kapat

14.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


"I like sex very much!"


Kur'an musaf çarpsın ki bu itiraf bana ait değil! Öyle ayıp şeylerle uğraşacak vaktim yok.

Ben şarkısında, filminde, yazısında bir kızım... Üstelik son günlerde pek yalnızım. Şöyle içkisi, kumarı, kötü alışkanlıkları olmayan bir....

Zırvalıyorum... Konu ben değilim. Bugünkü konumuz "sanal alemin prensi" Mahir Çağrı Bey. Bu veciz İngilizce cümle de ona ait. Tarzanca, "Ben seksi pek severim" diyor. Ben de 'yok ya' diyerek konuya ilgi gösteriyorum ve işte, beklenmedik olduğunu söylediği şöhreti kabullenmenin kendinden emin gülümsemesiyle atv Haber Merkezi'nin Ali Kırca'nın karşısındaki koltuğunda oturan Mahir Bey'in bana düşündürdükleri...

***

Şöhretin "istemem yan cebime koy" olduğu durumlar vardır. Ve genellikle de istemeyenlerin yan cebine konur bu şöhret. Mahir Bey'in maharetsiz girişiminin sonucuna medyanın ilgisiyle hep beraber katlanmak zorunda kaldığımızın bilmem farkında mıyız?

Dünya halkının bizi gerçekten tanımadığı kaygısını zaman zaman duymaz mıyız?

Ben duyduğumuz kanaatindeyim. Yoksa yabancıları kastederek en çok söylediğimiz cümle "Bizi sevmiyorlar" olmazdı. (bkz. mutsuz Eurovision günlerimiz)

Ulusumuza müjde! Artık bizi, yani bir Türk'ü nasıl da seviyorlar, onunla ilgileniyorlar.

Bu ne kadar güzel değil mi? Dünya memleketlerinin ince-uzun, güzel-çirkin, patalak ya da düzgün kızları, bedavadan ülkemize gelmek için birbirlerini eziyorlar.

Bunu da mı görecektik? "Sanal prens" Mahir Bey bir kız ahbap edineyim derken, hürraa, "kızlaraltı" oluverdi...

Şimdi bu kadar ilgiden sonra, asıl amaç olan seksten daha ulu görevlere yatay geçiş yapmak zorunda kaldığını ben şahsen kendisi adına üzülerek müşahade etmiş bulunuyorum.

***

Bu "Mahir'e hücum" durumu bana fındık reklamını hatırlattı... Aganigi saganigi lafını (biz saganigi derdik) ilk kez küçükken duymuştum.

Kuş diline benzer bu uydurma laf, kız ya da erkek tavlamayı, daha da ötesi onlarla ayıp şeyler (!) yapmayı kastedermiş. (Ablalar öyle diyolardı, abilerle de böyle şeyler tabiatıyla konuşulmazdı.) Reklamda fındığın nasıra, basura, çaya, çorbaya kısmından ziyade cinsi kudreti artırıcı yönü, alışveriş yapan halkın, esnafın tezgahına üşüşmesine neden oldu değil mi? (Şirin esnaf, güzel insan, sevgili Özkan Uğur'cuğuma benden selam olsun bu arada.)

***

Mahir Çağrı(sını) fındık kırma üzerine yoğunlaş(tır)mışken, Çeçenistan'dan tut da, çevreciliğe kadar filozofi yapmak zorunda kalacağını herhalde pek sanmıyordu. (Olsundu, içindeki filozof yanı pörtlemişti böylece) Şimdi kendisi bir yandan meşaj (!) verirken, bir yandan da gelen taleplerden kafakarış olmuş, "ya şundadır ya bunda" yapıyordur. Ayrıcana, artıkın helvacı kızlarında da bilgasayar vardır zannıma göre.

Zira, tekerlemenin sonu, "helvacının kızında" diye bitiyor bizatihi...

Bu tez-antitez senteze binaen, bir Türk kızına kalma ihtimali yüksek. Helva Türkler'e mahsus bir yiyeceğimizdir bildiğiniz üzre. Bu da bana "hayat acıdır, biber de acıdır, hayat bir biberdir" gerçeğini (!) hatırlattı.

Satırlarımı ünlü Türk düşünürü, uzaylı bir beyin (kendisi Top Kek reklam kahramanımızdır aynı zamanda) "Don't make filozofi" isimli şarkısıyla noktalamak istiyorum...

Mesela şu anda söylüyorum... Duyuyor musunuz?!


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır