  
Peki nasıl?
KANDİLLİ Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mete Işıkara, dün düzenlediği basın toplantısında dikkatleri Marmara'ya çekti... Buradan yani Adalar'ın yakınından geçen fay hattındaki sismik boşluğa işaret etti, direkt olarak söylemese de, Enstitü olarak bir deprem beklentisi içinde olduklarını belirtti...
Peki; bu fay yırtılırsa ne olur?
Bunu hiçbir İstanbullu düşünmek bile istemiyor...
Çünkü Işıkara gibi bu kentte yaşayan 10 milyon insan da çaresizlik içinde olası bir depremi bekliyor...
*
17 Ağustos'tan bu yana depremle yaşamayı öğrenmemiz gerektiğini öğütlüyenlere kızıyorum...
Ve bu öğüdü verenlere soruyorum; ne yapabiliriz?
Bu kenti bir başka yere mi taşıyacağız?
Yıllardır biriktirdiğimiz paralarla aldığımız evlerimizden mi çıkacağız? Varsayalım ki çıktık, bu kış gününde nereye sığınacağız?
Oturduğumuz binaların depreme dayanıklı, zemininin güvenli olup olmadığını kimlere baktıracağız?
Hangi kurumu, kuruluşu arayacağız?
Avcılar'daki binaların hasar derecesi ile ilgili çelişkili rapor verenlere, zemin etüdünü rant haline getirip, milyarlar isteyenlere mi inanacağız?
*
"Depremle yaşamayı öğrenmeliyiz?"
Peki ama nasıl?
Evlerimize, oturduğumuz apartmanlara güvenmiyoruz...
Çünkü nasıl, hangi şartlarda yapıldığını bilemiyoruz..
Bildiğimiz; hepsinin inşaat sırasında denetlenmediği...
Bazı projelerin altında imzaları olan teknik sorumluların inşaatın adresini bile bilmediği...
Belediye İmar Müdürlüğü ekiplerinin nasıl ve hangi teknikle inşaat yapıldığını bir kez olsun gelip görmediği...
Bütün bu gerçekler ışığında 10 milyon İstanbullu ne yapabilir?
Depremle yaşamaya nasıl alışabilir?
Bilen var mı?
Veysel Bey, elini ceplerimizden çek!
İSKİ Genel Müdürü'ne sesleniyorum; kente içilmeyecek su vermekle kalmıyorsun, olmayacak zamanlarda kesintiler yapıyorsun... Bununla da yetinmiyorsun, elini ceplerimize sokup, "Teminat" adı altında para tırtıklıyorsun.. Yeter artık!
Pompanın azizliği!
SABAH-İSTANBUL'da birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan İsmet Ararat, hergün Kadıköy'den İkitelli'ye arabasıyla gidip-gelir...
İsmet titiz, hesaplı biridir... Aracının deposunu ne zaman doldursa, kilometreyi sıfırlar.. Ve bir depo benzin ile yaklaşık 600 kilometre yol gittiğini görür...
Anlattığına göre; en son Üsküdar Nuhkuyusu Caddesi'ndeki BP İstasyonu'ndan benzin alıp, deposunu doldurmuş... Ama bu kez sarı ışık 482 kilometre sonra yanmış...
İsmet Ararat, "Herhalde bana benzin fiyatına hava sattılar" diyor ve bu benzin istasyonu ile ilgili olarak diğer sürücüleri ikaz ediyor...
Ben de bu köşeden Bölge Ticaret Müdürü'ne sesleniyorum; hemen Üsküdar Nuhkuyusu Caddesi'ndeki BP İstasyonu'nun pompalarını denetletin...
İsmet'in mi hesabı yanlış, pompalar mı yanlış belirleyin...
Kadıköy'de trafik keşmekeşi!
KADIKÖYLÜLER, TEM'den Minibüs Caddesi'ne, Ethemefendi'den de Bağdat Caddesi'ne inişi kolaylaştıracağını zannettikleri alt geçidin inşaatı sırasında aylarca sıkıntı çekti...
Bütün beklenti; trafiğin rahatlaması, Atatürk Caddesi'nde yarım saat durulmamamasıydı...
Ama beklenilen olmadı, aksine bu altgeçidin hizmete girmesinden sonra trafik daha çok tıkandı ve hatta araç kuyruğu TEM girişine kadar dayandı...
Peki sebep?
Önce Atatürk Caddesi'ndeki akış yanlış...
