


Cesur bir Maliye Bakanı!
Ankara...
Bir haftayı tamamladık, İstanbul'a geri dönüyoruz. Ben Ankara'ya samimiyet aramaya gelmiştim.
Ankara'daki Hükümet, fakirden alıp zengine transfer eden, işsizliği çıldırtan, faizleri yükselten, dolar bazında yüzde 25 reel faizlerle devlete para satan, dolar sahibi dealler Toniler'le Joniler'in, yerli bankacı rantiye Erollar'la Mustafalar'ın yılda en az 10 milyar dolarlık bir soygun yapmasına zemin hazırlayan, ülkeyi gerileten fakat ahlâksızlığı ve rüşveti büyüten enflasyonu indirmeye baş koymuş bir hava yarattı. Sanki Ecevit ve Bahçeli, devletin kara deliklerini kapatmaya karar vermişlerdi. Bunda ne kadar samimiydiler? Ben ve kalemim Ankara'ya bu samimiyeti bulmaya, bulursam destek vermeye gelmiştim.
Bulabildim mi?
Bulamadım...
Enflasyonu yüzde 25'e indirmek için işçinin, memurun ücretlerini yüzde 25'e çekmeyi, çiftçinin taban fiyatı artışını yüzde 25'e indirmeyi, bütün halka 10 katrilyon liralık yeni vergi koymayı, 5.6 milyar dolarlık hızlı özelleştirme yapıp, bunun 2.3 milyar dolarını bütçeye gelir yazmayı ve IMF ile Dünya Bankası'ndan 11 milyar dolarlık taze hızlı kredi gelmesini planlıyorlar. Fakat şişmiş, büyümüş, binaperest, danışmanperest, lojmanperest ve makamperest olmuş devlette bir harcama reformu yapmayı düşünmüyorlar.
***
Büyük büyük bakanlık binaları.
Tantanalı genel müdürlükler...
Harcama canavarı olmuş köşkler...
Görkemli orduevleri, polisevleri... Perpa büyüklüğünde Sayıştay binaları yapmayı durdurmuyorlar.
Özel lojmanlarından...
Makam araçlarından....
Danışmanlardan, sekreterlerden...
Korumalarından vazgeçmiyorlar...
100 milyar dolarlık dış borç ile 40 milyar dolarlık iç borcun ne kadarı binaya, binanın içini düşemeye, lojmana, maaşa, dış geziye ne kadarı üretime gitti? Ellerinde bunun araştırması bile yok. Veri tabanına dayalı konuşamıyorlar.
Verimlilik reformu yapmıyorlar.
Verimsiz, torpille işe girmiş memuru işten atmayı fakat verimli çalışan, kendini iyi yetiştirmiş ahlâklı memurun maaşını yükseltecek bir reform yapmayı düşünmüyorlar.
Devletin neleri var?
Ve kimlerin elinde?
Bunun bir envanteri bile yok.
Verimlilik araştırması da yok.
Sözgelimi İngiliz Devleti'nin her devlet dairesinin kapısına yazıp astığı gibi; "Sizden topladığım vergilerden bu devlet kurumuna şu kadar para aktardım ve bu para karşılığında şu işleri yapmaktayım" diyecek bir şeffaflık sergileme arayışında da değiller.
Dolasıyla samimiyet bulamadım...
***
Hakkını yememeliyim, samimi yaklaşanlar da vardı. Örneğin; İçişleri Bakanı Saadetin Tantan, polisi partinin, siyasetin, egemenin polisi olmaktan çıkartıp, doğruların ortaya çıkmasının ve katıksız adaletin gerçekleşmesinin polisi yapmak konusunda kararlıydı. Tantan, israftan kaçan ve verimliliğe dayanan adımlar atmaktaydı. Gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler de verimli çalışmayan 120 gümrük kapısını kapatmış, 200 personeli daha verimli çalışan gümrüklere transfer etmişti. 8 bin 100'e çıkmış gümrük personeli sayısının 5 bine indirilmesi gerektiğini Meclis Bütçe Komisyonu'nda açık açık söylüyordu. Muhalefet milletvekillerinden DYP'li Kemal Kabataş da; "Köy Hizmetleri'ne 575 trilyon lira bütçe koymuşsunuz. 60 bin personeli var. 22 bin iş makinası... Fakat 2 aylık benzin parası ayrılmış... Yani 2 ay çalışıp, 10 ay yatmayı ve köyün adını kullanarak aldığınız paraları şehirde yemeyi mi düşünüyorsunuz?" diyerek bakanları verim düşünmeye çağırıyordu.
Atladığım belki olmuştur...
Fakat bula bula bulduğum samimiyetin hepsi budur.
Bir de cesur Maliye Bakanı!
Maliye Bakanı Sümer Oral, faize ödenecek 21 katrilyon ile sosyal güvenliğe ödenecek 3.6 katrilyon gibi iki kalem harcamanın; toplanması hedeflenen 24 katrilyonluk vergi gelirinin tamamını alıp götürdüğü bir bütçe dengesiyle enflasyonu yıl sonunda yüzde 25'e çekebileceğini söylüyor.
İşte bu en büyük cesaret.
Cesur yürek Sümer!
Maliye Bakanı ile görüştüm.
Çok kararlı görünüyor.
Demek ki, bütün baskılara karşı koyacak. Ve eğer başarabilirse ben onu Cumhuriyet tarihinin en cesur bakanı ilan edeceğim ve alkışlayacağım.
Ankara'da zorda 3 kişi var.
Bahçeli, Ecevit ve Sümer Oral...
Enflasyon 2000 yılı sonunda yüzde 25'e inecekse Ecevit, Bahçeli ve Sümer Oral'ın "harcayalım... daha çok harcayalım..." kesiminden gelecek saldırılara, ayak oyunlarına, siyaset numaralarına göğüs germesiyle gerçekleşecek.