Denizli maç öncesi "Bir sürprizim var" diyordu. İlerleyen dakikalarda gördük ki, Hakan Ünsal takıma, savunmanın sol kanadını takviye için değil, skor silahı olarak konmuş. Kendisini sol açıkta unutturacak ve uzun paslarla kaleciyle karşı karşıya kalacaktı. Bunu ilk 45 dakikada tam 3 defa gerçekleştirdik. Gole ulaşamayışımızın sebebi beceriksizlik miydi, şanssızlık mıydı tartışılır. Ama İrlanda'nın gole ulaşamayışının sebebi tek başına Rüştü'ydü. Milli kalecimiz, harika kurtarışlar yaparak sadece golleri önlemedi, takımın moralini de yükseltti.
Denizli, beşli defansın önüne dörtlü bir orta saha koymuştu. Ama K.Hakan ve Sergen, kanatlarda ve ileride görev aldıklarından orta alanda yük tamamen Ümit'le, Tayfur'a bindi. İrlanda'nın kalabalık olduğu bu alanda 2 kişi bulundurunca, yeşiller, topu çok hızla savunmadan hücuma çıkarma lüksünü elde ettiler.
İlerleyen dakikalarda, Sergen daha ortada oynamaya başlayınca ve de İrlanda'nın ilk hızı kesilince, dengeyi ancak kurabildik. Rakibin tüm savunma taktiği, beklendiği gibi Sergen üstüne kurulmuştu. Onu çok iyi kolladılar, ama Denizli'nin tuzağına düştüler, K.Hakan'ı hep unuttular.
İkinci yarıda Denizli daha kontrollu bir oyunu tercih etti. Ve önce Arif'i sonra da Tugay'ı oyuna alarak klasik futbolumuza döndük. Ancak burada hesaplamadığı birşey vardı. Tugay'ın adeta İrlanda'nın 12. futbolcusu gibi oyuna gireceğini ne Denizli ne de biz düşünebilirdik.
Denizli 0-0'ı düşünürken mağlup duruma düşer düşmez, İrlanda'nın üzerine gitmeye karar verdi. Ve biraz da şanslı bir beraberlik golü yakaladı. Tayfur'un bu çok kritik andaki soğukkanlı penaltısına ancak şapka çıkarılırdı.
Hakem fevkalade başarılıydı. Kritik anda çaldığı penaltı düdüğü, bu mükemmel yönetimin tabii lehimize güzel sonucu oldu. İrlanda, tarihinin 4. play-off'unda da görünüşe göre hüsrana uğrayacak.