kapat

14.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NURİYE AKMAN(nakman@sabah.com.tr )


Kışlalı'nın ağabeyi ilk kez konuştu...

Sizinle kardeşinizi yitirdiğiniz günlerde çok konuşmak istedim. Hem konuşamadığıma, hem de bunu sizden istediğime üzülüyordum.

- Tabii medyadaki arkadaşlar sizin gibi ilk günden itibaren ilgi gösterdi. Biliyoruz acınızı ama bizden böyle bir şey istediler diyorlardı. Ben kusura bakmadım ama beni anlamalarını rica ettim. Çünkü fiziki olarak konuşacak durumda değildim. Hâlâ çok rahat hissetmiyorum kendimi. Şimdi ilk defa konuşuyorum. Ne hissediyorumun cevabını İlhan Selçuk'un bir yazısında buldum. "Sen hiç öldün mü arkadaş" diyordu. Onu sütunuma aynen aldım. Ondan sonra, yeğenim Altınay'ın yolladığı e-mail'de bir teselli buldum.

- Onu da yazdınız. "Çok sevdiğimiz bir insanı kaybettik ama Allah bize onunla birlikte nice başka güzellikler verdi" diyordu.

- Evet. "Babamın ölümüyle harekete geçen, duygusal ve derinden, en yalın tepkilerini gösteren nice insanlar, nice yazılar, nice konuşmalar, nice bakışlar, bizlerin bile ölümünden sonra sürecek bilgiler, ilkeler, parklar, bulvarlar, derslikler vs... Bunlar ne güzel şeyler! Şükürler olsun Allah'a bize yaşadığımız acılarla birlikte yolladığı güzellikler için, umut için" diyordu. Ondan sonra Ekonomist'te çalışan oğlum Murat, bir yazı yazmış. O da diyor ki "Pek çok kişi, amcam böyle bir cinayete maruz kaldığı için bizim ailenin çok talihsiz olduğunu düşünüyordur. Ben her gün Allah'a şükrediyorum bana böyle bir amca, böyle bir aile ve böyle bir memleket verdiği için." Bu düşünceler benim ne düşünebileceğimin hudutlarını çizdi.

- Ve bu olgun düşünceleri dile getirenler çok genç insanlar.

GENÇLER DAHA GÜÇLÜ
- Gençler daha realist, daha güçlü, daha bilinçli. Ben hâlâ olaya soğukkanlılıkla bakamıyorum. Yani tahkikat ne oluyor, katil bulunur mu bulunmaz mı konularını düşünemiyorum. İnsanlardan çok büyük bir ilgi gördüm. Bundan dolayı çok duygulandım. Bunun beni rahatlaması lazım ama pek fazla rahatlatamadı.

- Ateş düştüğü yeri yakar ve alevler yana yana biter. Kolay değil tabii.

- Doğru. Belki birazdan sorarsınız, şimdiden söyleyeyim. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ilk günden itibaren gösterdiği olağan dışı ilgiye yorumum şu: Ahmet son yıllardaki yazıları, konferansları ile Silahlı Kuvvetler'in mevcudiyetine esas teşkil eden şeyin bayraktarlığını yapıyordu. Bir bilim adamı olarak Kemalizm'i büyük kitlelerde popüler hale getirdi.

- Aslında bu konuya girmek istemiyordum. Ama madem açtınız sorayım. Bundan sonra, Kemalistler'e yönelik olası suikastlarda eğer ordu cenazeye böyle tam kadro katılmazsa, bundan önce öldürülen Kemalistler'in cenazelerine de katılmadığı hatırlanırsa, durum nasıl yorumlanabilir?

- Silahlı Kuvvetler'in eğitim sistemine bakarsanız, 15 yaşından itibaren bunlar Kemalizm ile ve laik Türkiye Cumhuriyeti'ni savunmakla yetişiyorlar. 100 bin kişilik subay kadrosunun varlık sebebi bu. Ahmet, hasbel kader Silahlı Kuvvetler'in çok benimsediği bir konunun sivil hayatta savunuculuğunu yaptığı için ona sahip çıktılar. Ahmet'in hiçbir üst düzey subayla tanışıklığı dahi yoktur.

- Yok mudur?

- Yoktur. Harp Akademileri'nde ders veren benim. 3 sene üst üste bu Güneydoğu ile ilgili kitabım nedeniyle oraya davet edildim. Ahmet davet edilmedi. Şimdi sorunuza geleyim. Bugüne kadarki durumlar hakkında yorum yapmak istemiyorum. Ama Ahmet'in geçmişinde Silahlı Kuvvetler'i en küçük bir şekilde şüpheye düşürebilecek bir şey yok.

- Diğer suikasta kurban gidenler içinde TSK'yı şüpheye düşüren şeyler mi vardı?

- Şimdi ben yani kimse hakkında bir şey söylemek istemiyorum sadece Ahmet ile ilgili söylüyorum. Ve bugünkü durum çok başka. Silahlı Kuvvetler 28 Şubat'tan itibaren tavrını başka türlü koyuyor. Bundan sonra inşallah bir suikast daha olmaz. Yani kim bunu yapıyorsa, böyle lalettayn bir şey yapmıyor, epeyce gürültü çıkaracak bir şey yapıyor. İnşallah bundan sonra Ahmet gibi Kemalizm'i koruma durumunda olanlar, Ahmet kadar kendilerini güvende hissetmezler.

- İki kardeş her konuda benzer mi düşünürdünüz?

- Tam ayrıldığımız bir alan hatırlamıyorum ama sporda olabilir. Ben hem Galatasaray hem Fener'de spor yaptım. İki kulübe de sempati duyarım. Ahmet yalnız Fenerbahçe'ye sempati duyardı. Onun dışında tabii anlaşamadığımız konular olmuştur. Mesela, 12 Eylül'den sonra, 1984 PKK başlangıcına doğru olan dönemde Ahmet Güneydoğu'da jandarmanın, polisin yanlış hareket ettiğini ve halkın bu yüzden kaybedildiğini düşünürdü. Fakat ben bunun bir siyasetçi yaklaşımı olduğunu, oy kaybetmemek için böyle söylediğini düşünürdüm. Ben devletin bir güvenlik sistemi var. Bundan vazgeçilemez derdim.

AİLENİN BİLİMADAMI
- Siz şahin, o güvercin miydi yani?

- Emin olun, ne ben şahinim ne o güvercindi. Birçok konuda beş aşağı beş yukarı aynı şeyleri paylaşmışızdır. Şu vardı; Ahmet gerçekten çok demokrat, her fikri dinlemeye açıktı.

- Siz her fikri dinlemeye o kadar açık değil misiniz?

- Hayır, ben o kadar açık değilim. Gerçek bir bilimadamı olarak bazı şeyleri böyle radikal bir şekilde reddetmezdi. Bilmediği şeyleri öğrenmek isterdi. Benim inceleme alanlarıma atfen, bazen iltifat ederdi, "Bu ailede bilimadamı olacak asıl sendin" derdi. Bilhassa bu güvenlik konularındaki araştırmalarıma itimat ederdi.

- Birlikte yapmak isteyip de yapamadığınız en son neydi?

- Ben kahveyi çok severim. Kahve merakım ona da yansımıştı. En sonunda Avrupa'ya çok gide gele o da yeni bir kahve makinesi almıştı ve bana ondan ikram etmek istiyordu. Maalesef kısmet olmadı. Ankara dışında onun da bir küçük evi var. Ben hafta sonları daha muntazam gidiyorum. O daha seyrek gelirdi. Orada daha ziyade spordan konuşurduk. Bir de bazen Bülent Bey'le ilgili.

- Ecevit?

- Evet. Çünkü onun özel bir yeri vardı. Biliyorsunuz, Bülent Bey onu Yankı'dan yazılarıyla tanıyıp 77 seçimlerinde kontenjandan aday gösterdi, İzmir milletvekili oldu. Sonra Ahmet Kültür Bakanlığı yaptı 2 sene. Ahmet, Bülent Bey'e zaman zaman haksızlık edildiğini düşünürdü. Bülent Bey bütün ekibe, eski CHP'lilere küsmüştü. Bunun içinde Ahmet de vardı ama o politikaya pek fazla merakı olmadığı için hiç etkilenmezdi. Bülent Bey'le ilgili duyguları hep olumluydu. Eski eşini kaybettiğinde Bülent Bey'le Rahşan Hanım'ın gösterdikleri yakınlıkları bazen konuşurduk.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır