kapat

14.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YAVUZ DONAT(ydonat@sabah.com.tr )


Düzce kan ağlıyor

Bolu dağında satıcılar vardır... Kimi patates, soğan satar. Kimi tahtadan yapılmış hediyelik eşya. Kimi de saksı... Testi gibi şeyler.

Yine Bolu dağında lokantalar vardır. Et lokantaları.

Dün baktık da...

Lokantanın... Örneğin Avrasya tesislerinin yerinde yeller esiyor.

"Satıcılar" ise...

Yok olmuş.

Saksılar kırılmış, patates, soğan etrafa savrulmuş.

Açıkçası...

Bolu dağı... Bolu'nun bitişiğindeki Kaynaşlı öylesine sallanmış ki...

Sarsıntıda yollar yarılmış.

Otomobiller savrulmuş.

Kamyonlar takla atmış.

YARDIM YARIŞI
Düzce'deyiz...

17 Ağustos depreminin acısı ile kıvranan Düzce'nin bağrına bir hançer daha saplanmış.

Ama bütün Türkiye Düzce'nin yarasını sarmaya koşmuş.

Kayseri'den, Konya'dan, Niğde'den, Ankara'dan "yardım araçları" geliyor.

Aydın Valiliği'nin, Manavgat Özel Akdeniz Hastanesi'nin, Bilecik Esnaf Kefalet Kooperatifi'nin, İstanbul Şoförler Federasyonu'nun, Zorlu Holding'in, Zonguldak Orman İşletme Müdürlüğü'nün, Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ambulansları... İtfaiye araçları Düzce'nin imdadına yetişmiş.

Anlaşılıyor ki...

17 Ağustos'tan "ders alınmış."

"Tecrübe kazanılmış."

"Organizasyon... Koordinasyon" mükemmel.

PAZARYERİ
Düzce'nin İstanbul Caddesi'ndeyiz.

Belediye binası çatlamış.

Defterdarlık yıkılmış.

Düzce'nin "abide gibi" bir camisi vardı.

Merkez Camii.

Tarihi cami, yerle bir olmuş.

Pazaryeri'ne yöneliyoruz.

Orası daha da felaket.

Celalettin Özdal Parkı "çadırkent" haline getirilmiş.

Çevrede "gönüllüler" gördük.

Sırtlarında "Fatih Haydar Gönüllüleri" yazılı.

Ellerinde birer kepçe.

Önlerinde birer kazan...

Gelip geçene çorba veriyorlar.

Pazar Hipermarket'in sahibi Nejat Gösterişli'ye "durum nedir" dedik.

Marketin enkazını gösterdi.

Ve sonra da şöyle dedi:

- Çok şükür, devlet zamanında geldi. Market gitti ama, canımız sağ... Allah devlete zeval vermesin.

DEVLET SAĞOLSUN
Herkes diyor ki "kışlık çadır verilsin. Başka bir şey istemeyiz."

Sağa, sola bakarak yürüyoruz.

Osman Öney İşhanı, öne eğilmiş.

Otel Seren'in kendi gitmiş, tabelası kalmış, yadigar.

Aksu pasajı "öyle."

Sonra taksi durağındayız.

Burası, Cuma akşamına kadar taksi durağıymış.

Duraktaki otomobillerin hepsi de enkaz altında.

"Ekmek teknelerini" kaybeden şoförler, gözyaşı içinde.

Bir kenarda bir babayiğit "hüngür hüngür."

- Adın ne arkadaş?

- Kudret Özbay.

- Neden ağlarsın?

- Ağabeyim Turan Özbay enkaz altında... Nüfus cüzdanında "Duran" diye yazar.

- Ağlama, kurtarılır... Bak devlet burada.

- Sağol... Devletim sağolsun.

ULVİYE BACI
Kiremit Ocağı Mahallesi'ndeyiz.

İnsanlar çadırda bile değil.

Sokak ortasında.