Tek istikamet olan bu aksa adım başı yan yollardan katılım oluyor... Bazı noktalardaki katılımlar trafik ışıklarıyla sağlanıyor... Sonuçta; adım başı-dur kalk trafiği durduruyor...
Hele; altgeçidin giriş noktasındaki düzenleme tam bir rezalet... 4 yönden gelen araçlar bu noktada birbirine giriyor... Binlerce aracın aktığı caddeyi, bir tek araç karşıdan karşıya geçerek kesiyor...
Alt geçitten geçen araçlar daracık bir sokağa giriyor...
Bu yetmiyor; Ethem Efendi'ye girecek araçlar, bu kez de bu caddeden çıkan diğer araçlarla kafa kafaya geliyor...
Trafik Müdürü Murat Kurt, belirttiğim güzergahı yarın saat 19.00 sıralarında incelerse yanlış planlamadan, sinyalizasyondan tıkanıklığın vardığı boyutu görecek ve inanıyorum ki konuyu hemen İl Trafik Komisyonu'na getirecek...
*
DİP NOT:
Bana göre Ethem Efendi Caddesi'nin tek yönlü olma zamanı çoktan geldi de geçti bile...
İstanbul İSKİ'den şikâyetçi
ÜSKÜDAR
İtiraz ediyorum, para istiyorlar!
ÇİÇEKÇİ İhsaniye Mahallesi'nde oturuyorum. Su sayacım devamlı yüksek okunuyor. Sayaçta 10 metreküp su harcandığı görülüyor ama faturada 25 metreküp yazıyor. İSKİ'ye gidince itiraz dilekçesi için 2 milyon lira para istiyorlar. Yıldız Eşbe
KAĞITHANE
İtiraza gittim, dışarı attılar!
HÜRRİYET Mahallesi Eğitim Sokak'ta 5 katlı binam var. 1997'de 46 milyon lira usulsüzlük ceza verdikten sonra İSKİ ile sözleşme yaptım. Şimdi 186 milyon lira su parası 302 milyon lira ceza geldi. İtiraz için Aksaray'a gittim, "Sözleşmen yok" dediler. Sözleşmemi gösterince, bu paranın su zammı farkı olduğunu söylediler. İtirazımı sürdürünce, mahkemeye vermemi tavsiye edip güvenlik elemanlarınca beni dışarı attılar. Mehmet Yıldırım
KADIKÖY
Önce yatır sonra itiraz et!
İÇERENKÖY Kuaför dükkanım var. Binada herkes saatini ayırdı. Bunun için paralar ödedik. Bir ay su akmadı. Kullanmadığım suya 50 milyon liralık fatura geldi. Önce bu parayı yatırmamız sonra da itiraz etmemiz söylendi. Türkan Aydoğan
KÜÇÜKÇEKMECE
Resmen haraç alıyorlar!
CENNET Mahallesi'nde iş yerine çevirdiğimiz dükkan için 25 milyon lira fark ödedik. Şimdi 49 milyon lira teminat istiyorlar. Bu resmen haraç. Bayram Oysal
EMİNÖNÜ
El yıkama parası 65 milyon!
LALELİ'de küçük bir işyerim var. Her zaman 3-4 milyon liralık fatura gelir ve zamanında öderim. 65 milyon liralık fatura gelince başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Dükkanda sadece elimizi yüzümüzü yıkıyoruz.
Cüneyt Bundan
BAĞCILAR
Yazık değil mi bu vatandaşa?
GÜNEŞLİ'de eczanem var. Geçen yıl ayda 1 metreküp su harcadığım için, su sayacımın bozuk olduğunu söyleyip söktüler. Ertesi ay 13 milyon liralık fatura geldi. İtiraz edince gelip sayacımı kontrol ettiler ve yanlışı düzelttiler. Şimdi 900 bin lira su parası, 49 milyon lira geçmiş dönem borcu geliyor. Yazık değil mi bu vatandaşlara. Hakkı Kaya
ŞİŞLİ
Suyunuzu keseriz tehdidi!
OSMANBEY Halaskargazi Caddesi İlbey Apartmanı'nda oturuyorum. 87 milyon lira su parası, 288 milyon lira da geçmiş dönem borcu geldi. İtiraz ederek faturaya niye sayaç teminatı yazılmadığını söyledim. Bu parayı ödememiz gerektiğini, sonra da itiraz dilekçesi yazmamı istediler... Aksi halde suyumuzun kesileceğini belirttiler...
İSKİZEDELERE ÇAĞRI: Bizi arayın tepkinizi yayınlayalım, elele verip bu soygunu durduralım.
|