. Çünkü İstanbul'un altında fay hattı yok. Zemin sağlam. Bunlar İstanbulu kurtaran yönlerdir. İstanbul bir Gölcük bir Adapazarı olmayacaktır. Marmara'da bir enerji birikti ama bu kesin değil. Çünkü verilerimiz tam değil.
Prof. ERCAN: (araya girerek): İstanbulda 10 yıldır faylarda hareket gözleniyor. Küçük küçük depremler oluyor. Bu da enerji birikmesine neden oluyor. İstanbul'da deprem olacağını gösteren önemli bir kanıttır bu. Yapılan araştırmalara göre bir fay kırılmadan önce en az 10 yıldan başlayarak belirtilerini gösterir. Bu belirtiler 10 yıldır istanbul için geçerli.
Prof. Dr. Aykut BARKA (telefonda): Tarihi depremler ve fay hareketleri İstanbul'da bir depremin olacağını bize gösteriyor. Marmara bölgesinde önemli bir deprem riski vardır. Buradaki fay hatlarında 3,5-4 metrelik bir gerilim sözkonusudur. Bu da şiddet olarak Marmara'nın kuzeyi için 6,5 şiddetinde bir deprem demektir. Ve bu 7.6'ya kadar çıkabilir. Ancak şu unutulmamalı ki, İstanbul'un Gölcük'e göre zemini daha sağlamdır. Ama yapıların sağlamlığı soru işaretidir. Dikkat edilerek yapılan binaların ayakta kalacağı kesindir.
Prof. Dr. Simav BARGU: (araya giriyor): Marmara denizindeki fay hareketleri incelendiğinde güneye doğru kaydığı gözleniyor. Tehlike güney için mi geçerli?
Prof. BARKA: Fayın kuzeyinde gerilme sözkonusu. Kuzey için tehlike var. Güneyde böyle bir tehlikenin olduğuna katılmıyorum.
Prof. BARGU: Bence güneyde hareketlenme daha fazla. Ben de size katılmıyorum.
Prof. BARKA: 12 senedir biz bu proje üzerinde çalışıyoruz. Bu benim kişisel değil ekibin düşüncesi.
Prof. Dr. Ülben EZEN: Tahmin etmek başkadır, belirlemek başkadır. Belirlemek demek günü, tarihi ve şiddetini bilmek demektir. Bugün depremin kaynağına inen yok. Deprem olması için bir çatlağın ve bunun üzerine yük binmesi gerekir. Bununla da yetinmemek lazım. Deprem olması için fay kırıldıktan sonra sürüklenmesi için basınca da ihtiyaç vardır. Bu da yetmez dışarıdan da enerji gelmesi gerekir. Kuzey Anadolu fay hattı Marmara'ya kadarki bölümünde çok hızlı hareket eder. Ama Marmara bölgesine geldiğinde bu rahat alanı bulamaz. Ben Barka'ya katılmıyorum. Artçı şoklara bakarak sismik boşluklar saptanamaz. Bunlara bakılarak tahmin yürütülemez. Yoksa insanlar sokağa çıkamaz hale gelir. 1939 depremi incelendiğinde ortaya bu sonuçlar çıkıyor.
Prof. BARKA: Sayın Ezen bir çok şeyi birbiren karıştırıyor. Kendisi 1939 ile 1992 arasındaki verileri karşılaştırıyor. Bu bilimsel olarak geçerli değildir. Bu yapılamaz.
Prof. EZEN: Nasıl olmaz efendim? Siz çarpma işlemiyle basit bir hesap yapıyorsunuz sonra da ortaya çıkıyorsunuz. Sismolojiyle uğraşan herkes kaynağı biliyor. Bunu kabul edelim.
Prof. BARKA: Söylediğiniz gibi sistem karmaşık değil.
Prof. EZEN: Elinizde bilimsel hiçbir şey yok. Ne matemetik ne de fizik bilimi olarak.
Prof. BARKA: İnceleyin, bulursunuz.
(Telefon hattından Barka çekiliyor)
Mehpare ÇELİK: (telefonda): Şu anda bir travma yaşıyoruz. Bunun sebebi siz değerli bilim adamlarısınız. Hepiniz farklı telden çalıyorsunuz. (Bu arada Prof.Dr. Barka dayanamaz ve stüdyoya gelir. Tartışma devam eder!)
Onları çürük binalarda öldürdük
HACETTEPE Üniversitesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erçin Kasapoğlu, bilim adamlarının yakın gelecekte İstanbul'da deprem beklediklerini söylediklerini hatırlatarak, yaşanacak muhtemel bir depreme karşı, çalışmalara hemen başlanılması gerektiğini söyledi. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından düzenlenen, Öncesi ve Sonrası ile Deprem ve Geleceğimiz konulu seminerde konuşan Kasapoğlu, İstanbul'da yaşanacak bir depremin "herkes için felaket" olacağını kaydederek, şehirde bina etüdleri yapılması gerektiğini bildirdi. İstanbul'da 10 milyon insanın yaşadığını hatırlatan Kasapoğlu, üniversitelerle birlikte yapılacak ortak çalışmalar ile yıkılması kesin ya da muhtemel binaların tek tek belirlenmesi gerektiğini söyledi. Birlik Başkanı Yavuz Önen ise muhtemel bir depreme yıllardır dikkat çekmeye çalıştıklarını ama "insanların 17 Ağustos'u yaşamadan kendilerini umursamadıklarını" söyledi.
YÜZDE 30'LUK HATA
Yavuz Önen, şunları kaydetti: "Sözümüzü dinletemedik. Kullanılamaz binalara soktuk insanları ve öldürdük. Uyarılarımıza rağmen, ekonomimizin yüzde 30'unu deprem bölgesine inşa ettik. Fay hattına tünel, köprü, yol yaptık. Umarım, Marmara ve İstanbul'da bir daha asla deprem olmaz, zira olursa ekonomimiz inanılmaz kötü olur."
Yalan haber panik getirdi
İnternet sitesindeki bir yalan haber İstanbul'un kâbusu oldu. Habere göre 14 Aralık'ta dev bir deprem olacaktı.
DÜN, Teksas Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Patrick Shaw'un ağzından Türk İnternet sitesi www.medyakolik.com'da , "En geç 14 Aralık 1999'a kadar Marmara bölgesinde 7.9 şiddetinde bir deprem olacak" diyen bir haber tüm Türkiye'ye yayıldı. Ancak halkı dehşete düşüren bu haberi, bizzat Dr. Shaw'un kendisi yalanladı. Asıl mesleğinin İngilizce öğretmenliği olduğunu söyleyen Dr. Shaw, kimseye kesinlikle olası bir depremle ilgili bir açıklama yapmadığını belirtti. Dr. Shaw, zaten uzmanlık alanının sismoloji veya pozitif bilimle hiçbir ilgisinin bulunmadığını da sözlerine ekledi. Böyle bir haberin kendi ağzından verilmesine çok üzüldüğünü söyleyen Show, "Kamuoyunun büyük tepkisini çeken, insanları dehşete düşüren bu asılsız haberin sorumluların cezalandırılması gerekir," dedikten sonra "Türkiye'ye geçmiş olsun," diye sözlerini bitirdi.
Vatanın tümü deprem sathı
SELÇUK Üniversitesi (S.Ü) Mühendislik Mimarlık Fakültesi Genel Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Aydın, depremler ülkesi olan Türkiye'de, sadece Marmara'da değil, Anadolu levhası üzerindeki her yerde yer sarsıntıları olabileceğini belirterek, İstanbul halkının bu kadar tedirgin edilmesini yadırgadığını belirtti. Prof. Dr. Aydın, Düzce depreminin ardından televizyonlara çıkanların çoğunun konunun uzmanı olmadığını savunarak, "Doğrusu halkın bu kadar tedirgin edilmesini doğru bulmuyorum. Depremden sonra herkes yer bilimci oldu," dedi. "Anadolu levhası üzerinde her yerde deprem bekliyorum," diyen Prof. Dr. Aydın, ama zaman tayin edilemeyeceği için, halkı gereğinden fazla korkutmayı doğru bulmadığını bildirdi. Aydın, herhangi bir yerde meydana gelen yer sarsıntısı "diğer levhaları kesin tetikleyecek" dememenin de doğru olmadığını söyleyerek, "Olabilir de, olmayabilir de... Ne zaman olacağını da bilemeyiz. Çünkü, Erzincan depremi niye tetiklemedi diye sormak gerekir," dedi. S.Ü Eğitim Fakültesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Akif Akkuş ise Kuzey Anadolu Fayı'nda dengenin bozulduğunu belirterek, denge kuruluncaya kadar depremler olacağını bildirdi:
İSTANBUL'UN ZEMİNİ İYİ
"Bu depremler diğer plakaları etkileyecektir. Ancak etki ne kadar olacak, o belli değil. Çünkü bu konuda yüzlerce parametreden söz etmek mümkün. Gölcük depreminin ardından Kuzey Anadolu Fayı'nda bozulan dengenin kurulması zamana yayılabileceği gibi, hızlı da olabilir. Çünkü Gölcük ve Düzce depreminin diğer kırıkları ne kadar tetiklediğini bilmiyoruz. Batıdaki depremler doğuyu da tetikleyebilir. Doğuda bir kaç tane düğüm noktası var. Bu faylarda da şiddetli kırılmalar olabilir. İstanbul'un zemini, dolgu alanları dışında, son derece sağlamdır."
|