Ulviye Bacı ile konuştuk. (Ulviye Bayram)

- Bacım, halin nicedir?

- Görüyorsun... İki bebe ile ortada kaldım.

- Çoçuklar kaç yaşında.

- Biri altı aylık. Diğeri bir buçuk yaşında.

Ulviye Bacı "öteberi" toplamış...

Ağaç dalı... Odun parçası falan.

Onları yakıp, geceyi geçirmiş.

Dedi ki:

- Senden rica ediyorum... Büyüklerimize söyle, bana bir çadır versinler.

YARDIM YARIŞI
Yanımızdan "vıjt" diye bir ambulans geçiyor.

Tekirdağ Belediyesi'nin.

Sonra "ekmek yüklü" bir araç.

Ankara Belediyesi'nin.

Bir başka ambulans.

Üzerinde "San Clinic" yazıyor.

Sonra kavşakta duruyoruz.

Polise, yol soracağız.

Polis de üzgün.

Dokunsak ağlayacak.

Polis arkadaşı (Hanifi) enkaz altında kalmış.

Kurtarılamamış.

Biz polisle konuşurken...

Yardım araçları vızır vızır geçip gidiyor.

Erzurum'dan, Edirne'den, Kahramanmaraş'tan kalkıp, Düzce'ye gelmek kolay mı?

Ama felaketi duyan koşmuş.

İnsanımızın yardımseverliği göz yaşartıyor.

ATATÜRK'ÜN DOKTORLARI
Ve Hastane'deyiz.

Yaralı Düzce'nin, hasarlı hastanesinin, bahçesinde.

GATA'dan tanıdığımız... Güneydoğu gazilerine yardım etmek için çırpınırken tanıştığımız bir binbaşı ile kucaklaşıyoruz,

Dr. Ali Şehirlioğlu ile.

- Komutan, durum nedir?

Doktor Binbaşı anlatıyor.

GATA'dan 17 kişilik bir sağlık ekibi Düzce'ye yetişmiş.

Sonra İzmirli doktor Fatih Bey'i (Sarıalioğlu) görüyoruz.

- Doktor, ne zaman geldiniz?

- İzmir, 9 Eylül'den 21 kişilik bir ekip koştuk, yetiştik, çalışıyoruz.

"Kartal Hastanesi destekli Tekirdağ tıp ekibi" de burada.

Nereye baksak bir doktor.

Doktor Ahmet Demircan.

Doktor Rıdvan Atila.

Doktor Niyazi Özçelik.

Doktor Gülay Öcal.

İzmir, 112 Acil Servis'ten Doktor Sedat Canko.

Ankara'nın, İstanbul'un... Her yerin "Acil Servis" araçları Düzce'de.

Büyük Atatürk kendini boşuna Türk doktorlarına emanet etmemiş.

Rahat uyu Atam.

Doktorların görev başında.

OKAN'IN MAHALLESİ
Şimdi de Cedidiye Mahallesi'ndeyiz.

Bizim Okan Müderrisoğlu'nun ailesi bu mahallede.

Evlerinin "önü" düzgün.

Arkası ise...

Gelip, geçeni selamlarcasına eğilmiş.

Babası, Okan'ı görünce başlıyor ağlamaya.

Sonra...

Okan'ın annesi Asiye Hanım düşüp, bayılıveriyor.

Okan diyor ki "Haydi, sizleri Ankara'ya götüreyim."

Aile ise direniyor:

- Komşularımız buradayken... Açıktayken... Bizim Ankara'ya gitmemiz yakışık alır mı?.. Burada kalacağız... Yaralı komşuların yardımına koşacağız.

DÜZCE İL OLSUN
Güzel Düzce, bahtsız Düzce.

Geçmiş olsun.

Düzce'nin kanayan yarasını tedavi etmek, acısına merhem sürmek için acaba ne yapsak...

En iyisi...

Bu büyük ilçemizi "il yapmak."

Düzce bunu hak etmedi mi?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır